Çok kötü bir Galatasaray

Hocasız Galatasaray Gençlerbirliği’ni yendi,

Maçın son dakikalarında golü yedikten sonra Lig TV kameraları Gençlerbirliği oyuncularının yüzlerine zoom yaptığı zaman golün sevinci kursağımda kaldı,

Çünkü onlar galibiyeti Galatasaraylı futbolculardan çok istemiş, çok hak etmişlerdi,

Üstelik bir de penaltıları verilmemişti,

Gerçi Galatasaray’ın da bugüne kadar verilmeyen çok penaltısı vardı ama yine de o çocuklar için üzüldüm,

Çünkü maç boyunca verdikleri mücadeleyi hayranlıkla izledim,

90 dakika boyunca topun olduğu her yerde 4 Gençlerli oyuncu vardı,

Galatasaray’ın her taç atışında bütün olasılıkları kapatan, her atağında topla oynayanı ve pas atacağı arkadaşlarını tutan Gençlerli oyuncular vardı,

Galatasaray ise müthiş bir lagarlık içindeydi,

Maçı bitse de gitsek havasında oynadılar,

Sahaya ne bir yetenek, ne bir zeka koyabildiler,

Gençler, Galatasaray’ı sahanın iki kenarına itiyor, orada bir kalabalık yaratıp her seferinde topu kapıyorlardı,

Ne sahada, ne de kenarda bunu görecek bir tek Galatasaraylı olmadığı için 90 dakika boyunca en az 30 kere ataklar böylece eridi gitti,

Bir kişi de “Yahu kenardan çok kötü sıkıştırıyorlar, Topu ortadan getirip, direk oynayalım” demedi,

Servet, bomboş kafa toplarını bile hep rakibe attı,

Orta saha ile savunma arasında inanılmaz bir uyumsuzluk vardı,

Sabri bu takımda olmaması gerektiğini bir kez daha kanıtladı,

Mehmet Topal en kötü maçını oynadı,

Takımda futbola benzeyen bir şey oynayan bir Lincoln bir de Arda vardı,

İşini iyi yapan da bir Volkan ve bir de Emre,

Galatasaray isteksiz, sistemsiz berbat bir futbol oynadı,

Ama futbolun adaleti olmadığı için, “Deli” Hasan Şaş akıllı bir futbolcu, Ümit Karan iyi topçu, Lincoln de büyük yetenek olduğu için maçı kazandı,

Ama bu futbolla kazansa ne olur, kazanmasa ne!