İstanbul 12°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

‘Sizin yerinizde olsam asansöre binmem’

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Eylül 10, 2014

‘Sizin yerinizde olsam asansöre binmem’

DÜN bir okurla görüştük. Yurtdışında. Dışarıda büyümüş, dışarıda okumuş. Sonra memleket deyip dönmüş. Dayanamamış kaçmış. Mühendis. Uzmanlığı asansörler, yürüyen merdivenler. Türkiye’de de bu işi yapmaya çalışmış, yapamayacağını anlayınca yeniden yurtdışına gitmiş. “Türkiye’de asansörlerin denetimi konusunda hizmet veren bir kuruluş için geldim’’ diyor. Tespitleri şöyle: “Son kazada ‘Denetim süresi 1 hafta geçmişti’ deniliyor. Hiç önemli değil. Bu kaza bu süre içinde de olabilirdi. Çünkü Türkiye’de denetim yapılmış olması hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü Türkiye’de denetim adı altında yapılan şey denetim değil. Yasak savmak kabilinden bir denetim yapılıyor. Niye biliyor musunuz? Denetimi yapanların bu denetimin nasıl yapılması gerektiği konusunda hiçbir bilgisi yok. Üstünkörü, ezbere bir denetim yapılıyor. Kontrol edilmesi ve şüphe halinde test edilmesi gereken komponentlerin hiçbiri test edilmiyor. Bazılarına bakılmıyor bile.” Eleştirileri bununla da sınırlı değil. “Bu konuda en üst kuruluş TSE. Ancak TSE’nin bununla ilgili elemanları bile işi bilmiyor. Sözde standardı belirliyorlar ama bunu yapma yetkinlikleri tartışmalı. Hatta bana göre tartışmasız biçimde bu yetkinliğe sahip değiller.’’ Mevcut durumla ilgili tespitleri ise korkunç: “Asansörlerin yüzde 70’i bakımsız, yetersiz ve standart dışı diye bir haber okudum. Çok iyimser bir tahmin. Ben buna ‘Yüzde 85-90’ derim. En iyi görünen binaları denetledik. Oralarda bile durum içler acısı. Sıradan binaları siz düşünün. Bozulmadan bakım yapılmayan asansörler var. Masraf çıkmasın diye yapılmayan tamiratlar, ustanın bulduğu sağlıksız çözümlerle çalıştırılan asansörler. Hem de koca koca şirketlerde oluyor bunlar.’’ Okurumun Türkiye’yi terk etme nedenlerinden biri de bu asansörler. “Eşim, çocuklarım bu asansörlere binmesin diye yeniden yurtdışına gittim. Emin olun asansörleri Allah koruyor olmalı ki, her gün kaza olmuyor. Ama ben sizin yerinizde olsam asansöre binmem.’’   Fuarda Türkiye gururu BİR ay kadar önce Ahmet Nazif Zorlu aradı. “Berlin’de tüketici elektroniğiyle ilgili fuar var. Beraber gider miyiz?’’ diye sordu. Vestel, fuarın en büyük katılımcılarından biri olduğu için bunu bizimle paylaşmak istiyordu. “Kim kim gidilecek?’’ dedim. Ne yalan söyleyeyim, artık seçici oldum. Bugünün medya ortamında değil birlikte seyahate gitmek, aynı havayı solumaktan imtina ettiğim tipler var. “Ertuğrul Özkök, Güneri Cıvaoğlu ve Ekrem Dumanlı’’ yanıtını alınca “Tamam” dedim. Özkök ve Cıvaoğlu her zaman keyifli seyahat arkadaşlarıdır. Dumanlı ile sadece Başbakan’ın gezilerine katıldık, ama o da her zaman zarafetini koruyan, iyi bir yol arkadaşıdır. Neyse pazartesi günü hep birlikte Berlin’e gittik. Fuarın Vestel açısından en önemli özelliği, cep telefonu piyasasına “Venus’’ markasıyla giriş yapmalarıydı. Ahmet Zorlu, Türkiye’nin her yıl cep telefonu ithalatına 6 milyar dolar ödemesinden rahatsızlık duyduğunu, bunu en azından 1 milyar dolar düşürecek bir hamle yapmak istediğini söyledi büyük bir heyecanla Venus’ü anlatırken. Bu telefonla hem pazar payı almayı hem de pazardaki yabancıları “terbiye” etmeyi planlıyor. Samsung’un akıllı telefonlarına hem yapı hem içerik olarak çok ama çok benzeyen bir telefonu neredeyse 4’te 1bir fiyata satacaklar. “Onlar da fiyat indirmek zorunda kalacaklar, bu da Türkiye’nin lehine olacak’’ diyor Zorlu. Telefondan fazla anlamam ancak şık ve becerikli bir telefona benziyor Venus. Benim elimdeki iPhone 5’in tamamından büyük bir ekranı var. Ağırlıkları ise neredeyse aynı. İşletim sistemleriyle ilgili bir şey söyleyemem ama Android olduğunu ve içinde pek çok aplikasyon barındırdığını anlayabildim. Ama beni etkileyen asıl şey telefon değil, bu fuardaki Vestel ve Türkiye oldu.   DEV TÜRK Vestel fuarda Samsung ile birlikte en büyük alana yayılmış katılımcıydı. 3 dönümün üzerinde bir alana Vestel standı yayılıyordu. Ve dünyanın en büyük, en bilinen markalarında yenilik adına ne varsa hepsi Vestel’de de vardı. “Curve” diye bilinen konkav televizyonların en büyüğü Vestel standında gördüğümüzdü. Bunun yanı sıra “OLED” diye adlandırılan ve LED teknolojisinin yerini alacak “organik LED’’ televizyonlar da Vestel’in dünya çapındaki rakipleriyle beraber geliştirdiği bir teknoloji olarak sergileniyordu. Bu teknolojide ışık kaynağı olarak LED yerine elektriğe duyarlı ve elektrikle renklenip ışık yayan bir organik materyalden yapılmış ekranlar vardı, ancak bu henüz ticari kullanıma hazır değil. Bunun yanı sıra beyaz eşya diye bilinen ev aletlerinde Vestel’in Bosch, Siemens ve Samsung’dan eksiği değil fazlası olduğunu da gördük. Bulaşık makinesinde en az enerji ve en az su harcama konusunda dünya şampiyonu olan makine Vestel’deydi ve aynı unvanı kullanmak isteyen bir rakibi, standında bu konudaki görsellerini kaldırmak zorunda kalmıştı. Bir Amerikan markasında gördüğüm ama 90 bin TL’lik fiyatı nedeniyle yanına yaklaşmaktan korktuğum muhteşem bir dolabın Vestel tarafından üstelik de 10’da biri fiyata satışa sunulduğunu da fuarda gördüm. Dizayn, malzeme ve teknoloji olarak bir Türk markasının dünya devleriyle boy ölçüştüğünü görmek gururumu okşadı.   SADECE VESTEL Mİ? Fuarda göğsümüzü kabartan sadece Vestel olmadı. Beko da yeni logosuyla, hayli geniş standıyla fuardaki bir diğer “büyük Türk’’tü. Her iki üreticimiz de Avrupa’da çok büyük pazar payıyla sektörü domine ettiklerini kanıtlarken, Bosch, Whirlpool ve Samsung gibi devlerin altında ezilmek şöyle dursun dişe diş mücadele ediyorlardı. Görece çok daha mütevazı Termikel’in de geleceğe ilişkin güçlü mesajlar verdiğini fuar vesilesiyle gördüm. Bilirsiniz, böyle şeyler yazmam pek. Ama o kadar gururlandım, öyle hoşuma gitti ki, bu işleri yapan insanlara teşekkür etmek istedim. Eğer Ali Babacan’ın dediği gibi bu dönemde inşaata değil sanayiye önem verilecekse, herkes bilsin ki sanayi buna hazır ve hak ediyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Alkışlamayı bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Başlıyor
Köşe Yazıları
Başlıyor

