Adı gibi havadar!

Bazı okurlardan gelen mailler, “Bütün otomobiller için iyi diyorsun. Hiç mi kötü otomobil yok” diye bir eleştiri yöneltmişler. İlk bakışta haklı bir eleştiri gibi görünmekle beraber, otomobil yazılarımı sürekli okuyanların bildiği bir şey var.

Sıklıkla, “Artık otomobil satın alma kararı vermek zorlaştı. Çünkü tüm otomobil markaları iyi, kaliteli, güzel ve bol aksesuarla donatılmış her türlü teknolojiyi barındıran araçlar yapıyorlar. Artık iş tamamen sizin duygusal bağınıza ve bütçenize kalmış” diye söylüyorum.

Otomobilleri değerlendirirken fiyatı ve sundukları arasındaki ilişkiye bakarak değerlendiriyorum. Gerçekten de artık kötü otomobil hemen hemen yok. Fiyatının karşılığını veren veya vermeyen otomobil var.

Citroen’in yeni Crossover’ı C3 Aircross’un denemem için geleceği söylendiğinde doğrusu biraz keyiflendim. Çocukluğumdan beri Citroen severim. Çok farklı modellerini kullanma hatta zaman zaman sahip olma keyfini yaşamıştım geçmişte. DS 19, DS 21 zamanının en iyi ve ilerici otomobilleriydi kuşkusuz.

Citroen SM, modern anlamda muhtemelen ilk Avrupalı spor sedandı. XM mükemmel bir otomobildi. Son olarak C7’yi de çok heyecan verici bulmuştum. Gerçi son yıllarda biraz sıradanlaşıp, sıradışılığı kardeşi DS’e bırakmış olsa da Citroen Citroen’dir diye düşünüyordum.

Gazetenin önünde Citroen C3 Aircross’u görünce doğrusu biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Karşımda Citroen’in bir önceki modellerinden C4 Cactus’un yenileştirilmiş versiyonunun, biraz Fiat 500X, biraz da Hyundai Kona ile melezleştirilmiş duruyordu. Taklit edilen otomobil olarak bildiğim Citroen bu kez kendini taklit etmiş ve taklitçilerinden de esintiler eklerken,  Fiat’tan da az biraz alıntı yapmış gibiydi.

Ortada çok sevimli, çok sempatik bir otomobil duruyordu ama çok da yeni ya da çok da değişik görünmüyordu. Oldukça genç işi, zıt renklerle şenlendirilmiş gövdesi ve üzerindeki grafik tasarımlarla “şen” bir görüntüsü vardı ,ama o kadar. Yine de “neşeli” ve “çok genç işi” hali çok ama çok sempatikti.

Tombik kaputun önünde led ışıkla aydınlatılmış Citroen logosu krom çizgilerle led gündüz farları ile birleşiyor, alttaki farlar ise geniş havalandırma ızgarası ile bütünleşiyordu. Yüksek tavan ve kocaman camlar havadar bir iç hacmi müjdelerken, tavandaki renkli barlar otomobili hem daha yakışıklı, hem de daha heybetli gösteriyordu.

Alaşım jantlar ise bir Citroen klasiği olarak çok şıktı. Otomobilin arkadan görüntüsü ise oldukça standarttı ve hafiften Mini Countryman, oldukça fazla da Fiat 500 esintileri taşıyordu.

Genel olarak otomobile bakınca bir “yaz esintisi”, biraz California havası, biraz sörf, biraz kırlarda piknik, biraz da beyaz vualden rüzgarda uçuşan askılı uzun elbise giymiş, sarışın bir genç kız görüntüsü hissediyordunuz.

İÇ MEKAN LÜKS BİR SEDAN GİBİ

İç mekan ise dışardan da vadettiği gibi inanılmaz derecede havadar ve geniş. Böylesine küçük bir otomobilde bu kadar geniş bir iç alan bulmak çok şaşırtıcı. Bunun temel nedeni oldukça yüksek tavan.

İstanbul’un İtayan esintili eski binaları gibi tavanın yüksek olması, hacmi metrekare olarak değilse de hacim olarak büyütüyor ve ferahlık hissi veriyor. Analog göstergeler biraz hayalkırıklığı çünkü bu otomobilde insan nedense dijital bir dashboard ve gösterge paneli görmeyi hayal ediyor. Ancak ortadaki büyük bilgi ekranı hayal kırıklığını oldukça yatıştırıyor.

Otomobilin havalandırma dahil hemen tüm fonksiyonları bu ekrandan kontrol ediliyor. İç mekanda kontrol butonu sayısı bu nedenle oldukça azalmış.

Ekranın hemen altında otomobili çalıştırma düğmesi ve onun yanında da çok şaşırtıcı biçimde bu sınıfta pek görmeye alışık olmadığımız sürüş modu fonksiyonlarını ayarlayan bir başka buton var.

