Euro bazında bile yüzde 30’a varan artışlarla lüks olmuşlar

Ekonomi Servisi Müdürümüz Yavuz Barlas “Abi, Autoshow Fuarı’nı gezip izlenim yazar mısın?” diye buyurunca şaşırdım. Genelde seçime sayılı günler kala bana “İl il gezip seçim izlenimi yazar mısın?” denmesine alışığım. Öyle de büyük angaryadır ki bu seçim gezileri sormayın.

Birkaç saat geçirdiğin bir kentte seçmen ne düşünüyor diye anlayıp ahkâm keseceksin. Bu yüzden de Yavuz’un teklifi ilaç gibi geldi. O şehir benim, bu şehir senin gezeceğime İstanbul’daki bir fuarı gezeceğim, üstelik de politika gibi tatsız bir şeyi izleyeceğime otomobil gibi sevdiğim bir şeyi göreceğim. Teklifin üzerine atladım ve düştüm yola. Meğer bu da pek kolay bir şey değilmiş. İstanbul trafiğinde Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Kongre ve Fuar Merkezi’ne gitmek ile uçağa binip Van’a gitmek arasında pek bir fark yok. Hatta Van’a daha kolay gidilebilir. Zorlu bir yolculuğun ardından TÜYAP’a ulaştım

Allah var, TÜYAP daha uzak ama CNR’den daha güzel bir sergi alanı. Güney Kapısı’ndan giriş yaptım. Tam da yerinden girmişim.

Bir girdim sağımda Aston Martin’ler, solumda Ferrari’ler. Cennete gidip hurilerle karşılaşmış “sevap sahibi” gibi oldum bir anda. Önce solumdaki hurilere, yani Aston Martin’lere yöneldim. Aston Martin’in uzun süredir Türkiye’de bir distribütörü yoktu. Borusan bir heveslendi, sonra kaçtı. Milletin aldığı Aston’lar da ellerinde patladı. Şimdi DD Otomotiv almış distribütörlüğü ve fuara da “taş” gibi hazırlanıp gelmişler. Aston Martin tüm modelleriyle oradaydı. En öne yeni Lagonda’yı koymuşlar.

23
Aston Martin’in efsanevi 4 kapılısının uzun bir aradan sonra yapılmış yenisini. Lagonda’yı hatırlayanınız var mıdır bilmiyorum. Otomobil tarihinin en değişik otomobillerinden biriydi ve büyük bir başarı elde edememesine rağmen benim için bir ikondu.

Şimdi yenisi de çok “acayip” olmuş. Hiçbir otomobile benzemeyen bir otomobil olmuş. DB9’un 4 kapılı yapılmışı Rapide’e benzer bir tarafı yok. Bambaşka bir şey. İçiyle, dışıyla benzersiz.

Ama almak isteseniz de yok. Ismarlayacaksınız, onlar da yapacaklar. 30 beygir güçlendirilmiş yeni Vantage çok ilgi çekici. DBS’den yapılmış V12 GT ise pistler için yapılanın yol versiyonu. Vanquish ise her zamanki gibi muhteşem. Üstelik öğrendiğim kadarıyla yeni sahipleriyle Aston Martin teknoloji sorununu da çözmüş. İlkel teknolojisini yenilemiş, özellikle debriyajlarındaki rezalet bitmiş. Alınacak otomobil olmuş. Bunlar işin “Huri” kısmı. Bir de “Nuri” kısmı var ki, ona da “fiyat” diyorlar. 4 kapılı Lagonda 2.5 milyon, V12 GT 1.1 milyon, Vanquish 740 bin, Vantage’lar ise 440 bin Euro civarı.

FERRARI NEREDEYSE YOK

Hemen yandaki standı işgal eden Ferrari’yi ise es geçiyorum. Çünkü Ferrari fuara “katılmamış”. Evet bir stantları var ama stantta yeni bir şey yok. 45 Italia’nın yerini almaya hazırlanan ve bu yıl piyasaya çıkan 488’i fuara getirme zahmetine bile katlanmamış Ferrari. Oysa 488 gerçekten çok güzel bir otomobil ve herkes çok merak ediyor. Son olarak 288 GTO ve bir de sınırlı üretim F40’larda turbo motor kullanan Ferrari uzun bir aradan sonra 488’i de turbo motorlu yaptı. Fakat ne yazık ki, fuarda bu otomobili sergilemeye üşenmiş Ferrari. Büyük olasılıkla yeni vergilerden sonra iyice düşen satışlar morallerini bozmuş olsa gerek. Oradan çıkıp Porsche’ye gidiyorum ve Cayenne’in küçük versiyonu da diyebileceğimiz yeni arazi aracı Macan’la tanışıyorum. Macan küçük ama cabbar ve Cayenne’den daha güzel. Bayağı güzel hem de. 2 litrelik motorla fiyatı da 120 bin Euro’lar seviyesinde olacak ve ben olsam Cayenne değil Macan alırım. Yeni Porsche Turbo S ve yeni Carrera 4 GTS de orada hazır ve nazır. Çok güzeller. Fakat fiyatlar uçmuş vaziyette. Carrera 4GTS 440, Turbo S ise 550 bin Euro. Fiyatlar 2 yıl içinde Euro bazında bile neredeyse yüzde 30 artmış. Sadece Porsche’de değil, tüm egzotik otomobillerde durum bu.

