Terim ile % 40’tı Luce ile % 49’a çıktı

“Zor görünmekle beraber imkânsız değil. Daha önce de söyledim. Terim’le gitme ihtimalimiz yüzde 40 ise Lucescu ile gitme ihtimalimiz yüzde 49’a çıktı. Ukrayna’dan 1 puan alabilseydik yüzde 90 giderdik.”

– Önce en çok tartışılan konudan başlayalım. Yabancı sınırlaması hakkındaki fikriniz nedir?

– Yabancı sınırlaması olabilir ya da olmayabilir. Bu tartışılabilir, bir karara varılabilir. Ama öncelikle şunu söylemem lazım. Böyle bir federasyon olabilir mi? Bakın aynı federasyon yönetimi, aynı federasyon başkanı döneminde önce yabancı oyunculara çok keskin bir sınırlama getiriyor. Fenerbahçe lobisinin arzusu, isteği ve hatta belki de emri doğrultusunda. Aradan çok değil 1 yıl geçiyor, aynı federasyon yabancı sınırlamasını neredeyse tamamen kaldırıyor. Bu nasıl bir çelişkidir? Bu nasıl bir tutarsızlıktır?

MANTIKLI BİR SINIR OLMALI

Yabancı sınırlamasına gelince… Ben ifrattan da tefritten de korkarım. Bunun makul, mantıklı bir sınırı olmalı. Yani; Türk asıllı futbolcuların rekabet edebileceği bir oran… Bu benim belirleyeceğim bir şey değil. Ama ne bileyim tüm kadroda 10, sahaya çıkacak kadroda yedekler dahil 8, oynayan kadroda 6 gibi bir oran olabilir. Hatta biraz daha ileri gidilip Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanmış takımlara fazladan iki yabancı kontenjanı verilebilir. Bu oturulup tartışılarak karar verilebilecek bir konu. Süper Lig’deki tüm teknik direktörlerin katılacağı bir arama konferansı yapılıp tartışılabilir. Dünyadaki örneklere bakılabilir. Ama şurası kesin ki, sert bir sınırlama yerli futbolcular üzerinde olumlu etki yapmıyor, tam aksine yerli oyuncuların hak etmediği değerlere çıkmasına neden oluyor. Tarık Çamdal’lara, Ozan Tufan’lara ve benzeri futbolculara çok yüksek bonservis bedelleri ve maaşlar verilmesine neden oluyor.

İZLANDA’YI YENELİM YİNE HESAP YAPARIZ

– Türkiye, sizce Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası’na katılabilir mi?

– Zor görünmekle beraber imkânsız değil. Daha önce de söyledim. Terim’le gitme ihtimalimiz yüzde 40 ise Lucescu ile gitme ihtimalimiz yüzde 49’a çıktı. Ukrayna’dan 1 puan alabilseydik yüzde 90 giderdik. Şimdi zor ama imkânsız değil. Şu İzlanda’yı bir yenelim sonra yeniden hesap yaparız.

BELKİ DE MOTİVASYON İÇİN BÖYLE YAPTI

– Oğuzhan krizi için yorumunuz nedir?

– Ben bir kriz görmüyorum. Lucescu yapar böyle şeyler. Bilmiyoruz. Belki de motivasyon için böyle yaptı. Sonuçta alması iyi mi oldu, kötü mü oldu ona bakmak lazım. Milli takım hocalığı riskli kararlar almayı gerektirir.

TAKIMDAŞLIK DUYGUSU VE EMRE İLE OĞUZHAN’I BEĞENDİM

– Milli Takım’da en çok kimleri beğendiniz?

– En çok takıma hakim olmaya başlayan takımdaşlık havasını beğendim. Emre Belözoğlu’nu beğendim. İkinci maçta Oğuzhan’ı beğendim. Arda’nın yeniden doğuşunu ve takımda liderlerden biri olma arzusunu beğendim. Savunmadaki genç Çağlar’ı beğendim.

TEKNİĞİMİZ İYİ FİZİK ALT SEVİYEDE

– Hırvatlar Ukrayna’dan daha iyi takım. Sizce ne fark vardı? Biz nasıl yendik Hırvatlar’ı?

– Çok doğru. Hırvatlar daha iyi takım ama bazen de oynanan futbolun ters gelmesi diye bir şey var. Sonuçta Hırvatlar teknik bir takım. Ukrayna ise fiziksel bir takım. Biz teknik takımlarla daha iyi baş ediyoruz ama fiziksel takımlara karşı koymakta zorlanıyoruz. Çünkü bizim de teknik kapasitemiz kötü değil ama fizik kapasitemiz çok alt seviyede. İlk maçtaki kadro hatalarından da arınınca Hırvatlar’la başa baş oynayabildik. Ama bakalım İzlanda karşısında aynı rahatlığımız olacak mı? Fizik futbol oynayan hızlı takımlara karşı savunma yapmakta zorlanıyoruz.