Burada bir SUV’da görebileceğiniz şekilde zemin karakterine göre otomobilin sürüşünü düzenleyen sistemleri devreye alan bir buton ve yine sanki bir SUV’muşçasına yokuş iniş kontrol butonu var. Android Auto ve Apple Car play mevcut. Müzik sistemi oldukça iyi.

İç mekanda dashboardun üzerinde bolca kutu, çekmece ve dashboardu ve kapıları kaplayan koltuklarla uyumlu bir kumaş kaplama var. Bu da otomobile çok sıcak ve çok sevimli bir hava veriyor. Koltuklar rahat ve her koltuk farklı biçimlerde yatıp kalkarak bagaj hacmini genişletebiliyor. Otomobilin içi sanki lüks bir sedan kadar geniş ve konforlu. Bu kadar rahat bir mekan sık görülen bir şey değil.

3 SİLİNDİRLİ MOTORUN GÜCÜ YETERLİ

Citroen C3 Aircross’u iki farklı motor seçeneği ile ithal ediyor. Bunlardan biri 1,2 litre turbo benzinli diğeri ise 1,6 litre dizel. Benim denediğim otomobil 1,2 litre benzinli olandı. İlginç olan tarafı ise bu motorun 4 değil 3 silindirli olması. Ama güç konusunda bir sıkıntı yok. Küçük motor 110 beygir güç ve 203 nm tork üretiyor. Bu da 1200 kiloluk otomobili oldukça başarılı bir şekilde götürüyor.

0’dan yüze yaklaşık 11 saniyede çıkan otomobilin hızlanma sorunu yok ama elastikiyette biraz eksiği var. Ara hızlanmalar çok başarılı değil. Ancak C3’ten de bir spor otomobil performansı beklemek manasız bir talep.

C3 Aircross’ta her türlü güvenlik donanımı var. Yaklaşma uyarı sistemi, çarpışma uyarı sistemi, yokuş kalkış desteği gibi…

Ani frenlerde ise dörtlü flaşörler otomatik olarak devreye giriyor. C3 Aircross’un sürüşü oldukça keyifli ve rahat. Muhteşem bir performans yok ama yeterli güç ve kontrol hissi var. Yol tutuş yüksekliğe rağmen çok iyi. Otomobilin dört bir yanına çok rahat hakim olabiliyorsunuz. Geniş camla, büyük aynalar buna imkan veriyor.

Direksiyon tepkileri başarılı. Süspansiyon çok konforlu. Frenler iyi tutuyor ama otomobil sert frende öne fazla yığılıyor. Bagaj hacmi ise müthiş. Uzun bir seyahat öncesi havalimanına Aircross ile gittim. 4 kişi, 3’ü büyük 6 valiz bagaja çok rahatça sığdı. Benim günlük kullandığım kocaman sedan otomobilime sığması mümkün olmayan bagajlardı bunlar.

C3 Aircross toplamda keyifli ve konforlu bir otomobil. 85 ayrı kişiselleştirme seçeneği ile kendinize özel C3’ü tasarlayabileceğiniz hoş bir araç. Daha çok gençlere ve belki de kadınlara hitap eder gibi görünüyor. Verimli motoru ile yakıtı kokluyor gibi bir hali var. Benim kullandığım sırada ortalama 6,5-7 litre yakıt tüketti ki, inanılır gibi değildi. Bu da 45 litrelik depo ile müthiş bir menzil demek. Halen sürmekte olan kampanyalar ile iyi bir C3 Aircross’u 150 bin TL fiyat ile edinmek mümkün.

SEETROEN

Geçmiş yıllarda otomobil dünyasına pek çok yenilik kazandıran Citroen bu kez bir gözlükle karşımıza çıkıyor. Gözlügün adı “Seetroen”. Görmekle markayı birleştiren güzel bir kelime oyunu.

Gözlüğün amacı yol tutmasını engellemek. Araçlarda midesi bulananlar için üretilmiş. Özellikle de otomobil seyir halindeyken telefonu ile oynayan ya da bir şey okuyanlar için. Gözlük dediğim şeyde aslında cam yok.

İkisi önde, ikisi yanda 4 çerçeve. Çerçevelerin içinde mavi bir sıvı hareket ediyor. Yol tutma belirtisi hissettiğiniz anda gözlüğü bir takıyorsunuz ve 10 dakika içinde beyni yeniden senkronize ettiği ve bulantıyı geçirdiği iddia ediliyor.

Ediliyor dedim çünkü beni otomobil tutmadığı için denemem bir anlam ifade etmedi. Ama Citroen, Seetroen konusunda çok iddialı.

Normal gözlüğün ya da güneş gözlüğünün üzerine de takılabiliyor. Tabii takınca biraz komik görünüyorsunuz ama olacak o kadar…