Hep yiyen yemedi, hep atan atamadı

İki kötü teknik direktörü birbiriyle toplarsan, çıkanı iki kötü teknik direktörün karesiyle çarparsan ne sonuç elde edersin?

Cebir soru gibi görünse de aslında matematiğin en basit kuralını bilirseniz sonucu bulmanız mümkün!

Sıfırı sıfırla toplayıp, iki sıfırın karesiyle çarparsan elde edeceğin rakam sıfırdan başka bir şey olmaz.

Bu yüzden de bu maçın sonucu sizi hiç şaşırtmasın.

Günlerdir beklenen derbi başladığı zaman sahadaki görüntü şuydu:

Fenerbahçeli futbolcular, “Karşı takım bizden daha güçlü ve kaliteli. Üzerlerine gitmeyelim başımıza iş almayalım” diyordu.

Galatasaraylı futbolcular ise “Hoca maçtan önce beraberlik iyi sonuçtur diyor. Üstlerine gitsek biz bunları belki yeneriz ama sakata gelmek de var. Pek de ısrarcı olmayalım”

Maç bu havada başlamışken, Fenerbahçe’nin golü geldi.

Serdar Aziz kendini savunma oyuncusu değil de, seyirci yerine koyunca gol oldu ama hakem faul dedi.

Var mıydı, yok muydu emin olamadım doğrusu.

Sonrası Türkiye Süper Ligi’nin en kalitesiz futbolu.

Galatasaray Gomis’le tek, Fenerbahçe Janssen’le tek pozisyon, maçın ilk yarısı bitti.

Galatasaray “Bilmediği” bir futbol oynuyor, Feghouli ile Belhanda sahada kaybolmuştu ilk yarı.

Onlar olmayınca Galatasaray da yoktu.

Hakem ise çok kolay çıkardığı sarı kartlarla kırmızı kartlara alt apı hazırlıyordu sanki.

İkinci yarı başlarken açıkçası Tudor’un, Belhanda’yı oyundan çıkarıp yerine Selçuk’u alacağını umuyordum ama bunu yapmak için teknik direktör olmak lazımdı.

Belhanda kötü oynamanın yanı sıra göz göre göre kırmızı kart için aranıyordu.

İkinci yarı da tatsız tuzsuz devam ederken, arada bireysel yeteneklerle birileri bir şey yapmaya çalışıyordu ama bu da asla pozisyona dönüşemiyordu.

İki titrek teknik direktör, “Aman maç böyle bitsin” diye dua ediyordu.

Türkiye’nin en büyük iki takımına hasbelkader teknik direktör olmuş bu adamlardan Tudor, Belhanda’yı çıkarmamakta ısrar ediyor, Kocaman ise Giuliano’nun yerine Alper’i almamakta ısrar ediyordu. Ben bunu düşünürken, Belhanda ceza alanı içinde penaltı almaya çalıştığı sırada atılarak Tudor’un ne kadar kötü bir teknik direktör olduğunu kanıtlarken, imdadına Kocaman yetişti ve o da Giuliano dururken oyundan Valbuena’yı çıkararak Alper’i oyuna aldı.

Galatasaray yine bir derbide eksik duruma düşmüştü ama asıl eksik kulübedeydi.

Tudor adlı zavallı bir şeyler yapma ihtimali olan tek kişi Gomis’ken oyundan Gomis’i çıkarıp, yerine Eren Derdiyok’u oyuna soktu.

Eren’in derdi yoktu ama Galatasaray’ın çok açık bir şekilde Tudor diye bir derdi vardı.

Sahada görünen çok açık bir şey vardı. Fenerbahçe yetenek olarak yetersizlikten oynayamıyordu; Galatasaray ise berbat bir teknik direktöre sahip olduğu için oynayamıyordu.

G.Saray sezon başından beri başarılı olduğu sistemi bırakmış, aptalca bir futbol oynuyor; Fenerbahçe ise bu aptallıktan dolayı rahat, yeteneksizliğinin sıkıntısını yaşamıyordu.

Yemin ediyorum, maçtan bir gün önce Tudor gitse ve yerine Florya’nın çaycısı Vahit gelse ve takıma “Geçen haftalarda nasıl oynadıysanız çıkın aynısını oynayın”dan ibaret bir taktik verse Galatasaray maçı kazanabilirdi.

Sonuç olarak berbat bir doksan dakikanın ardından Süper Lig’in her maç gol atan takımı maçı gol atamadan, Süper Lig’in sezon başından beri gol yemeden maç tamamlamayan takımı ise maçı yemeden tamamladı.

Bu rezil maçı boşverin.

Ben size başka bir şey söyleyeyim. Galatasaray’ın işi zor.

Belli ki, Tudor denilen yeteneksiz adam Başakşehir, Beşiktaş gibi büyük maçlarda bu takımı taşıyamayacak.

Bu da bu maçların tamamında en az iki puan kaybı demektir.

Tudor’un bu takıma yapacağı en büyük iyilik, iyi antrenman yaptırıp maç taktiklerine karışmayıp “Çıkın bildiğiniz gibi oynayın” demektir.

Oyuncu değişikliklerine de saha içindeki oyuncular kendi aralarında karar verirse ya da tribünde oylama yapılırsa Galatasaray rahat şampiyon olur.

Yoksa bu Tudor’la iş gerçekten çok zor.

Normal şartlarda bu maçı kazanan Galatasaray, Fenerbahçe’yi ligin dışına atıp rahatlayacak, puan farkıyla korku tüneline başlatmış olacaktı.

Şimdi önünde Trabzon, Başakşehir ve Beşiktaş maçları var ve 3 puan çıkarırsa iyidir diyeceğim neredeyse.

Hakeme gelince…

Maçın sonucundan memnun olanlar arasına onu da koymak lazım.

Maçın skoruna açıkça etki etti.

Fenerbahçe’nin golünü, Galatasaray’ın penaltısını yedi.

Kart kullanmakta ise ne kadar beceriksiz olduğunu gösterdi.