Opel insignia

Hayatımda ilk kez Opel kullandım dersem şaşırır mısınız?

Ben şaşırdım,

Çünkü İnsignia ‘nın direksiyonuna oturduğumda düşündüm ve daha önce hiç Opel kullanmadığımı farkettim,

Oysa çok da çekici otomobilleri vardı,

Yıkanınca çekmiş Corvette gibi duran 70 ‘li yılların GT ‘si, bir dönem rallilerin kralı olan Manta 400 ‘ü,

Efe Özal ‘ın meşhur ettiği Calibra ‘sı,

Bir kaç yıl önce gözümüzü alamadığımız yeni Speedster ‘i,

Ve tabii Türkiye ‘de hiç ama hiç göremediğimiz Opel Lotus Omega ‘sı,

İnsignia ‘nın direksiyonuna daha önce hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor olmanın heyecanı ile oturdum,

İlk izlenimim İnsignia ‘nın çok güzel görünen bir otomobil olduğuydu,

Dışardan da, içerden de özenli bir tasarımın unsurları göze çarpıyordu,

Ön farların tasarımı çok moderndi, Arkadan görünüş ise kusursuzdu,

Kullandığımız 220 beygirlik 2 litre turbo modele özgü çift egzos çıkışı ise otomobili iyiden iyiye güzel ve sportif hale getiriyordu,

Fotoğraflarda yeterince iyi anlaşılmayan alaşımlı jantların metalik parıltısı ise müthişti,

Dışını beğenip içine girdik,

Aynı beğeni orada da sürdü, Ama asıl olan kullanımıydı, Çalıştırıp bastık gaza,

Motor sesi başlangıçta hayal kırıklığı yarattı, Daha vahşi bir ses beklediğimi itiraf etmeliyim,

2 litrelik sıradan bir otomobil sesi veriyordu, Turboyu daha garajdan çıkmadan gazlayınca arkadan gelen ıslık sesinden anladık ve tabii müthiş güçten,

Şehir içi kullanımda 220 beygirlik gücün bir fevkaledeliğini göremedim, Ama otoyola çıkınca İnsignia 2,0 turbo kendini göstermeye başladı,

Otomobilin 0/100 hızlanması müthiş değil, 8 saniye civarında, Ama turbonun da etkisiyle elastikiyet çok iyi, Ara hızlarda çok hızlı devir alıp yüsek hıza çıkabiliyor,

Fakat son sürat konusunda üreticinin verdiği 240 kilometrelik son hızı ben göremedim, Herhalde bayağı uzun bir düzlük gerektiriyor,

4 çekerin etkisiyle viraj kabiliyeti oldukça başarılı,

Ancak ilginçtir otomobil önden savrulmaya daha niyetli görünüyor, Hatalı ve fazla hızlı girilen virajlarda acemi eller için sorun olabilir,

Direksiyon çok yumuşak, Allah tarafından yüksek hızlarda daha da yumuşamıyor, Şehir içi için müthiş özellik, Direksiyondaki kumandalar ise hayli zor kullanımlı,

Farlar ve stoplar şahane,

Özellikle Xenon farlardaki adaptif sistem dönüşlerde hem yan lambaları yakıyor, hem de geçmişin Citroen DS ‘lerinde olduğu gibi farları hafifçe yana döndürüp döneceğiniz yönü aydınlatıyor,

Müzik sistemi vasatın üzerinde değil, Navigasyon sistemi ise yüzde yüz doğrulukla çalışıyor ki, İstanbul ‘da bunu başarmak mucize, Opel bayilerinden geçerken bunu bile söylüyor,

Lüks Almanlar gibi orta konsolda joystick benzeri bir kumanda koyulmuş ama programlaması onlar kadar başarılı değil,

Orta konsoldaki düğme çokluğu rahatsız edici, Dikkat dağıtıyor,

Koltuklar çok şık ve bir üst segmentteki otomobillerden bile kaliteli, Plastik kalitesi de kötü değil ama nedense biraz gıcırdıyor,