ERKİN’İN ARACI HURACAN 

Nitekim hemen ardından gittiğim Lamborghini standında bir Aventador Roadster ve bir de Huracan duruyordu. İki yıl önce 750 bin Euro civarında fiyatı olan Aventador Roadster 1 milyon 100 bin Euro, Asena Erkin’in otomobili olarak ünlenen Huracan ise 560 bin Euro civarında fiyatlarla satılıyordu.

Lamborghini ile komşu standında ise Bentley vardı. Orada 4 kapılı Mulsanne bir güneş gibi parlıyordu, Flying Spur elbette ki bu güneşin gölgesinde kalmıştı. Ancak üstü açık Bentley GT, altın sarısı rengiyle aradan sıyrılıyordu ve “Acaba Araplar da bu fuarı geziyor mu” sorusunu aklıma getiriyordu. Mulsanne’ın güzelliğini incelerken “Niye artık Mulsanne’dan da güzel olan tek kapılı Brooklands’i yapmıyor bu Bentley” diye geçirdim içimden. Bentley’de de fiyatlar maşallah. Allah nazardan saklasın, Mulsanne 1 milyon 70 bin Euro. Tek kapılı GT’ler ise ona göre ucuz, 600 bin Euro’lar civarı. Jaguar’da ise F Type’lar ön plandaydı. Niyeyse ben F Type’i bütün güzelliğine rağmen sevemedim. Seksi olmayan bir güzel kadın gibi geliyor bana niyeyse. XJ ise Jaguar’a hiç benzemeyen bir Jaguar olarak benim gibi bir “muhafazakâr”ı cezbetmiyor. Başka marka yapsa çok güzel ama Jaguar değil gibi geliyor bana. Fazla takılmadım.

Gelelim fuardan genel izlenimlere… Birincisi artık süper spor otomobilleri almak için bayağı bir okkalı zengin olmak lazım. Fiyatlar, vergi rejimiyle beraber uçmuş. Porsche’nin ortalama modelinin 400 bin Euro’dan başladığı bir dünyadan bahsediyorum. Ama iyi haber şu: Artık orta sınıf otomobiller ile üst sınıf otomobiller arasında fark kalmamış. Her türlü donanım hepsinde hemen hemen aynı. En iyi Mercedes’in, BMW’nin, Audi’nin sunduğu donanımı, Toyota, Renault, Ford, Peugeot, Hyundai de sunuyor. Yani aslında 1 milyon liralık bir otomobil ile 80 bin liralık bir otomobil arasında kapı kapanırken çıkan “tık” ve “tok” sesi dışında fazla fark yok. O yüzden fuarı gezin, otomobilleri sevin. Alman’ın 100 bin Euro’ya bindiği otomobile bizi 300 bin Euro’ya bindiren vergi sitemine de bol bol sövün. Ben öyle yaptım.


FİAT’IN YENİ SEDANI EGE’YE BAYILDIM

FİAT Türkiye gerçekten muazzam bir iş çıkarmış. Dizayn, malzeme görüntüsü olarak şahane bir otomobil yapmışlar. Albea ve Linea’dan sonra Ege, FIAT’a sınıf atlatır. Renault Fluence’i da bayağı bir zorlar gibi duruyor.

EN ETKİLENDİĞİM 4 ÇEKER LEXUS 

En etkilendiğim otomobil ise Lexus’un yeni 4 çekeri oldu. Lexus yıllardır bıkıp usanmadan ürettiği RX’i en sonunda yenilemiş ama ne yenilemek. Muazzam fütüristik bir otomobil yapmışlar. İçi, dışı, teknolojisi her şeyi kusursuz. Üstelik Türkiye için 2 litrelik motorla gelecek ve fiyatı da bu kaliteye oranla çok makul olacak gibi görünüyor. Tek geçerim. Lexus farda tam anlamıyla şov yapmış zaten ve bütün otomobillerini getirmiş neredeyse. Hatta artık tükenen süper spor otomobili LFA’yı bile. 600 Hybrid’i ise biraz yenilenmiş ama artık eski görünüyor. Mercedes ise artık Maybach diye farklı bir otomobil üretmeyeceği için S serisinin ultra lüks versiyonunu Maybach olarak adlandırmaya başlamış. Fuarda da bir S500 Maybach vardı. Gerçekten mükemmel bir makam otomobili yaratmışlar. Bentley veya Rolls Royce’un bir tık altı belki ama teknolojinin daha iyi olduğuna kuşkum yok. Üstelik de 3’te bir fiyatına. Bentley Mulsanne 1 milyon Euro, Mercedes Maybach ise 1 milyon TL. BMW’de belki yeni çıkacak ve müthiş olacağı söylenen 7 serisinden bir iz bulurum diye umdum ama bulamadım. Fakat 3 serisi GT’ye bayıldım. Bu varken başka BMW alınmaz diye düşündüm. Tabii i8’in güzelliğine ve motoru nedeniyle tipine göre düşük olan fiyatına bir kez daha hayret ettim (220 bin Euro civarı), i3’ü ise bir kez daha çirkin ve lüzumsuz buldum. Arada Alfa’ya mutlaka uğrayın ve on yılların en iyi otomobili 4C’yi mutlaka bir tavaf edin.

GELECEK HAFTA: Müdürüm izin verirse haftaya Mercedes’in S500 Coupe’sini, Michael Schumacher’in çiftliğindeki partiyi ve birkaç müthiş saati tanıtacağım.