Yakın gelecekte sahibi kalmayacak otomobillerin keyfini bizim nesil sürdü

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, yıllardır ekonomi sayfalarımızda otomobillerle ilgili izlenimlerini yazıyor.

Türk basınında otomobil yazarları içinde en objektif yorumları onun yaptığına şüphe yok. Sadece otomobillerin teknik özelliklerini değil, sürücüye verdiği duyguyu da en iyi yansıtan otomobil yazarı Fatih Altaylı. Çekinmeden yaptığı eleştirilere sektörden de tepki gelmesi bir yana, saygıyla karşılanıyor. Bu sayfalar için bugüne kadar yüzlerce otomobili test edip sizlere aktaran yazar ile bayram nedeniyle otomobil sevgisi ve otomobiller üzerine bir röportaj yaptık. Bu hafta test yok, Altaylı’nın otomobil keyfi ve bunca yıllık izlenimleri var.

– Fatih Bey, otomobil merakınız nereden geliyor ve ne kadar eskiye dayanıyor?

Zannederim çocukluğuma. 11-12 yaşımda direksiyona oturduğumu hatırlıyorum. Tabii o zamanlar İstanbul’da böyle çılgın bir trafik yoktu. Babam otomobil park etme konusunda özürlüydü ve o yaşlarda babamın park edemediği yerde direksiyona ben geçer otomobili park ederdim.

– Cumhuriyet’te çalışırken otomobilleriniz de sorun yaratmış diye duyduk.

Sorun yaratmadı ama Asena Özkan beni kandırdı. 1980’lerin başı. Gazeteye o zamanlar pek ortalıkta görülmeyen otomobillerle geliyorum. Bir gün Asena Özkan, “Burası sol bir gazete. Bunlarla buraya gelmene bozuluyorlar. Patron Murat 131’le geliyor, sen bunlarla geliyorsun. Olmaz” dedi.

Ben de inandım. Aylarca Sultanahmet’e park edip gazeteye yürüdüm. Sonra kandırıldığım ortaya çıktı.

– Otomobil yazarlığı nereden çıktı?

Hakan Özenen’in başının altından. Ben Hürriyet’te yazarken Hakan Özenen AutoShow Dergisi’nin başındaydı. AutoShow için otomobil test yazıları yazmaya başladım. Sonra da devam ettim.

– Gelelim bugünlere. Okurlarınızın size sık sık mail veya başka yollarla ulaşarak otomobillerle ilgili tavsiye istediğini biliyoruz. Şimdi de biz sizin tavsiyelerinizi alacağız.

Bu kolay değil. Bana göre otomobil bir duygu meselesidir. Her kullanıcıda farklı otomobiller farklı duygular uyandırır. İhtiyaç, olanak ve duygu kombinasyonunda ideali bulmak lazım. Bir de farklı farklı sınıflar var.

– O zaman öyle soralım biz de. Lüks segmentte favorileriniz hangi markalar?

Açık açık söyleyeyim mi? Favorim Mercedes S sınıfı. Bence Mercedes dünyanın en iyi otomobili. Ama benim bile kafam karışıyor bazen. Yeni Jaguar XJ’nin içi muhteşem. Yarattığı duygu müthiş. BMW 7 serisinin teknolojisi çok etkileyici. Audi A8 biraz eskidi. Yenisi nasıl olacak bilmiyorum. Tabii Lexus’un LH’ını unutmamak lazım. Tek sıkıntısı küçük motorlu seçeneği olmadığı için fiyatı yüksek kalıyor. Jaguar ve BMW’nin bu sınıf araçlarında kullandığı 2 litrelik 250 beygir gücünü aşan motorları çok muhteşem. Hele BMW 7 serisindeki 2 litrelik motor çok da ekonomik. Burada Mercedes ve BMW’nin kullanıcı açısından olumsuz tarafı küçük modelleri ile büyük modellerinin birbirine fazla benzemesi. Artık Mercedes S ile E serisini ya da BMW’nin 7 ile 5 serisini birbirinden ilk bakışta ayırmak imkânsız hale geldi. Bu iyi bir şey değil bence. Bu sorun Audi için de geçerli.

