Dünyanın En İyi Arazi Aracı

Mercedes, G serisinin off road testi için Meksika’ya davet edince doğrusu biraz şaşırdım. “Türkiye’den daha iyi off road testi mi olur?” dedim.

“Bütün dünyadan otomobil yazarları gelecek. Çok ilginç bir parkur hazırlamışlar. Pişman olmazsınız” yanıtını alınca “Başka kimler gelecek?” diye sordum.

Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök, Sabah’tan Şelale Kadak, Sözcü’den Özlem Gürses, NTV’den Saffet Üçüncü davetliymiş. Özkök’le seyahat eğlencelidir. Saffet’le otomobille ilgili her şeyi yapmak keyiflidir.

Özlem ve Şelale’yi de severim. Gidelim o zaman…

Her ne kadar bir otomobil testi için 10 bin kilometreyi aşkın bir yol gidip, 2 gün sonra o yolu geri dönmek zoruma gitse de, yola koyulduk.

Mexico City’ye varışımızın ertesi günü Mercedes G500’leri alıp yola revan olduk.

Mercedes, test için G serisinin iki değişik versiyonunu hazırlamış. Biri bildiğimiz G500. Diğeri ise bir süredir yapmakta oldukları G500 4×4 Square ya da Kare. G500 4×4 Kare G serisinin hormonlusu gibi. Motor aynı. Görünüm aynı ama G500’e oranla yerden 4.5 santim daha yüksek. Aks aralığı 25 santim daha fazla. Genişliği 210 cm. Yüksekliği ise normal G serisine oranla 32 santim daha fazla. 225 cm. Bu nedenle arazide yaklaşma açıları daha yüksek. Normal G serisi 60 cm sudan rahatça geçebilirken Kare’nin geçebileceği su yüksekliği 1 metre.

Bunların dışında en önemli fark süspansiyonunda. Mercedes’in 6×6 AMG’de kullandığı çift yaylı, çift amortisörlü süspansiyon sistemi kullanılmış.

Bir de ek olarak tavanda bir rüzgârlık ve içine monte edilmiş led aydınlatmalar var G500 4×4 Kare’de.

Kare muhteşem görünen, çok heybetli bir otomobil. Türkiye’de bu araçtan toplam 2 tane var. Fiyatı ise normal G500’den 400 bin TL daha yüksek.

Bunun dışında motorlar ve aktarma organları aynı.

4 litrelik biturbo motorlar 416 beyir güç ve 450 nm tork üretiyor. Mexico City’yi çevreleyen ve yaklaşık 3300 metre yükseklikteki ormanlara gidinceye kadar yaklaşık 150 kilometrelik bir asfalt yol deneyimimiz var. Açık söylemek gerekirse asfaltta normal G500’ün performansı çok daha iyi. G500 Kare asfaltta fazla iri ve ağır kalıyor. G500 binek otomobili giderken, Kare biraz zorlanıyor. Orman yollarında böbrek taşlarımızı düşürüp bel fıtığımızı artıran 1.5 saatlik bir yoldan sonra yolumuzu bir dere kesiyor. Derenin yaklaşık 60 santimlik bir kenarı var. Ve G’ler hiçbir sıkıntı yaşamadan dereye dalıyor ve geçiyor.

18 yaşından beri her türlü arazide, her türlü arazi aracını kullanmış biri olarak söyleyebilirim ki, Mercedes G500 dünyanın en iyi arazi aracı.

G500 OK GİBİ FIRLAYIP ÇUKURDAN ÇIKTI

Mexico City’de trafik bir felaket. Bu yüzden önümde giden Saffet normal G500’le basıp uzaklaşamıyor. Ertuğrul Özkök ise yanımda oturmuş sürekli olarak Saffet’le beni karşılaştırıyor. Bize not verecekmiş. Hangimizin daha iyi sürücü olduğuna karar verip yazacakmış. Sürekli konuşuyor. Bizi birbirimize kırdıracak. Bir yandan da otomobilin ses sistemine bağladığı telefonundan meşhur Spotify listesini çalıyor. Beynim kan ağlıyor.

2 saatlik bir yolun ardından arazi testini yapacağımız ormanlık alana ulaşıyoruz. Sellerin geniş yarıklar oluşturduğu kurumuş bir araziye dalıyoruz. G500 Kare’nin farkı orada ortaya çıkıyor. Ancak tam bu sırada araç değiştirip, normal G500’e geçiyoruz. Geniş lastik araları yarıkları ortalayıp geçerken, biz daha dar aksla yarıklara düşüyoruz.

