Kapalı oylamada ibra olmayabilirdi

“Genel kurulda ortaya çıkan tablo vahimdi. Sadece kötü yönetim değil, sadece başarısızlık değil, bir de etik ve yasal açıdan doğru olmayan pek çok şey ortaya döküldü. Açık söyleyeyim; kapalı oylama ile yapılsaydı ibra olmayabilirdi.”

– Mali Genel Kurul’da ortaya koyulan çok net tabloya ve hem mali, hem sportif açıdan çok açık olan büyük başarısızlığa rağmen Dursun Özbek nasıl ibra oldu?

– Bu sorunun yanıtını ben de çok merak ediyorum. Çünkü genel kurulda ortaya çıkan tablo vahimdi. Sadece kötü yönetim değil, sadece başarısızlık değil, bir de etik ve yasal açıdan doğru olmayan pek çok şey ortaya döküldü.

Birkaçını sayarsak:

– Seçimi kaybettikten sonra eski tarihli karalar almışlar ve bunlara dayanarak işlem yapmışlar fakat bilgisayarlarda bu tarihler duruyor. Hem suç hem de ahlaken yanlış.

– Galatasaray hisselerine tedbir koymak istemiş. Hisseleri elinde tutan kurum buna izin vermemiş. Bunun üzerine bir kamu bankasına bağlı aracı kurumda hesap açmışlar. Ve işlemi oradan yapmışlar. İşlem eski görünüyor ama işlemi yapan aracı kuruma geçiş tarihi seçimden sonra. Açık bir suç.

– Başkan Özbek, kendi otelinde tur operatörlerine 35-40 Euro’ya sattığı odaları, en büyük müşterisi haline getirdiği Galatasaray’a 90-100 Euro’ya satmış. Yeğeninin 2 ay boyunca kim olduğunu bilmediğimiz bir arkadaşıyla kaldığı odayı günlüğü 150 Euro’dan Galatasaray’a fatura etmiş.

– Kasa kolaylığı diye verdiği paraya faiz işletmiş. Ancak bu paraya faiz işleteceğine ve bunun bir kredi olduğuna ilişkin bir yönetim kurulu kararı yok. Üstelik burada bir başka suç daha var. Özbek Turizm bir finans kuruluşu değil. Faizle borç veremez. Verirse bu tefecilik olur.

– Kendi seçim bürosunun masraflarını Galatasaray’a ödetmiş.

Bunlar birkaçı. Ama bir teki bile ibra olmamaya yeterken ibra oldu. Dursun Özbek’i ibra edenlerin üç farklı motivasyonu vardı. Birincisi iyi niyetli olanlar. “Ya iyi kötü hizmet etti. Artık gitti. İbra edelim de ayıp olmasın” diyen iyi niyetli Galatasaraylılar.

İkincisi bilgisiz olanlar. Ne olup bittiğini dahi anlamayan, geleneklere uyarak “Başkanlar ibra edilir” diyenler. En kalabalık kitle bu ikisi.

Bir de üçüncü grup var ki, onlar felaket. Bunlar Galatasaray’dan nemalanan, iş bulan, iş yapan, Galatasaray’ın üzerinde asalak gibi yaşayan, buradan kendine şöhret, iş hayatında basamak, kendince kimlik sahibi olmak için Galatasaray etiketine ihtiyaç duyan tufeyliler. Menfaat çetesi.

Açık söyleyeyim, kapalı oylama ile yapılsaydı ibra olmayabilirdi.

KABUS; ÖZBEK’İN GERİ GELMESİ

– Bu tartışmalar futbol takımını nasıl etkiler?

– Şimdilik etkilemez. Ama genel kurul sonrası futbolcular arasında bir panik olduğunu biliyorum. Yeniden Özbek geliyor zannetmişler ve moralleri bozulmuş. Futbol takımının kabusu, Özbek yönetiminin geri gelmesi diyebilirim.

SÜREKLİ LAF ATTILAR

– Kongre gerginliklerini neye bağlıyorsunuz?

– Dursun Özbek ekibi bir ayı aşkın süredir bu genel kurula hazırlanıyordu. Salonda kimin nereye oturacağını bile planladılar. Salonda hakimiyet hissi vermek için farklı bölgelere konuşlandılar ve konuşmacıları sürekli laf attılar. Olay, Mağazacılık A.Ş.’nin eski genel müdürü 45 yıllık arkadaşım Ali Öğüdücü’nün konuşması sonrasında patladı. Ali, Mağazacılık A.Ş. adına eleştirilere yanıt verdi ki, söylediklerinin çok önemli bir bölümü doğruydu. Bu arada salondan birisi Ali’ye laf attı. Ali de kürsüden inince bu kişiye gidip fiziki tepki gösterdi. Yapmaması lazımdı ama kendisini tutamadı. Açıkçası tatsız bir genel kurul oldu.

YAPTIĞI, HAKARETTİR REZALETTİR!