Yakıt tüketimi ise gücüne orantılı olarak hayli yüksek, Tabii sürekli yüksek devirde kullanmamızın da etkisiyle olsa gerek,

İnsignia 2,0 turbo kalite fiyat orantısında çok cazip bir araç, Bu fiyata bu kadar çok şeyi başka hiç bir yerde bulmak mümkün değil, Tek sorunu iç kullanımdaki zorluk, Çok düğme, çok kontrol ve hepsi alışılmadık yerlerde, Sanki ders almak lazım gibi,

Diyeceksiniz ki, "Bu otomobil neye benziyor"

Benden size bir tüyo, Sanki bu bir Opel değil de bir Saab,

Bana öyle geldi,

Tabii bu kötü bir şey değil,

 

1, Motor 2 litre ve turbo, 350 nm tork ve 220 beygir güç üretiyor, Bu kalitede bir otomobilin motor kapağını açınca daha etkileyici bir görüntü bekliyon insan,

2, Ön konsol çok karışık, Ama ışıklandırma harika, Yol bilgisayarını kullanmak çok zor, Konsoldaki kargaşada dikkatli bakmadan neyin nerede olduğunu bulmak zor, Yine de gözalıcı bir tasarım var,

 

3, Spor düğmesine basınca otomobilin hem sürüş dinamikleri değişiyor hem de göstergelerin aydınlatması beyazdan kırmızıya geçiyor, Alfa 156 Spor ‘larda olduğu gibi, Göstergeler çok hoş, Alman değil de, İtalyan gibi,

 

 

İÇ MEKAN KALİTESİ ÇOK YÜKSEK

İnsignia ‘nın iç tasarımı çok başarılı, Kendi sınıgının üzerinde bir görüntü ve kalite hissi veriyor, Ahşap plastik kombinasyonu iyi yapılmış, Plastik kalitesi rahatsız edici değil, Deri döşemeler muhteşem, Direksiyon üç kollu ama ortasının kalınlığı sportif hissi azaltıyor, Üzerindeki kumandalar ise diğer otomobillerden çok farklı ve alışmayı gerektiren bir düzen içinde,

Vites kolu ve çevresindeki metal kullanımı seksi,

Bilgi ekranının ışıklandırması ve renkleri göz okşuyor, Navigasyon gördüklerimin en başarılısı, Bacak mesafeleri ön ve arka koltuklarda çok başarılı, Otomobilin içi dışından göründüğünden daha geniş,

Bu otomobil için en zor şey sınıflandırmak,

Sanki sınıfında tek gibi,

Zorlayarak da olsa bazı rakipler belirledik, Yan tarafta da rakip sayılabilecek otomobillerle karşılaştırmasını göreceksiniz, Ancak bu rakiplerin tam anlamıyla rakip olmadığını, özellikle fiyat konusunda aralarında ciddi farklar olduğunu söyleyeyim,

 

 

ARTILAR

Fiyat kalite orantısı

İç mekan kalitesi

Eski Opelleri çok aşan tasarımı

Yol tutuş

Viraj başarısı

Entegre navigasyon sisteminin başarısı

Farların müthiş aydınlatması

Çok ergonomik sürücü pozisyonu

EKSİLER

Otomobilin içindeki düğme bolluğu

User enemy multimedya sistem kumandaları

Motor sesi

Türkler için ismini söylemek çok zor

Biraz tıngırdıyor

Orta konsolda yer alan düğmenin işlevi yok

 

Arkadan şahane

Neşeli bir gündme olunca neşeli fotoğraflar çıktı, Zaten otomobilin arkası da çok neşeli, Stoplar ve egzoslar çok hoştu, Tabii yeni bir şey denemenin ve büyük oranda beğenmenin keyfi de fotoğrafa yansıyor,

Bagaj hacmi geniş olmasına karşın bagaj kapağı dar, Şişe gibi, Stoplar da kapakla beraber kalksa daha iyi olurdu, Kapak doksan dereceyi aşan bir açıyla açılıyor ki, bu iyi,