Kocaman miniler

Fiat 500L sevimli bir otomobil. Ancak gençliğimizin mini otomobilleri artık kocaman ve hâlâ küçük muamelesi görüyor. Dışı gibi iç mekânı da hayli geniş ve ferah olan bu otomobil aslında tam bir SUV değil, yani 4 tekerden çekişi yok. Fakat bozuk yollarda çekiş gücünü artıran bir özel sisteme sahip

Garip bir otomobil dünyasında yaşıyoruz.

Gençliğimizin “mini” otomobilleri, artık kocaman ama hâlâ “küçük muamelesi” görüyorlar.

Bunların en belirginleri İngilizlerin Mini’si ve İtalyanların efsanevi FIAT 500’ü.

Her ikisi de “mini” diye adlandırılsalar da, fast-food obezi, genç irisi çocuklar gibiler. Bu hafta FIAT’ın gönderdiği FIAT 500’ü denedim. Adındaki 500 duruyor ama FIAT 500’le uzaktan yakından alakası yok. Pek bir gürbüzleşmiş maşallah. Üstelik de bu kez bir L demişler. Yani daha da gürbüz olanı ama bence ayıp etmişler. XLL demeleri lazım.

FIAT 500L, dışarıdan bakınca sizin de göreceğiniz gibi oldukça sevimli bir otomobil. Benim hastası olduğum ama artık üretilmeyen FIAT Multipla’dan izler taşıyan bir tasarım anlayışına sahip.

Kaslı bir görünümü olan ama “tombik” bir otomobil.

Ön görünüme hâkim olan temel unsur farlar. FIAT tasarımcıları otomobilin ön tarafında buldukları her boşluğa bir far grubu yerleştirmişler ve bir şey söyleyeyim mi, bence güzel de olmuş. Üstte bildik kısa ve uzun farlar var. Onların çevresinde led gündüz farları. Hemen altta kalan boşlukta direksiyonla birlikte hareket ederek, dönülecek yönü aydınlatan ayrı bir far ve altta da sis farları. Hani darda kalsanız 4 FIAT 500’ü stadyumun damına park et, farlarında maç yap.

Öyle bir bolluk. Ortada bir FIAT logosu, altında dar bir hava girişi, sanki AUDI’ye özenilmiş gibi 4 ovalle süslenmiş. Krom detaylı tamponun altında ise daha büyük ve bol hava girişi var.

Otomobil önden bakınca sanki tebessüm ediyor ve aradan dişleri görünüyor gibi.

Yandan ise yüksek tavan ve kocamaaaan camlar. Üst taraf parlak siyah, alt taraf ise otomobilin kendi renginde.

Arka tarafta fazla bir değişim yok. Tipik FIAT 500L arka görünümü. Elmas kesimli siyah alaşım jantlar son derece İtalyan. Ferrari’ye taksan ona bile uyar.

İç mekân muazzam ferah.

Büyük camların ve crossover tarzı burnunun üzerine bir de cam tavan gelince, iç mekân muazzam aydınlık olmuş. Ancak yazın insana bir “sera etkisi” yapar mı emin değilim. İç mekânın genişliği sadece görsel değil. Gerçekten çok geniş.

Önde ve arkada hayli rahat oturma pozisyonları sunuyor.

Analog göstergelerin ortasına minik bir dijital ekran koyulmuş, pek çok otomobilde olduğu gibi.

Otomobilin bilgisayarının verilerine buradan ulaşmak mümkün. Dashboard’un tam ortasında ise 7 inçlik büyük sayılmayacak bir ekran hem multimedya özelliklerini, hem radyoyu, hem de navigasyon benzeri zımbırtıları kumanda etmeye ve gözlemlemeye yarıyor. Çift bölgeli dijital havalandırma sistemi çok çok başarılı. Hatta biraz fazla başarılı. Otomobilin içini buz gibi yapıyor. Bu kadar iyisi pek çok lüks otomobilde bile yok. Buzhane gibi.