– Dursun başkanın kongre sonu yaptığı “görüşürüz” işaretini yeniden seçime girmek için söylediğini düşünebilir miyiz? Girerse kazanır mı?

– Söylediğiniz çok doğru. İlk kez bir başkan ve onun taraftarları ibra olduk diye çıkıp böyle bir sevinç gösterisi yaptılar. Demek ki, çok korkuyorlarmış. Çünkü suçlarını biliyorlar. Rezilliği biliyorlar ve sevindiler. Ve yine ilk kez sabık bir başkan, Genel Kurul’u tehdit etti. Ben bunu daha önce hiç görmedim. Genel Kurul üyelerine parmağını sallayarak “Görüşeceğiz” dedi. Bu genel kurula hakarettir. Rezalettir ama Özbek’ten beklenmeyen bir şey değildir.

Seçime gireceği kesin. Seçim ofisini çalıştırmaya başlamış bile. Bu bile Galatasaray’dan farklı bir beklentisi, bir hesabı olduğunu göstermeye yeter. Kazanır mı, kazanmaz mı, bilemem. Genel Kurul’un fikrine ipotek koyacak halimiz yok. Ancak kazanırsa Galatasaray’ın sonu olacağını söyleyebilirim. Biraz rakibe de bağlı. Karşısına kimin çıkacağına. Dursun Özbek’i destekleyenler arasında çok arkadaşım var. Onlar dahi yönetiminden memnun değiller. Hatalarını onlar da söylüyorlar. Burnunun dikine gidip sürekli hata yapmasından onlar da rahatsızlar. Ama konuya akıllarıyla değil, genelde duygularıyla yaklaşıyorlar.

***********

BENİM GALATASARAY’IM BU DEĞİL

– Televizyondaki konuşmanızda “Ben artık G.Saray’ın bu tartışmalarında yokum” dediniz. Ne anlama geliyor bu?

– 1970’lerden beri Galatasaray’ın içindeyim. Siz de gayet iyi biliyorsunuz. Ali Tanrıyar başkanın en yakınlarından biriydim. 1991’de Alp Yalman’ın adaylığı sırasında içinden çıktığım mekteplilerle Galatasaray konusunda ayrı düşünür olduk. Ben Galatasaray’ın mektep fikrine hapsolmasının Galatasaray’a uzun vadede zarar vereceğini düşündüm. 1994’ten sonra da genel kurullardan uzak durdum. Ta ki, 2001’e kadar. 2001’de Uzan tehlikesine karşı Galatasaraylılar’dan gelen baskı ile yeniden Galatasaray’a döndüm. 2. başkan olarak. Ancak yönetimlerde bir daha yer almak istemediğimi söyledim. Rahmetli Özhan Canaydın’ın 2. başkanlık teklifini reddettim. Ama tüm bu süreçlerde başkanlardan gelen hiçbir yardım teklifini reddetmedim. Elimden geleni yaptım. Ama bugün gelinen nokta benim Galatasaray’ımı tariflemiyor. Kavgalı genel kurullar, tepeden inme başkanlar ve etraflarında fanatik çıkar grupları. Bu bana uymuyor. Bakın Alp Yalman, Bakan olmadan önce 18 yıl yöneticilik yaptı. Keza Faruk Süren. 1978’de Ali Uras’ın yanında başladı, 1996’da başkan oldu. Özhan Canaydın 1986’da yönetime girdi, 2002’de başkan oldu. Şimdi böyle bir tecrübe ve birikimle başkanlığa gelme olayı yok. Ama kavga, hakaret var. Eskiden eleştiri vardı, şimdi bölünmüşlük var. Faruk Süren’i de çok eleştirdim ama dostluğumuz bozulmadı. Şimdi bunu anlayacak bir kafa yok Galatasaray’da. O zaman ben yokum.

***********

FATİH TERİM VE ALBAYRAK FAKTÖRÜ

– Galatasaray, Trabzonspor’u yenerek önemli bir virajı döndü…

– Trabzon maçı Galatasaray’ın bu sezon en iyi futbolu oynadığı maç oldu. Müthiş bir ilk yarı oynadılar. Maçın genelinde de çok iyiydiler. Gomis gününde olsaydı skor başka olurdu. Bu futbolla zor tökezler. Yeter ki böyle oynamaya bu arzulu futbola devam etsinler. Sahaya çıkarken takımın yüzüne bakın. Birkaç ay önce sahaya suratı asık çıkan takım, şimdi neşeyle çıkıyor. Bu da sonuca yansır, futbola yansır. Bunun 2 nedeni var; birincisi Fatih Terim, ikincisi Abdurrahim Albayrak.

TERİM’İN EN İYİ TRANSFERİ SELÇUK

– Selçuk’un yeniden geri dönüşümü nasıl yorumluyorsunuz?