Ancak G500 bana mısın demiyor. Vitesi Low Range alınca sorunsuzca her türlü engeli aşıyoruz. Daha zorlu yerlerde ön, arka ve orta diferansiyeli kilitliyoruz ve G500 traktörlerin bile gidemeyeceği yerlerde rahatça ilerliyor. Bir noktada Saffet’in toprak zemini yıkması sonucu kayan aracımız geniş bir yarığın içine giriyor ve yaklaşık 60 derece yan yatıyor. Devrilmemiş olmamız mucize. Ertuğrul Özkök konuşuyor, “Saffet geçti, sen geçemedin” diyor. Biraz geri alıp, ardından gaza yükleniyorum. G500 ok gibi fırlayıp çukurdan çıkıyor. Bu arada ortalık toz duman. 5 metre önümde giden Saffet’i bile göremiyorum. Sonunda biraz düzgün bir yere gelince duruyorum ve Saffet’e, “Al şu Ertuğrul Özkök’ü” diyerek yolcu değişimi yapıyoruz. Yola Özlem Gürses’in copilotluğunda devam ediyoruz. Ancak Özlem’in çenesi Özkök’ten aşağı değil. Radyo gibi durmadan konuşuyor. Hatta bir ara yol tariflerini aldığımız telsizi bile kapatıyor ki lafı bölünmesin. Yine de Özkök’ten iyi. Bu arada Şelale Kadak’ın kullandığı otomobilden sürekli çığlıklar geliyor.

750 BİN TL’LİK ARACI BU YOLLARA VURMAK

Yıllarca Land Rover, Chevy Blazer K5, Jeep Wrangler, Range Rover, Toyota Land Cruiser ve Nissan Patrol’larla her türlü arazide dolaştım. Onlar da muhteşem ama hiçbiri bir G500 değil.

Ama zaten hiçbiri de G500 gibi İran Şahı tarafından askeri amaçlarla imal ettirilmiş değil. Tabii 750 bin TL’den başlayan fiyatları olan bir otomobili, her ne kadar arazi aracı da olsa bu yollara vurmak kimsenin kolay kolay yapacağı bir şey değil. Benim anlatmam bir şey ifade etmediyse fotoğraflara bakabilirsiniz. G500’le arazide neler yaptığımı daha doğrusu G500’ün neler yapmaya muktedir olduğunu onlar daha iyi anlatacaktır.

Ve işin en ilginci. Yaklaşık 5 saatlik çok zorlu koşullarda, araçları sonun kadar zorlayarak yaşadığımız deneyimlerden sonra G500’lerde ne bir tıkırtı, ne bir ses. Sanki o yolu onlar yapmamış gibiydi.

HER TÜRLÜ ŞARTTA KULLANDIK

Dereyi geçerken tereddüt geçiren bir Alman sürücü saplanıyor. Çıkmaya çalışırken derenin derin bölümlerine doğru kayıyor ve otomobil yarısına kadar suya giriyor. Ancak biraz yardımla sudan çıkmayı başarıyor. Araçtan dakikalar boyunca su boşalıyor. Daha sonra üç saat daha ormanın derinliklerinde hayatımın en ilginç off road deneyimini yaşıyorum.

Şanslıyız çünkü yağmur yok. Eğer biraz yağmur yağsa, değil Mercedes G500, altımızdaki araç ne olursa olsun o ormandan çıkmamız mümkün değil. Üstelik araçların lastikleri de çamura uygun değil.

MEKSİKA’NIN OTO İHRACATI 95 MİLYAR $

Meksika, Türkiye gibi bir otomotiv ülkesi. Daha doğrusu bir otomobil ülkesi. Meksika’da yılda yaklaşık 3 milyon otomobil üretiliyor. Ancak Türkiye’den önemli farkları var. İç pazarları Türkiye’nin yaklaşık 2 misli. Çünkü Türkiye gibi acımasız bir vergi politikası uygulamıyorlar. İç pazar yoksa dış pazar büyümez ilkesi ile iç pazarı da hareketli tutmaya çalışıyorlar. Dünyanın önemli üreticilerinin Meksika’da üretim tesisleri var. Otomotivde en büyük pazar olan ABD’nin yanı başında olmanın avantajı ile yıllık otomotiv ihracatları 95 milyar dolar. Bu Türkiye’nin otomotiv ihracatının yaklaşık 4 misli bir büyüklük demek. Yine Türkiye’den farklı olarak hemen hemen tüm markaların Meksika’da Ar-Ge tesisleri de var. Yani sadece üretici değiller aynı zaman da otomotiv teknolojisi de geliştiriyorlar. Trump sonrası biraz tedirginlik olsa da Trump’ın çok da büyük bir etki yapamayacağına inanmak istiyorlar. Ülkenin pazar lideri Nissan. Onu VW takip ediyor. Fakat yollarda Türkiye’de yapılmış FIAT Egea’ları Chrysler Neon adı altında görmek ya da Gölcük’ten yollanmış Ford Transit’lerle karşılaşmak hoş.