Büyük Göl’ün dibindeki otomobil

Bugün otomobil günü değil ama ben yine de size ilginç bir otomobil hikâyesinden söz etmek istiyorum.

Yıl 1934. Dönemin ünlü Grand Prix yarışçısı Rene Dreyfuss’un otomobiller dışındaki tutkusu kumardır. Bol alkollü bir poker seansında yarışlara katıldığı 1925 model Bugatti Type 22 Brescia Roadster otomobilini, İsviçreli serseri playboy Adalbert Bode’ye kumar borcu karşılığında vermek zorunda kalır. Bugatti’yi alan Bode, bir süre daha sağda solda sürttükten sonra parası bitince Bugatti ile İsviçre’deki evine dönmek üzere yolu çıkar.

Rene Dreyfuss’un kullandığı Bugatti Type 22 Brescia Roadster

Ancak bir sorun vardır.

Sınır kapısında İsviçreli görevliler otomobili ülkeye sokmak için çok yüksek bir vergi talep ederler. Cebinde 5 kuruşu bile olmayan Bode “Param yok. Otomobili sokmayacağım. Alın ne yaparsanız yapın” der ve otomobili İtalya- İsviçre sınırına bırakıp, yürüyerek yola devam eder.

Gümrükçüler kendilerine bırakılan Bugatti’yi ne yapacaklarını bilemezler.

O günlerde 10 yaşındaki bir Bugatti’nin piyasa değeri çok da fazla değildir ve görevliler başlarına bela olarak kalan otomobilden kurtulmanın yolunu, güzelim Bugatti’yi hemen yakındaki Lago Maggiore’ye (Büyük Göl) yuvarlamakta bulurlar. Bugatti birkaç dakika içinde Lago Maggiore’nin derin sularında kaybolur.

MULLIN OTOMOTİV MÜZESİ’NDE SERGİLENİYOR

Hikâye bölge halkı arasında bir efsane olarak yayılır.

Ta ki, 1967 yılına kadar. O yıl yerel bir dalış kulübünün üyeleri yaklaşık 60 metre derinlikte yatan otomobili bulmak için bir dalış tertip ederler. Gölün dibinde yatan Bugatti 33 yıl sonra ilk kez görüntülenir.

Aradan yine yıllar geçer.

2009 yılında kasabada polisiye bir olay sonucu bir çocuk mağdur olur ve aynı dalış kulübü gölün dibindeki Bugatti’yi çıkarıp satmaya ve elde edilen geliri de mağdur çocuğa vermeye karar verir. 2009 yılında, 75 yıl sonra Bugatti Type 22 Brescia Roadster gölün dibinden çıkarılır.

Size bu köşede daha önce sözünü ettiğim Bonhams müzayede evinin düzenlediği bir açık artırma sonucu 370 bin dolara California’daki Mullin Otomotiv Müzesi tarafından satın alınır.

Ve 2010 yılından beri müzenin özel bir bölümünde sergilenmeye başlanır.

Bu Bugatti dışında ArtDeco dönemin en güzel otomobillerinin sergilendiği Mullin Otomotiv Müzesi’ni gezmek isterseniz randevu almanız gerekiyor ve 2 kişilik bir tam turun bedeli 110 dolar.

STEFANO RİCCİ: TRUMP BİZDEN GİYİNMİYOR

Üç hafta kadar önce ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun bağladığı kravatlarından yola çıkarak zevksiz giyiminden söz ettim, hatırlayacaksınız. Trump’ın kravatlarından söz ederken de “Bu kravatlar Trump’ın kendi markasına ait değilse olsa olsa Stefano Ricci’dir. Çünkü bu kadar uzun kravat yapan başkası yok” demiştim.

Geçen DHL ile yollanmış şık bir mektup çıktı postadan. Mektubu yollayan Stefano Ricci markasının patronu Stefano Ricci. Kişisel antetli kâğıdına, son derece kibar bir üslupla şöyle yazmış Sinyor Ricci:

“Sevgili Fatih Bey,

Türkiye’deki bazı dostlarımdan, 4 Şubat Cumartesi günü kaleme aldığınız yazıda şirketimden ve bazı müşterilerimden söz ettiğinizi öğrendim.

‘KIRMIZI KRAVATLAR BİZİM ÜRÜNÜMÜZ DEĞİL’

Yıllardan beri, pek çok uluslararası şahsiyeti ve devlet başkanlarını giydirdik ve bu kişilere olan saygımızdan ötürü adlarından asla bahsetmedik.

Ancak bu özel durumda sizi doğru bilgilendirmek adına, ABD Başkanı Donald Trump’ı giydirme bahtiyarlığına ulaşamadığımızı söylemekte bir beis görmüyorum. Takmakta olduğu kırmızı kravatların da, sizin tahmininizin aksine bizim ürünümüz olmadığını bilmenizi isterim. İşim gereği pek çok uluslararası liderle tanışma ve siyaset dışındaki görüşlerimizi paylaşma ayrıcalığına sahip oldum. Bunlar arasında beni en fazla onurlandıran size de birlikte çektirdiğimiz bazı fotoğrafları yolladığım ekselansları Nelson Mandela olmuştur.

Size yolladığım fotoğrafta Ekselansları Mandela, kendisi için özel olarak tasarladığımız Stefano Ricci ipek bir gömlek giymektedir.

Bunu büyük bir açıkyüreklilik ve dürüstlükle markamızla ilgili yazdıklarınıza ilişkin olarak söylüyorum.

Siz işinizin gereği olarak düşüncelerinizi ve yargılarınızı açıklıkla ifade etmektesiniz. Ben de Allah tarafından tamamen kişisel görüşleriniz olan eleştirilerinizi kabullenmekteyim. Ancak siz de şunu göz ardı etmeyiniz ki, dünya çapında geniş bir beyefendi kitlesi 500 kişilik ekibimizin üretim zevki ve kalitesini saygı ile karşılayıp kullanmaktadır.

Yüzde yüz İtalyan yapımı ürünlerimin yıllardır geniş ve seçkin bir alıcı kitlesine ulaştığı Türkiye’ye yakında yapacağım ziyarette bir araya gelip sohbet etmeyi umuyorum.

Saygılarımla,

Stefano Ricci”

MANDELA’YI ÖNE ÇIKARMASI HOŞUMA GİTTİ

Ben de Stefano Ricci’ye nazik mektubu için teşekkür ediyorum. Zaten markasının kalitesine bir şey dememiş, tam aksine kaliteli ama benim zevkime uygun olmadığını söylemiştim. Ricci’nin Trump’ın kravatlarının kendilerine ait olmadığı vurgulaması ve buna karşın Mandela’yı öne çıkarması çok da hoşuma gitti.