 

BOZUK YOLDA SÜRÜŞ MODLU

Yol tutuş konusunda FIAT 500L’e bir puan vermek gerekseydi 10 üzerinden 6, bilemedin 7 verirdim. Yani süper değil. Viraj kabiliyeti sınırlı ya da öyle bir his veriyor demek daha doğru. Yüksek kasa, hızlı viraj alırken biraz dikkat gerektiriyor.

Otomobilde teknolojik güvenlik sistemlerinin büyük bölümü mevcut. Ön camdaki bir lazer sensör, sürücüyü öndeki tehlikeler konusunda erken uyarıyor ve gerekirse otomatik olarak fren yapılmasını sağlıyor.

Otomobildeki far bolluğuna karşın farların ışığı çok parlak değil. Son zamanlarda denediğim araçlar içinde en kötü performans diyebilirim.

6 ileri manuel şanzıman motora çok uymuş. Ancak vites değişimleri “tıkırtılı”.

Benim için sorun değil ama sizi bilemem.

Otomobil gerçek bir SUV değil. Yani 4 tekerden çekişe sahip değil ama FIAT hoş bir özellik koymuş ve bozuk yollarda kullanmak için çekiş gücünü artıran bir sürüş modu var. Aynı kumandayla yokuş aşağı arazi iniş modunu da seçmeniz mümkün.

Gerekliliği konusunda emin olamadığım bir seçenek. Frenler ise gayet iyi.

Tüketim makul. 100 km’de 7-8 litre civarı. FIAT 500’ün en güçlü özelliği ise fiyatı. En tepe fiyat 110 bin TL’yi bulmuyor ki, güzelliği, rahatlığı ve tipiyle çok makul orantılı bir fiyat.

 

DİZEL MOTORU ÇOK BAŞARILI

FIAT’ın bize yolladığı 500L, serinin en büyük motora sahip olanı. 1.3 litre benzinli ve 1.3 litre dizel seçeneklerin dışındaki büyük motor seçeneği olan 1.6 dizel olanı. Dizel motor acayip başarılı. 120 beygirlik motorun gıkı çıkmıyor. Benzinli bir motordan daha fazla ses yapmıyor. Sürüş sırasında da tepkileri benzinli gibi. Çabuk devirleniyor, 5 bin devire kadar da çıkabiliyor. Ancak niyeyse 120 beygir. Gerçi bu beygir gücü otomobili götürmeye çok rahat yetiyor ve beni 185 kms son sürate kadar çıkardı. Daha fazla gideceğini de zannetmiyorum. Son sürati bu olsa gerek.

Genel olarak tatlı ve keyifli bir sürüşü var aracın. Ancak motor titreşimi niyeyse direksiyonda da hissediliyor. Rahatsız edici bir titreşim değil ama benim gibi takıntılılar için garip. 500L’nin direksiyonunda şehir içi kullanım için “City” seçeneği var. Bu da direksiyonu hafifleştirip kent içi kullanımda kolları rahatlatan bir durum. Ancak otoyol kullanımında bu seçenekte kalmamak gerek. Fazla oynak oluyor.

 

BAGAJ BÜYÜK VE KADEMELİ

Deri kaplama direksiyon ve üzerindeki kumandalar sanki Jeep’ten “çalıntı” ya da “alıntı”. Direksiyonun arkasındaki radyo kumandaları dahi Jeep ile bire bir aynı. Koltuklar önde de arkada da rahat. Ancak ön koltukların oturma pozisyonu biraz yüksek. Renault’ları andırıyor. Zaten otomobilin içinde bir Renault havası da yok değil. Biraz eski Espace’ları anımsatan bir hava var. Hatta sinyallerin çıkardığı ses bile Renault’larınkine benziyor.

Arka koltuklarda ise minik birer plastik açılır kapanır masa var. Hoş bir detay. Bagaj bölümü iki kademeli ve oldukça büyük. Bagaj kapağını açmak kapamak ise çok rahat değil.