– Bir alt kategoriye indiğiniz zaman ne önerirsiniz?

Oraya inince sorun karmaşık hale geliyor. Mercedes E, BMW 5, Audi 6, zaten kendini kanıtlamış araçlar. Ama doğrusunu isterseniz ben oyumu Ford Mondeo ve Renault Talisman’dan yana kullanacağım. Çok çok daha düşük bir paraya çok yakın bir konfor ve donanım sağlıyor bu iki otomobil. Şimdi bazıları bu araçlar aynı segmentte değil diyecektir ama ben böyle düşünüyorum. Tabii VW Passat’ı ve yeni Arteon’u da es geçemeyiz. Mazda da 626’da kalite çıtasını çok yukarı çıkardı ancak 2 litrenin altında motoru olmadığı için fiyat konusunda dezavantajlı.

– Onun da bir altına inersek. Orta segmentte ne düşünüyorsunuz?

En karışık bölge orası. Seçim yapmak çok zor. Orada VW’nin hâkimiyeti büyük. Hatchback düşünürsek Golf iyi ama Renault Megane artık müthiş bir seçenek. Daha güçlü bir motor istiyorsanız Golf GTI. Peugeot da bir olasılık. Sedan derseniz o zaman Toyota Corolla derim. FIAT Egea ise duygusal bir bağ yaratıyor.

– Küçüklerde tavsiyeniz var mı?

Hyundai i20. Mercedes GLA bu sınıfta değil belki ama buraya da sokabiliriz. Şahane bence. VW Polo her zaman iyi seçenek.

– Kamyonetlere büyük rağbet var çünkü fiyatları çok avantajlı.

Diye diye nazar değdireceksiniz fiyatlarına. Burada benim üç favorim var. Ford Ranger Wildtrak. Toyota Hilux ve Nissan Navara. Ben ilk sıraya Ford’un Wildtrak’ini koyarım çünkü oynayıp güzelleştirmeye çok müsait. İç dizaynı en iyi olan da o.

– Rolls Royce, Bentley gibi otomobilleri hiç zikretmediniz.

Benim ilgi alanımda olan araçlar değil de ondandır. Alman asıllı İngilizler, aslında çok gerçekçi çünkü şu andaki İngiliz Kraliyet Hanedanı da Alman asıllı. Yani duruma uyuyor ama otomobilde bana uymuyor. Rolls Royce Türkiye’de mundar edildi birileri tarafından. Bentley’in ise Mulsanne’ını çok beğeniyorum. En beğendiğim Bentley ise Brooklands’di fakat nedense artık bu şahane otomobili üretmiyorlar.

– Hibrit ve elektrikli otomobiller konusunda ne düşünüyorsunuz?

Hibriti giderek daha saçma bulmaya başladım. Bence çevreci falan değiller. Öyle ahım şahım bir tasarruf falan sağlamıyorlar. Pilleri ile çevreye verdikleri zarar, sözde ettikleri tasarruf ile sağladıkları faydadan daha fazla diye düşünüyorum. Elektrikli otomobil ise otomobilin geleceği. Hem şarj hem de fuelcell teknolojisi ile gelecek elektrikli otomobillerin.

– Endüstrinin geleceğinde ne görüyorsunuz?

Otonom araçlar 50 yıl içinde bugünkü otomobil anlayışımızı tamamen ortadan kaldırır. Elektrikli otonomlar gelecek ve bugün anladığımız anlamda otomobil sahipliği kalmayacak. Otomobil sayısı çok azalacak ama beher otomobilin penetrasyonu artacak. Oto servisi ve tamirciliği bitecek. Sürücüsüz otomobiller kaza yapmadığı için ve elektrikli otomobiller şimdikiler gibi bakım gerektirmediği için bu işler neredeyse yok noktasına gelecek. Yollar azalacak ama akıllanacak. Otopark diye bir ihtiyaç neredeyse kalmayacak. Otomobil kullanan olmayacak. Ehliyet diye bir şey olmayacak. Sigortalar gereksiz olacak. Açıkçası bizim nesil otomobilin altın çağını gördü ve keyfini çıkardı diyebilirim.

