Çaktırmadan yenilenmek: Mercedes C200

Otomobilllerle ilgili yazılarımı takip edenler, Mercedes’in en saygı duyduğum marka olduğunu bilirler. Birbirinden çok farklı ve giderek artan sınıflarda, her zaman ortalamanın çok üzerinde otomobiller imal ediyor olmak, lüks segmentte “Mihenk taşı” ya da “Benchmark” olarak dikkate alınacak araçları üretmek, çok miktarda otomobil üretmesine karşın, pek çok modeliyle büyük klasikler haline gelebilmek, üstelik de bunu yüz yılı aşkın bir süredir hiç ödün vermeden sürdürebilmek, bu markayı benim gözümde saygın yapar.

Abarttığımı düşünüyorsanız S serisinde lüks segmentte, SL serisiyle spor segmentte, G serisi ile SUV’da, AMG GT ile egzotik otomobillerde, McLaren SLR ile süper sporcularda, SLS ve SLR Stirling Moss ile rüya otomobillerde varolabilmenin kolay bir iş olduğunu iddia ediyorsunuz demektir ki, benim buna katılmam mümkün değil.

OTOMOBİLİN GELECEĞİNE İPUÇLARI

Neyse lafı uzatmadan, Mercedes Benz’in bu hafta denediğim yeni C 200 4matic’ine geçelim.
Otomobil endüstrisinde yeniliklere bir yandan öncülük ederken, bir yandan da temkinli adımlarla yaklaşan Mercedes, yeni C 200 ile bu oksimoronun Mercedes markası söz konusu olunca oksimoron olmaktan çıktığını da ispatlamaya çalışıyor. Yeni C serisi 200’de Mercedes otomobilin geleceğine ilişkin ipuçları da veriyor.

6500 YENİ PARÇA

Dışardan baktığınız zaman otomobilin bir önceki C serisi ile çok da büyük bir farkı olmadığını düşünebilirsiniz.

Ben de bu fikre katılırım.

Ancak çok dikkatli gözlerin algılayabileceği detaylarda yapılan bazı değişiklikler bu otomobilin tamamen yeni bir otomobil olduğu gerçeğini aslında biraz gizliyor.

Daha anlaşılır bir şekilde sayılarla ifade etmek gerekirse bir Mercedes C 200 yaklaşık 11 bin 500 parçadan oluşuyor.

Ve yeni C200’de bu parçalardan 6 bin 500’ü tamamen yeni parçalar.

Bunların kimi şaside kimi gövde de kimi elektrik sisteminde, kimi motorda kimi ise iç donanımda yer alan parçalar.  Yani aslında oldukça yeni ve farklı bir otomobil söz konusu.

EQ BOOST NEDİR?

Otomobildeki en önemli değişiklik Mercedes’in yeni “elektrik” konsepti olan EQ Boost’a sahip olması.
Ford’un ECO Boost’u ile söyleniş bakımından benzerlik gösterse de, bu sistem Mercedes’in otomobile yeni bakış açısını da anlatıyor.

Mercedes’in EQ Boost dediği bu sistem 48 volt elektrik üreten bir alternatörün ürettiği elektriğin, motoru doğrudan tahrik eden bir elektrik motoruna da güç üretmesi aslında.

Ve yine bir yenilik olarak marş motorun kayış tahrikli olması.

Alışageldiğimiz sistemlerde kontağı çevirdiğiniz anda marş motoru dönmeye başlar, devreye giren bir mıknatıs vasıtasıyla marş motorunun dişlisi volana temas eder ve motor çalıştıktan sonra dişli ile volan bağlantısı kesilirdi.

KAYIŞLI MARŞ

Mercedes burada bir yenilik yapmış ve bu işi bir kayış vasıtasıyla halletmiş. Bu da motorun çalıştırılmasının daha sessiz gerçekleşmesini sağlıyor.

Benim gibi eskiye bağlı bir adam için çok da hoşa gitmeyen bir değişiklik.

Bana göre kayış demek hızlı yıpranma demek. Ben hala trigger kayışının bile zincirli olduğu günleri özlerim, bana bakmayın siz.

Yeni Mercedes C 200’de 1,5 litrelik turbo beslemeli bir benzinli motor var.

Motor çok verimli ve 184 beygir güç ve 280 nm tork üretiyor.

EQ Boost ise devreye girdiği anda 14 beygir ekstra güç ve 160 nm ekstra tork vererek özellikle turbonun devrede olmadığı devirlerde güç eksiğini tamamlıyor. Bu da otomobilin sürüş esnasında bir turbo araç gibi hareket etmesini engelleyerek, devamlı ve yumuşak bir sürüş sağlıyor.

Motordaki çok önemli bir diğer değişiklik ise bloğun içinde, pistonlarda.

Mercedes bu yeni motorunda konik pistonlar kullanmış.

Pistonlar alttan yukarıya doğru daralan koni şeklindeler.