Fatih Altaylı

Mart 9, 2026

İspanya’nın mesnetli özgüveni
Köşe Yazıları
İspanya’nın mesnetli özgüveni

Fatih Altaylı

Mart 8, 2026

Veled-i Şahi için mi!
Köşe Yazıları
Veled-i Şahi için mi!

Fatih Altaylı

Mart 6, 2026

  • Videolar

Tümü
"Keşke aile olmanın provası yapılsa" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Hasibe Eren & Devin Özgür Çınar & Bedia Ceylan Güzelce"Keşke aile olmanın provası yapılsa"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:35 "Bir Aile Provası" nasıl çıktı? 06:16 Çiğdem nasıl bir karakter? 10:12 Figen nasıl bir karakter? 12:54 "Bir Aile Provası"nı izleyen aileler kendilerinden ne bulurlar? 18:48 Figen ve Çiğdem karakterleri dışarıda birbirlerini sever miydi? 20:27 Kapanış
Şubat 27, 2026
"Bağ kurmak için çatışmak lazım" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tülin Özen & Nilperi Şahinkaya & Bedia Ceylan Güzelce"Bağ kurmak için çatışmak lazım"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:45 Ballı süt severler mi? 01:10 "Ballı Süt" oyunu ortaya nasıl çıktı? 03:00 Oyun karakterleri 04:21 Oyuna hazırlanırken kendi hayatlarından etkilendiler mi? 09:41 Tülin Özen, günümüz gençleri hakkında ne düşünüyor? 14:02 "Ballı Süt" oyunundaki kardeşlik anlatımı 17:40 Oyun provaları nasıl geçti? 18:54 Yolları nasıl kesişti? 21:17 İzleyici oyunda kendileri için ne bulacaklar? 24:51 Bahçe Galata hakkında 26:42 Nilperi Şahinkaya'nın köpeği "Pablo Garcia Perez Fernandez de la Rosa" 27:31 Tiyatro dışında hayatları nasıl gidiyor? 27:58 Tek kelimelik soru - cevaplar 32:45 Kapanış
Şubat 20, 2026
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026