Her şeyiyle iyi bir otomobil!

Son zamanlarda ne zaman yolda bir Mitsubishi’ye denk gelsem, ki bu pek sık olmuyor, aklıma hep aynı şey geliyordu.

“Yahu bir zamanlar bu Mitsubishi ne şahane otomobillerle yollarda olurdu. Ne oldu bunlara, artık yapmıyorlar mı, yoksa Türkiye’ye mi gelmiyor”.

Bir zamanların en popüler, en iyi SUV’larından biri olan Pajero’yu, 1990’ların ilk yarısı için devrimci bir otomobil olarak görülen ve Eagle Talon olarak da satılan Eclipse’i, aynı dönemin muhteşem otomobili Mitsubishi 3000GT VR4’u yapan üretici neredeydi!

Otomobil editörümüz Yiğit arayıp “Mitsubishi gelecek” dediğinde bu sorular aklımdan bir kez daha geçti ve bir L200 geleceğinden emin olduğum halde, “Hangi Mitsubishi” diye sordum yine de!

“Eclipse abi” dedi.

Şaşırdım.

Hala var mıydı?

Neyse ki, ekledi “Eclipse Cross”.

Ertesi gün Mitsubishi Eclipse Cross gazetenin garajına girince doğrusu şaşırdım. Böyle bir şey beklemiyordum.

Eclipse Cross deyince benim aklıma gelen araziye de uyumlu olabilecek hale getirilmiş, dört tekerden çekişli, bir binek otomobiliydi.

Audi Allroad’un ya da Volvo Crosscountry’nin benzeri bir şey.

Onların biraz daha sportif hatta tek kapılı olanı gibi bir araç bekliyordum.

Ama karşımda dört dörtlük bir orta boy SUV vardı.

ARKA KISMI HONDA HAVASINDA 

Üstelik hiç de fena görünmüyordu.

Modern, iddialı çizgiler, keskin ve kesişen hatlar, şık led farlar ve enfes bir arka görünüm ile bayağı alımlı bir SUV karşımdaydı.

Ancak açık konuşmak gerekirse, özellikle arka bölümünün görüntüsünün de etkisiyle bir Mitsubishi değil daha çok bir Honda’ya benziyordu.

Hatta Honda’nın CRV’sinden daha fazla Honda’ya benziyordu, daha doğrusu Honda havasına sahipti.

Dışarıdan bakınca Mitsubishi Eclipse doğru düzgün proporsiyonlara sahip, özenli çizgilerin ve önde geniş panjuru ve iri sis farlarının, zarif farlarla bütünleştiği bir görünüm sergiliyor.

Arkada ise oldukça etkileyici bir stop lambaları grubu var.

Üstten birleşen stop lambaları, biraz Honda’nın Civic’teki arka görünümünü andırırken, arkadaki camın, kapağın alt tarafına da inerek görüşü zenginleştirmesi de hoş duruyor.

18 inçlik hayli havalı alaşım jantlar biraz daha büyük olsa daha iyi olacak izlenimi verirken, otomobilin alt tarafını çepeçevre dönen ve marşpiyer bölgesinde kırmızı bir şeritle şıklaştırılmış karbon görünümlü çerçeve de gayet iyi bir ekleme olmuş.

LEXUS’LARDA GÖRÜLEN SİSTEM KULLANILMIŞ

Eclipse Cross’un içine girince, görünümün aksine hayli tutucu bir manzara ile karşılaşıyor sürücü.

Her şey olması gerektiği kadar.

Ne bir fazla, ne bir eksik.

Üzerinde ses düzeni ve cruise kontrol butonlarının olduğu direksiyon simidi ayarlanabilir türden.

Derinlik ve yükseklik ayarı yapılabiliyor.

Direksiyonun arkasında analog göstergeler ve ortasında minik bir bilgi ekranı var. Dashbord’un ortasına doğru ilerleyince artık tüm otomobillerde bir klasik haline gelen ve ebadıyla genelde otomobilin sınıfına da işaret eden bilgi ve eğlence ekranı duruyor.

