Dünya kalitesini hissettiren minivan

Türkiye yerli otomobil yapabilmek için babayiğitleri bir araya getirip 2.5 milyar Euro’luk bir yatırım yolunda kolları sıvarken, Türkiye’de bir “küçük” firma, dünyanın en yüksek kalite standartlarına sahip üreticisi için, “üretici” onaylı araç içi dizayn ve imalatı yapıyor. Sözünü edeceğim firma “Okçu”.

Mansory ile birlikte Mercedes van’ların hem teknik hem de iç dizaynını değiştirme lisansına fabrika onayıyla sahip iki firmadan biri.

Onların yaptığı araçlar, doğrudan doğruya Mercedes’in uluslararası bayi ağında, fabrika garantili olarak satışa sunuluyor.

Firmanın kurucusu Şükrü Okçu’yu otomotiv sektörüne ilgi duyup da tanımayan yoktur herhalde. Şükrü Okçu son dönemde talebe ve modaya uyarak lüks veya van tipi araçların iç dizaynına yöneldi. Titizliği ve otomotiv üzerindeki engin bilgisiyle, bu araçların sadece içini değil, sürüş özelliklerini ve konforunu da geliştiren projeler ürtemeye başladı.

Bunun sonucunda da dünyanın en kaliteli “dönüştürülmüş” araç imalatçılarından biri haline geldi.

Son birkaç yılda bayrağı babasından devralan Savni Okçu ise mükemmeliyet çıtasını daha da yukarı taşıdı ve üç nesillik bir gelenekle artık bir dünya markası oldu. Bugün size anlatacağım araç da, Okçu’nun Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergilediği ve dünya basınının çok ilgisini çeken, fuarı ziyaret eden otomobil blogger’larının en çok paylaştığı araçlardan biri olan Mercedes Vito’nun Okçu Individual tarafından imal edilmiş ultra lüks van’ı. Araç aslında Mercedes Vito Tourer’in uzun versiyonu. Ancak yolcu bölümü Rolls Royce veya Bentley kalitesinde, belki de onlardan daha iyi.

Okçu, aracın içini yapmadan önce, süspansiyonda geliştirmeler yaparak işe başlamış. Yumuşatılmış havalı süspansiyon Mercedes’in van tipi aracını bir otomobil konforuna kavuşturmuş. Bu aynı zamanda ağırlığı artan aracın bu ağırlıkla yol tutuş özelliklerinin bozulmamasını da sağlamış. Dışarıdan baktığınız zaman otomobilin bir Mercedes Vito olduğu belli ancak özel bir araç olduğu da anlaşılıyor.

Çünkü ön ve arka tamponlar Okçu’nun kendi dizayn ettiği tamponlarla değiştirilip araca daha kaliteli ve kaslı bir hava verilmiş.

Arkadaki egzoz çıkışları Mercedes’in S sınıfı AMG’lerinde olduğu gibi 4 çıkışlı krom egzozlar takılmış. Ancak açık söyleyeyim bunlar çok önemli değil. Çünkü asıl mesele otomobilin içinde ve teknolojisinde. Otomobilin kapıları sesli kumanda ile “Aç” komutuyla açılıyor. Ve kapı açıldığı anda bambaşka bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Kapı açılınca krom ve kauçuk bir basamak ileri doğru çıkıyor ve sizi aracın içine kabul ediyor. Ancak girip girmemekte tereddüt ediyorsunuz, çünkü zemin çok üst kalite teknelerde görülebilecek türden onlarca kat cilalanmış venge ahşaptan yapılmış ve pırıl pırıl parıyor. Tavan ise Rolls Royce’un Phantom modelinden alışkın olduğumuz fiber optik aydınlatmaya sahip ve yıldızlı bir gecenin gökyüzü gibi ışıldıyor. Rolls Royce’un kullandığı derinin aynısı bu koltuklarda kullanılmış. Aracın içi tamamen deri ve ahşap kaplı.

Okçu bu araçta koyu renk cilalı venge ahşabı tercih etmiş. Bu kadar kaliteli bir venge ahşap işçiliğini İtalyan mobilyalarda bile görmediğimi itiraf etmeliyim.

Vito’nun içi yeniden yaratılmış. Bir Mercedes Vito’nun içinde olduğunuzu anlamanın imkânı yok. Koltuğa oturduğunuz anda ortadaki konsolda bir iPad çalışmaya başlıyor. Aracın tüm kumanda sistemleri bu iPad’e programlanmış. Okçu’nun bu aracından satın almak isterseniz işiniz zor. Çünkü üretim çok sınırlı. Tamamı yurtdışında, Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve Uzakdoğu’ya uzanan pazarlar için üretiliyor ve uzun bir sipariş listesi var. Şansınız varsa belki araya bir tane sıkıştırabilirsiniz. Fiyatlar ise 150 bin Euro.

MULTİMEDYA SİSTEMLERİ ÇOK BAŞARILI

Araçta hava akımını ve aracın nasıl kokmasını istediğinize iPad üzerinden dokunarak karar veriyorsunuz. Perdeleri açıp kapamak, çekmeceleri açmak veya kapamak hep buradan. Gerideki yolcu pozisyonunda oturduğunuz yerde minik butona basarak sürücüyle duofon vasıtasıyla konuşmanız mümkün. Sürücü ile yolcu bölümü arasında açılıp kapanabilir koyulaştırılmış bir cam ve isterseniz inip kalkan bir televizyon var.

Kumandası da iPad üzerinde. Televizyonu açtığınız zaman şaşırıyorsunuz. Araçtaki Bang Olufsen müzik sistemine bağlı televizyon sistemle birlikte cep telefonunuza bağlanıyor ve cep telefonunuzdaki müzikleri çalmanın yanı sıra Netflix ya da Bein Connect üzerinden televizyon izleyebiliyorsunuz. İçerideki lüks bununla sınırlı değil ebet. Sürücü bölümüne sırtı dönük koltukların ortasında IWC marka şahane bir analog saat size zamanı gösteriyor. Saatin hemen altında ise puro nemlendiriciniz ve onun altında da otomotaik saatlerinizi sürekli kurulu halde tutacak bir “saat çevirici” var. iPad’le kumanda edebildiğiniz bir başka özellik ise yanlardan açılıp koltukların önüne gelen masalar. Burada ister çalışabilir, ister kahvenizi içebilir, isterseniz yan tarafta elektrikli olarak açılıp kapanan bardan alacağınız içkinizi, masaj yapan koltuklarınızda otururken yudumlayabilirsiniz.