 

MOTORU SÖKÜP TEKNEYE TAKTIM

– Hıncal Uluç’un birkaç kez yazdığı bir Mustang’i çöpe atma hikâyeniz var. Aslını sizden öğrenebilir miyiz hikâyenin?

Yıl galiba 1987 idi. Bir Mustang GT 500 almıştım. Bayağı kötü durumdaydı. 1 yıl falan uğraşıp, bütün parçalarını getirtip şahane bir otomobil yaptım. O sıralar Maçka Galeri’nin arkasında yeri olan Şükrü Okçu da içine şahane bir müzik sistemi taktı. Bir gün otomobilin marş motoru yandı. Ben otomobili o sırada çalıştığım Gelişim Yayınları’nın bahçesinde bıraktım. Gece birileri otomobili çalmaya çalışmış. Bahçeden çıkarıp iterek götürmüşler ama çalıştıramamışlar. Şimdi dev bir iş merkezi haline gelmiş bir arsaya terk etmişler. Alıp getirdik. Ertesi gece bir daha girdiler otomobile ve müzik sistemini çalmak için otomobilin içini paramparça ettiler. Yetmemiş, bir de otomobilin içine gerçek anlamda pislemişler. Ben de çok sinirlendim. Motorunu söküp bir tekneye taktım. Otomobili de balyozla kırıp çöpe attım. Deli zamanlarımız. Gençtik o zamanlar.

GERÇEK BİR SUV’DA KONFORA YER OLMAZ 

– SUV’lar giderek pazar payını artırıyor.

Gerçek SUV istiyorsanız Mercedes G rakipsiz. Onu Jeep Rubicon takip eder. Ama ikisi de şehir içi kullanımda çok rahat değil. Hem şehir içi hem arazi derseniz Range Rover. Maserati Levante özellikle 6 silindirli motorlu olanıyla muhteşem olmuş. Tabii Jeep dışında bu çok üst segment. Biraz aşağıda durum karışıyor. Orada bir tavsiyede bulunmak istemiyorum. Land Rover Discovery hoş hale geldi. O bölgede rakibi yok gibi. Alfa’nın yeni arazi aracı çok şık ve güzel olmuş. Biraz altında hepsi iyi seçenek. Peugeot 3008 enfes. Renault Koleos, Hyundai Tucson, Nisan Qashqai, VW Tiguan. Hepsi kaliteli. Tamamen zevke kalmış.

 

ÜSTÜ AÇIK BAHARDA DAHA İYİ 

– Ve en büyük merakınız spor otomobiller!

Ne yapmak istediğinize bağlı. Ferrari’nin ne olduğu belli. Rakipsiz ve zaten hiçbir otomobil onunla aynı segmentte değil. Lamborghini’nin bazı modelleri hariç. Spor otomobillerin hepsini aynı sınıfa koyacaksak ve ben her gün işe de gidip gelebileceğim bir spor otomobil istiyorum diyorsanız tabii ki Porsche. Kaliteli, güçlü, hızlı ve sorunsuz. Ferrari’yi her gün kullanmak pek makul değil ama niye olmasın da diyebilir insan. Ben oldum olası Lamborghini’leri sevemedim diyeceğim ama Miura hariç. Onun yeri başka. Bu yüzden listemde güncel Lambo yok. Ferrari 488 müthiş. Yeni 812’yi denemedim ve bilmiyorum. İyiye benziyor. Son sürati 380 km/s falandır herhalde. Aston Martin çok şık bir dizayn, şahane bir hissiyat ama teknolojik olarak çok geride diğerlerinden.

– Yaz geldi ve üstü açık otomobillerin zamanı!

Üstü açık otomobilleri yazın kullanmak çok akıl kârı değil. Tepenize güneş geçer. O otomobiller daha çok baharda iyi. Ama üstü açıklarda en müthişi tabii ki Mercedes SL. Onu Aston Martin Volante takip eder. Ondan sonra da Maserati GT’nin Spider’ı gelir. Mercedes E ve BMW 4 serisinin kabriyoları aile için iyi seçenekler. Roadster’ler ise daha makul fiyata sahipler ve Mazda MX5 bence şu anda dünyadaki en iyi roadster.