Bir Alman klasiği

Audi, dört tekerlekten çekiş teknolojisini günlük kullanım otomobillerine standart olarak uygulayan ilk markalardan biri, Avrupa’da ise ilk markaydı. Şehir içi ve hafif arazi kullanımına uygun sedan ve station-wagon otomobillerde bu teknolojiyle rakiplerine üstünlük sağlamış, heyecan verici, kullanışlı, çok amaçlı şahane otomobiller üretiyordu. Küçük A4’ten devasa A8’e kadar tüm otomobillerinde bu teknolojiyi kullanırken, bir de A6 Allroad adıyla, müthiş bir station wagon otomobili tüketiciyle buluşturmuştu.

Sonrasında başka markalar da bu teknolojiye geçince Audi’nin “tek olma” özelliği ortadan kalktı. Fakat Allroad, Volvo Cross Country ile birlikte çekiciliğini sürdüren, üstün kaliteli bir station olarak hep gözde oldu. Otomotiv piyasasını SUV çılgınlığı sarmaya başlayınca Audi de bunun dışında kalamadı. Önce büyük Q7, ardından biraz daha küçük Q5, daha sonra Q3 ve en sonunda Q2 ile bu segmentte de kendini gösterdi. Audi’nin SUV’ları arasında en büyük ticari başarıyı yakalayan kuşkusuz Q5 oldu. İyi satış rakamlarına ulaştı. Makul boyutları, Audi kalitesine rağmen ulaşılabilir fiyatı ve Alman rakiplerinden daha şık olan iç donanımıyla başarısı da yükseldi. Ama ben şahsen Audi’nin SUV’larına hiçbir zaman ısınamadım. Quattro’larına hayran olmama rağmen, SUV’u Audi için hep gereksiz bir sınıf olarak gördüm. Ne Q7, ne de Q5 benim gönlümde Audi A6 Allroad’un yerini alamadı. Yine de işimiz bu olunca, Audi’nin yeni Q5’ini denemek ve sizlere anlatmak gerek.

Test aracımızın 2 litrelik motoru 190 beygir güç üretiyor ve Q5 için oldukça yeterli. Motorun en hoş tarafı sessizliği. Bir benzinli motor kadar sessiz, hatta sarsıntısız. Motorun 400 nm’lik torku da gayet iyi. Motoru çalıştırıp oldukça şık vites kolunu D pozisyonuna getirdikten sonra yola çıkıyorum. Niyetim Q5’i hafif bir offroad’da denemek. 7 ileri vitesli Stronic şanzıman hayal ettiğim kadar başarılı değil. Kullanıcı olarak Audi’den daha iyisini beklediğimi itiraf etmeliyim. Ancak motorun oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. Son zamanlarda kullandığım en iyi 2 litre dizel. 1845 kiloluk otomobili bayağı bayağı götürüyor. Q5’te beni en çok şaşırtan ise daha otoparktan çıkarken altının ortasının otopark rampasında yere sürtmesi. Normal sürüş pozisyonunda olacak şey değil. Zannedersin ki bir SUV değil de bir McLaren. Şehir dışına çıkıncaya kadar aracın yol performansı çok çok iyi. Hızlanmalar çok başarılı. Frenler ise mükemmel. Offroad kullanımda ise uygun olmayan lastiklere rağmen çamurda iyi bir performans sergiliyor. 8.1 litrelik bir tüketim, otoyol ve arazi ortalaması olarak fena değil. Menzil de 700 km’yi aşıyor ki, bu da başarılı.

Audi Q5 sınıfı geçebilecek bir yeni öğrenci. Tek mesele fiyatı. Q5 96 bin Euro’luk bir etikete sahip. Yani 462 bin TL. Açıkçası aynı gruba ait Skoda Kodiaq’ın hemen hemen aynı motora ve güce sahip olanından 200 bin TL daha pahalı. Hadi gel de çık işin içinden. İç çamaşırları daha şık ve kaliteli diye, bu kadar fark olur mu?