Ekran büyük değil, yeterli boyutta. Kullanımı kolay.

İster dokunmatik olarak kullanıyorsunuz, isterseniz alt taraftaki touchpad’den kumanda ediyorsunuz.

Touchpad oldukça ilginç.

Daha önce aynı sistemi Lexus gibi üst sınıf otomobillerde görüyorduk.

Bir kaç Avrupalı üretici de bunu kullanmışlardı. Ama bu sınıfta benim gördüğüm ilk.

Alışıncaya kadar zorlayan bir sistem ama alışınca çok kolay.

Onun altında ise biraz içeriye gömülmüş vaziyette çift bölgeli ve çok iyi çalışan bir havalandırma sistemi yer alıyor.

Bilgi ekranından kumanda edilen müzik sistemi ise oldukça iyi bir markanın.

Otomobillere hi-fi hatta high end müzik sistemleri tasarlamakla ünlü Rockford Fosgate, Eclipse Cross’un da müzik sistemini yapmış.

Marka zaten çok başarılı ve bilinen bir marka ve bu otomobilde de hakkını vermiş.

Bilgi ekranında Apple Carplay ve Anroid auto uygulamaları mevcut.

Mitsubishi Eclipse Cross’ta tüm aktif ve pasif güvenlik donanımları var.

Çarpışma önleyici, adaptif cruise kontrol, şerit takip asistanı, stabilite kontrolü, yokuş kalkış desteği, otomatik uzun farlar, kör nokta uyarı sistemi standart olarak var.

Dış görüş kameraları haliyle mevcut.

MOTORUN GÜCÜ YETERLİ AMA HEYECANI YOK

Gelelim motora.

1.5 litrelik turboşarjlı motor 163 beygir güç ve temiz bir 250 Nm tork üretiyor.

Gücün yeterli olduğunu söylemeliyim.

Heyecan verici bir güç yok ama yeterli.

Sürüşe gelirsek.

Anahtarsız çalıştırma butonu ile çalıştırdığınız aracın, şık otomatik vites kolunu D pozisyonuna aldığınız anda hassas bir gaz pedalı ile yolculuğa başlıyorsunuz.

İlginç olan ise direksiyonun arkasındaki vites değiştirme kolları.

Otomobilin fiyatının ve sınıfının ötesinde bir lüks.

Çok da gerekli olduğunu ve otomobilin bu şekilde kullanılınca çok daha verimli bir güç elde edildiğini söylemeliyim.

Hızlanma ve ara hızlanma değerleri çok müthiş değil ama kötü de değil.

İdare eder dedikleri türden.

Ne de olsa 4 tekerden çekiş bir miktar daha fazla güç harcıyor.

2 tekerden çekişli modellerde daha iyi bir güç olacağını tahmin ediyorum.

Ancak Mitsubishi 4 teker çekişte oldukça tecrübeli bir marka ve bu tecrübeye sahip olmak tüketici için iyi bir kazanç.

Frenler de aynı şekilde.

Viraj kabiliyeti iyi, içerdeki ses düzeyi ise çok iyi değil.

Her şeyiyle beraber iyi bir otomobil.

Düşük tüketimi de ayrı bir avantaj.

Fiyatının tam karşılığı hatta fiyatına göre sundukları çok çok iyi.

Üstelik de Mitsubishi’nin çok yüksek bir kalite ve güvenilirlik çıtası olduğunu da geçmişten biliyorum.

Bu yüzden alınası bir otomobil.

Dediğim gibi fiyatı çok çok iyi.

130 bin TL’ler seviyesinden başlayıp, en üst donanım seviyesindeki 4 çeker modellerde 190 bin TL’ye kadar çıkıyor.

Ancak bugünlerde ekstra bir indirim kampanyası var ve 15 bin TL’yi bulan indirimler söz konusu.

Anlayacağınız bu otomobille büyük heyecanlar yaşamazsınız.

Ama cebiniz de yaşamaz.