LUCESCU’NUN TAKINTILARI YOK

– Gelelim Lucescu’ya. İlk maçta herkes eleştirdi. Ama ikinci maçta herkes ustalığından söz etmeye başladı. Siz Lucescu için neler söyleyeceksiniz?

– Türkiye’de futbol ya da spor böyle bir şey… Galatasaray Başkanı yerden yere vuruluyordu. Üç Anadolu takımını yendi takım; Dursun Özbek ‘efsane başkan’ muamelesi görmeye başladı. Aykut Kocaman sihirbazdı. İki puan kaybetti; arkasına teneke bağladılar. Aynı durum Lucescu için de geçerli. Ben Lucescu’nun zayıf takımları, güçlü takımlar karşısında iyi oynatan, sonuç aldıran bir hoca olduğunu baştan beri söyledim. Bir önemli yönü de duygusal değil, rasyonel bir adam olduğu için hata yaptığı zaman hemen dönüyor. Takıntıları yok. Varsa da az. Hayatına hükmetmiyor o takıntılar. Lucescu’un usta olduğu kesindir. Bu unvanı ne bir maçta kazandı ne de bir maçta kaybeder. İlk maçın kaybının en önemli nedenleri Şener ve İsmail’di. O yanlıştan hemen döndü mesela. Takımda da akılcı değişiklikler yaptı. Bunları doğru yaptığınız anda takımın da saygısını ve güvenini kazanıyorsunuz. O da size maçı kazandırıyor.

 

EN BÜYÜK EKSİKLİK OMURGASIZLIK

– Milli Takımımız’daki eksiklikler nelerdir?

– Milli Takım’da en büyük eksiğimiz omurgasızlık. Takımın güvenilir, birbirini tanıyan, çok beraber oynamış bir omurgası yok. Yani başarılı bir kulüp takımından alıp koyabileceğiniz 5 kişilik bir grup yok. Birbirini tanıyan, nerede nereye atacağını ezberlemiş oyuncularımız yok. Eskiden Galatasaray veya Fenerbahçe bu omurgayı oluştururdu. Bu takımlar iyiyse Milli Takım da iyi olurdu. Şimdi her oyuncu başka yerden geliyor. Bu da sıkıntı yaratıyor.

 

YABANCI OYUNCU KONTE NJANINDA KİMSE ANALİTİK DÜŞÜNMÜYOR

– Sanki tek yerden düğmeye basılmış gibi. Bir anda futbolcular bile kısıtlanmanın gelmesini istemeye başladı. Sizce neler oluyor?

– Basınımızın zaviyesinden ötürü tek yerden düğmeye basılmış gibi oluyor. Herkes genelgeçer bir fikir oluştuğu anda peşine takılıp gidiyor. Kimse analitik düşünmüyor. Futbolcular tabii ki sınırlama ister. Hatta hiç olmasın ister. Çünkü onların gelirleri, değerleri artacak. Ama kalitesiz yerli oyuncularla takımlar ne yapacak? Avrupa’da nasıl başarılı olacak? Yerli oyunculara verilecek yüksek paralarla takımlar nasıl belini doğrultacak!

EN AZINDAN KİLO VER GÖRÜNTÜN FORMDA OLSUN

-Ozan Tufan en çok eleştirilen oyuncu. Ancak bu konuda eleştirilerin dozu kaçmaya başladı. Siz neler söyleyeceksiniz?

– Bizde eleştirinin dozunun kaçması çok sıradan bir olaydır. Övgüde de yergide de dozu ayarlayamayan tipik bir doğu toplumuyuz. Ama Ozan da bunu hak etmiyor değil. Yahu profesyonel futbolcusun, en azından bir kilo verirsin, en azından görüntün formda olur. Yetenek var ama spor disiplini yok belli ki. Oysa sporun yüzde 95’i sporcu disiplinidir. Gerisi yetenektir. Ya da yeteneğin o kadar yüksektir ki, disiplinsiz olsan bile idare edersin ama yine de bir yere kadar idare edersin. Ozan’da yetenek var ama bir Sergen yeteneği değil. O zaman disiplinle bunu kapatacaksın. O da yok. Bu durumda da eleştirilir. Ozan’ın yapması gereken bu eleştirilere kulağını biraz açacak ve kendine bakacak. Disipline girecek.

 

GALATASARAY’IN YERLİLERİNİN KAFASI EKSİK

– Hırvat maçında bir tane Galatasaraylı oyuncu yoktu. Bu sizi rahatsız etti mi?

– Etmedi. Niye etsin ki! Kimi alacaktı Galatasaray’dan. Gomis’i mi, Belhanda’yı mı, Maicon’u mu, Fernando’yu mu, Rodrigues’i mi? Tolga’yı da alamaz çünkü Milli Takım bu sezonki Galatasaray gibi oynayamıyor. O zaman Tolga da oynayamaz. Ben de olsam Galatasaray’dan alacak kimsem olmazdı. Çünkü Galatasaray’ın yerlileri ya formda değil, ya da kafaları eksik.