Audi Q5’i 5 farklı motor seçeneği ile Türkiye’ye getiriyor. Bunlardan 4’ü 2 litre, biri 3 litre. Biri benzinli, diğerleri ise dizel seçenekler. Benzinli olarak 2 litre TFSI var. 110 ila 140 kW arasında değişen üç 2 litre dizel ve bir de 3 litrelik 210 kW’lik dizel seçeneği var. Bence en makul seçenek 185 kW’lik TFSI motor.

BİR ÖNCEKİ JENERASYON İLE FARKI DETAYLARDA SAKLI

Yeni Q5, her ne kadar bir önceki jenerasyon Q5’i hatırlatan bir görünüme sahip olsa da, aslında detaylarda hayli farklı bir otomobil. Ön görünüm hayli güçlenmiş mesela. Yeni duble gündüz çerçeveleri içine gizlenen led farlar, öndeki büyüyen ızgara ve ızgaranın alaşım görünümlü çerçevesi çok hoş olmuş. Tampondaki hava ızgaraları Porsche Macan’ı andırmasını sağlamış. Arkada ise stop lambalarının çizgileri sertleşmiş, irileşen stoplar arka görünümü daha güzelleştirmiş. Tabii burada metalik tampon altı korumanın içine gömülen egzoz çıkışlarının da etkisi büyük. Hafifçe uzayan boy ise yan hatların zarafetiyle olduğundan da uzun bir hava kazandırmış.

İÇİNDE TİPİK AUDİ DURUMU KORUNMUŞ

Yeni Q5’in içinde de tipik Audi durumu aynen korunmuş. Ancak yeni koltuklar çok şık ve oturaklı olmuş. Deri, alkantara karışımı S line donanıma özgü koltuk kaplamaları ise müthiş güzel görünüyor. Gösterge tablosu tipik Audi. Yıllardır değişmeyen tarzın hafif modernize olmuşu. Opsiyonel olarak farklı, tamamen dijital bir gösterge tablosu seçmek mümkün. Niyeyse test aracında bu opsiyonu bulamadım. Direksiyon simidi çok şık. Üzerinde hayli fazla fonksiyon barındırıyor. Ancak cruise control direksiyonun üzerinde değil, Japon ve Amerikan otomobillerinde olduğu gibi direksiyonun yanındaki bir kolda. Bu biraz rahatsız edici. Alman üreticilerin hemen hepsi gibi Audi de bilgi ekranına koca dashboard’da yer bulamayanlardan. Koca ekran, ortada bir yerde havada duruyor. Ama bu durum BMW ve Mercedes gibi üreticilerin de çoğu modelinde böyle. Ama Allah var, ekran büyük ve güzel. Audi’lerde hep olduğu gibi vites kolunun önündeki MMI butonu ile kontrol edilebiliyor bu ekrandaki fonksiyonlar. Yine de daha iyi bir yazılıma geçmek gerekir diye düşünüyorum. Havalandırma kontrolleri de tipik Audi. Alman tutuculuğu ile otomobillerin içini kolay kolay farklılaştırmıyor Audi. Bunun hem iyi hem olumsuz tarafları var. Otomobilinizi yenilediğiniz zaman kullanıcı olarak yeni bir görüntü ile karşılaşmamak yeni duygusunu ortadan kaldırıyor. Bu kötü tarafı. Ancak iyi tarafı ise kullanıcı olarak alıştığınız her şey, alıştığınız şekliyle kalıyor. Audi Q5’in içinde fazla alengirli bir şeyler olmasa da insanı iyi hissettiren bir hava var. Kaliteli bir şeyin içinde olduğunuz hissini çok da abartılı bir şey yapmadan sağlamış Audi. İç mekânın genişliği de bayağı iyi. Arka koltuklar bile hayli rahat ve yeterli ayak mesafesine sahip. Bagaj hayli geniş. Bagajı ayakla açma fonksiyonu ise opsiyonel. “Çok daha alt markalar bile bunu standart olarak verirken Audi bunu niye opsiyonel yapmış?” sorusunun yanıtı yok…