Bunun faydası ise sürtünmeyi ve vuruntuyu azaltması. Haliyle yakıt tüketimini de azaltan bir yenilik.

GÖRÜNEN AZ GÖRÜNMEYEN ÇOK

Başta da söylediğim gibi otomobilin dış görünümünde öyle aman aman bir değişiklik yok.
Küçük dokunuşlar yapılmış.

Ön havalandırma ızgarası Mercedes’in yeni dizayn konseptine uygun hale gelmiş, farlarda da belli belirsiz değişimler var, arka lambalar çaktırmadan bayağı değişmiş ve ışık izleri farklılaşmış.

Gövdede bir kaç santimlik bir genişleme olmuş. Farlar demişken, Mercedes’in yeni futuristik led far sistemi, arzu edildiği takdirde C sınıfında da opsiyonel olarak mevcut.

BLACKBERYY GİBİ

Yeni C 200’ün iç mekanı da bazı değişimlere uğramış.

En önemli değişiklik direksiyon simidi üzerindeki kumandalarda.

Daha şık ve daha modern kumanda butonları yerleştirilmiş.

Eskiye alışık olanlar için farklı bir deneyim.

Ancak fonksiyon kumanda butonunun eski Blackberry telefonlardaki ile büyük benzerlik gösterdiğini keşfedince biraz daha rahat kullanabildim.

Bunun dışında iç mekan hemen hemen aynı kalmış.

Opsiyonel olarak ortadaki bilgi ekranını büyütebiliyor ve S sınıfındaki gibi 10,25 inçlik bir ekran seçebiliyorsunuz. Denediğim araçtaki ekran bu büyük akrandı.

Otomobilin işletim sisteminde çok köklü değişiklikler yok.

Analog görünümlü dijital gösterge panelinin ekranı sürüş moduna veya arzunuza göre değişebiliyor.

Elektrik kumandalı koltuklar olması gerektiği gibi, ahşap alüminyum karışımı dashboard oldukça şık.

Arkadaki diz mesafeleri sınıfına göre iyi.

C sınıfının içi, genişlik dışında S sınıfından farklı değil neredeyse.

Bagaj hacmi bile S’e yakın diyebilirim.

HARİKA YOL TUTUŞ

Gelelim sürüşe.

Gerçekten de otomobili çalıştırırken veya şehir içinde otomatik stop özelliği devreye girdikten sonra motor yeniden devreye alınırken, kayışlı marş özelliğinin ne demek olduğunu anlıyorsunuz.

Otomobil sarsılmadan, gürültü yapmadan çalışıyor.

Direksiyonun yanındaki vites kolundan D konumuna getirdiğiniz zaman otomobilin 1,5 litrelik motora rağmen ataklığı şaşırtıcı.

C 200 4 matic yaklaşık 7,8 saniyede 100 kms hıza ulaşıyor.

Motor ara hızlanmalarda da otomobili çok iyi taşıyor.

BİR DE BAĞIRMASA

Ancak motorun tatsız bir tarafı var.

Yüksek devirlerde biraz bağırmaya başlıyor.

9 ileri şanzımanın motorla uyumu iyi, ancak sportif sürüşlere uygun bir hali yok C200’ün.

Süspansiyon çok çok başarılı. Otomobilin içine inanılmaz bir konfor sağladığı gibi, yol tutuş performansını da çok iyi etkiliyor.

C200 4matic’in viraj performansının pek çok spor otomobilden daha iyi olduğunu itiraf etmeliyim. Yoldan çıkarmak imkansız gibi.

Otomobilde modern sürüş destek sistemlerinin hemen hepsi mevcut. Mercedes otonomiye çok yaklaşmış bir halde olduğunu gösteriyor.

Zaten Mercedes bu aracın Avrupa versiyonlarında otonom sürüşe çok yakın bazı özellikler de sunuyor. Türkiye’de ise bu özellikler yok, çünkü kullanılması mümkün değil.

Tüketim değerleri de fena değil. Şehir içi ve şehir dışı kombine sürüşte yüz kilometrede yaklaşık 8 litrelik bir tüketim değeri elde ettim.

Biraz dikkatli bir kullanımla bunu 7’ye düşürmek mümkün olacaktır diye umuyorum.

C200’ün frenleri de iyi. Çok sert deneme frenlerinde biraz sarsıldı ama rahatsız edici düzeyde değildi.

C 200’ün son sürat konusunda da bir sıkıntısı yok.

Ben çok rahatça 240 km/s sürate kadar çıktım.

150 km/s süratin üzerinde aynalardan biraz rüzgar sesi geldi ama bunun dikkat çekici olmasının nedeni otomobilin genelde hayli sessiz olması olabilir.

Mercedes Benz Türkiye C200 4matic’i 340 bin TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunmuş. AMG donanım ise bundan 10 bin TL daha pahalı.

Elbette ucuz değil.

Ancak kurların geldiği noktada mesela bir Renault Kadjar ile hemen hemen aynı fiyatta olması da göz önüne alınmalı.