– Fatih Terim’in en iyi transferi Selçuk oldu. Geçmişte iyi ki getirmiş takıma. İki ay önce sahaya çıktığında ıslıklanan Selçuk, pazar akşamı en çok alkışlanan futbolcu oldu ve bunu da hak etti. Benim gördüğüm şu: Terim gitti, Selçuk futbolu bıraktı. Terim geri geldi, Selçuk yeniden futbola döndü.

YILIN GOLÜ AMA SAYILMAMALIYDI

– Muslera’nın 51 metreden yediği golle ilgili ne düşünüyorsunuz?

– Çok güzel gol ama bence geçerli olmaması lazımdı. Çünkü Trabzonlu oyuncu atışı yerinden kullanmıyor. Top tam durmadan vuruyor. Bu eğer beraberlik golü olsaydı kıyamet kopardı. Fakat sonuçta şahane bir gol. Yılın golü. Bu golden Galatasaraylı futbolcuların öğrenmesi gereken çok şey var. Maç 90 dakika ve sürekli konsantre olmak şart. Maç bitti derken gidebilir. O atışı o kadar rahat yaptırmayacaksın. Topun önünde duracaksın. Savunmanın yerleşmesi için zaman kazanacaksın. Profesyonel futbolcu böyle yapar.

OLCAY YÜZÜNDEN DÜŞMAN MI OLSUNLAR!

– Maç sonu skorbord yazısı anlaşılamadı, Trabzonlular kızdı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

– Lüzumsuzluk, gereksizlik, terbiyesizlik, ayıp. En iyi dost olduğumuz kulüple niye kavga ediyoruz anlamıyorum. Olcay Şahan yüzünden iki kulüp düşman mı olsun!

GALATASARAY İKİ ÖNEMLİ MAÇINI ALIRSA LİG BİTER

– Bu hafta bütün şampiyonluk adayları kazandı? Yarış galiba kopmayacak…

– Son haftaya kadar yarış gidecek gibi görünüyor. Galatasaray’ın, Başakşehir ve Beşiktaş maçlarının sonuçları ligin ne zaman biteceğini gösterir. Bu maçları Galatasaray kazanırsa, -ki sahasında oynayacak- lig biter. Berabere kalırsa lig devam eder. Yenilirse de devam eder ama Galatasaray için iş zorlaşır.

***********

KARTAL’IN SORUNU GOL

– Beşiktaş çok kötü oynadı ama kazandı. Sizce bu düşüş neden?

– Beşiktaş’ın en büyük sorunu gol. İyi oynasa da gol atamıyor. Kötü oynasa da gol atamıyor. 3. şampiyonluğun peşinde koşan takım golcüsünü satarsa böyle olur. Wagner Love’dan performans alamazsa böyle olur. Quaresma’dan yoksun kalırsa iş iyice zor olur.

TALİSCA’YA BU PARAYI VERMEM

– Beşiktaş sizce Talisca’yı almalı mı?

– Beşiktaş’ın bundan sonraki hedeflerine ve Talisca’nın fiyatına bağlı. Fiyat galiba 21 milyon Euro. Alırsa Türkiye’de bir takımın transfer ettiği en pahalı oyuncu olur. Ben kulüp yöneticisi olsam bu parayı Talisca’ya vermem. Ama Oğuzhan’ı iyi fiyata satarlarsa olabilir.

***********

FENERBAHÇELİLER KONGREYE KONSANTRE

– Fenerbahçe’nin farklı galibiyetini nasıl yorumluyorsunuz? Sizce seçim yüzünden Aykut hoca biraz yalnız kaldı mı?

– Kayseri’de bir genç, Aziz Yıldırım’a “Şampiyon adayınız kim?” diye sordu. Yanıt vermedi. Fenerbahçe takımdan daha çok kongreye konsantre olmuş gibi görünüyor. Aykut Hoca yalnız kalmış olabilir ama aslında olması gereken de bu değil mi idealde?

***********

EMRE BELÖZOĞLU HAKEME KIRMIZI ÇIKARMALIYDI!

– Bu hafta Emre Belözoğlu’nun hakem itirazları çok konuşuldu. Hatta maçı Emre yönetti yorumları var. Siz ne dersiniz? Hakemler, Emre’den korkuyor mu?

– O maçın hakemi her kimse çok şanslı. Emre çok iyi niyetli davrandı. Emre’nin yerinde bir başka futbolcu olsa, hakemin o umursamaz ve Emre’yi kaale almaz tavırları sonrasında hakeme kırmızı kart gösterip soyunma odasına yollardı. Ben o pozisyonda Emre’nin hatalı olduğunu düşünüyorum. Hakeme kırmızı kart göstermeliydi! Böyle hakem mi olur! Emre’yi dinlemiyor, Emre’yi takmıyor. Benim gördüğüm kadarıyla hakem Emre’den korkmadı. Korksa “Özür dilerim Emre abi, bir daha yapmayacağım” der maçtan sonra da Emre’den özür dilerdi. Emre de bundan sonraki maçlarda biraz cesur davranmalı. Böyle bir hakem gördü mü, kırmızı kartını çıkarmalı!