The Cemaat, The Test

Dün öğle saatlerinde başladı dedikodu.

Fetullah Gülen ölmüştü.

Daha doğrusu öldürülmüştü.

Zehirlenmişti.

The Cemaat’e sızan bir istihbaratçı zehirlemiş ve kaçmıştı.

Yakın adamlarından biri de intihar etmişti.

Sonra dedikodu detay kazanmaya başladı.

ABD’deki FETÖ’cüler akın akın Pensilvanya’ya gidiyordu.

Fetullah ölmese niye gitsinlerdi ki!

Bazı gazeteci dostlarımız, “Bilgi kesin, Ankara’dan onaylattım” diye mesaj atıyordu.

O mesaj elden ele dolaşıyor, meseleye ciddiyet katıyordu.

Eş dost tanıdık beni aramaya, “Sen biliyor musun?” demeye başlayınca mecburen soruşturayım dedim.

Hem kendi kaynaklarımı, hem de iktidara yakın dostlarımı devreye soktum.

Ankara’dan doğrulandığı iddia edilen haberi, Ankara’da kimse doğrulamıyor, doğrulayamıyordu.

Devletin kurumlarının elinde böyle bir bilgi yoktu.

“Sorduk soruşturduk böyle bir bilgi yok” yanıtını veren bir üst düzey görevliye, “Acaba bir de enişteye mi sorsanız” şeklindeki esprim pek hoş karşılanmasa da, dün akşam saatlerine kadar bu bilgiyi ne Türkiye’den ne de ABD’den teyit ettirebildim.

Bana göre bu dedikodunun kaynağı, bizzat Gülen örgütü içinden birileri olmalıydı.

Kendi içlerinde bir test, örgütteki kimilerinin kendi güçleri üzerindeki bir SWOT analizi yapmak için böyle bir palavrayı uydurmuş ve sızdırmışlardı.

Gülen sonrası dönemde kim ne yapacak, kim nasıl tavır alacak, gruplar nasıl şekillenecek, güç kavgası hangi yönde gelişecek bunu görmek için yapılan bir manevra, postmortemi araştırmak için yapılan bir premortem denemeydi.

Bu iddianın ortaya çıkardığı sonuçların, bugün CIA koridorlarında bir odada ele alındığından bence emin olabilirsiniz!

***

Yüksek kur isteniyor

Artık hiç kuşku yok ki, mevcut iktidar Türk lirasının tüm paralar karşısında değer kaybetmesini istiyor.

Burası kesin.

Öyle olmasa, onlar konuştukça kurun yükseldiğini bile bile bu kadar konuşurlar mı!

Faiz düşürme kelimesi kullanıldıkça faiz düşürmekten bu kadar söz ederler mi!

İktidarın yüksek kur, 12-13 hatta 14 TL değerinde bir dolar istediği artık saklanamaz bir gerçek.

Sonuçta ekonomi bir “inanç” değil.

Olmadığı bilinen bir bağlantıyı inandığınızı söyleyerek o bağlantıyı var edemezsiniz.

Bir ülkeyi deney tüpü gibi kullanamazsınız.

Düşük faiz verince kurun arttığı ortada iken, bankalardan kredi alma gücüne sahip herkes alır krediyi, yatırır dolara.

Dolar artışından altı ayda yüzde 30 kazanır.

Bunun yüzde 9’unu faiz diye öder, yüzde 20 cebine kalır.

Böylelikle özellikle kamu bankalarının içi boşaltılır, boşaldıkça Hazine takviye eder bir daha boşaltılır.

2 milyar TL kredi alan, altı ayda 400 milyon TL’yi cebe atar.

Ama tek şartı vardır bunun.

Kamu bankalarından yüksek miktarda kredi alabilme yeteneğine sahip olmak.

Yani zengini daha zengin olur, fakir zengini sübvanse eder.

Şu anda olmakta olan budur.

Yoksa ekonomi yönetimin zırt pırt değiştirilmemesi gerektiğini, Naci Ağbal’ın görevden alınmaması halinde bugün hem kurların hem de faizlerin bugünkünden daha düşük olacağını biz biliyoruz da, bu ülkeyi yönetenler bilmiyor mu!

Aksini iddia etmek yönetenlere hakaret olur.

Benim ise hiç öyle bir niyetim yok.

***

Siyasi zeka?

Kemal Kılıçdaroğlu geç açıldı ama açıldı.

Geziyor, konuşuyor, anlatıyor, dinliyor.

Karşılığını da sahada alıyor.

Parti yöneticilerinin “Adam bürokrat. Ayağı asfalta değmemiş, halka inmemiş. Ne yazık ki, bilmiyor” sözlerinin üzerinden hepsi kaybedilmiş 7-8 seçim geçti ama Kemal Bey’in ayağı artık asfalta değmeye başladı.

İlk olarak “Adalet Yürüyüşü”nde değmişti.

O gün bugündür değiyor.

Provokasyonlara rağmen de, hız kesmiyor.

Dün de dediğim gibi gündem belirleme gücünü de Erdoğan’ın elinden büyük oranda da aldı.

Ama yine de ne yazık ki, tam da beceremiyor.

Dün bir esnaf ziyareti sırasında, bir satıcı “Size serecek kırmızı halımız yok ama montumuz var” diyerek montunu yere serdi.

Kemal Bey önce ne yapacağını şaşırdı.

Sonra da montun üzerinden atladı.

O anda montu yerden alıp esnafın üzerine giydirecek ve “Siz siyasetçilere kırmızı halı sermeyeceksiniz. Siyasetçi sizin bastığınız yeri halı kaplayacak” siyasi zekaya, cinliğe sahip değil!

O yüzden de bugün AK Parti’nin en güvendiği siyasi lider Kemal Kılıçdaroğlu.

Biliyorlar ki, iktidarı serbest düşüşten kurtarabilecek tek kişi Kemal bey.

***

Türk Keneş’i kurucusundan

Türk Konseyi diye bildiğim Türk Devletleri Teşkilatı’nın Aliyev’e verdiği madalyada İngilizce yazılar yer almasını eleştirdiğim yazıma, Türk Keneşi’nin ilk ve kurucu genel sekreteri emekli Büyükelçi Halil Akıncı’dan bir yanıt ve bir eleştiri geldi.

Sevgili Halil Bey’in eleştirisini aynen aktarıyorum:

“16 Kasım tarihli yazınız ile ilgili bazı düşüncelerimi sizinle paylaşıyorum:

– 12 Kasım’da İstanbul’da yapılan Türk zirvesinde Örgütün ismi, sizin değindiğiniz gibi bir ucube olan doğrudan Rusçadan tercüme Türkçe Konuşan Devletler İşbirliği Konseyinden Türk Devletleri Teşkilatına dönüşmüştür. Bu hem üyelerin artan güvenine hem işbirliğinde kaydedilen ilerlemeye işarettir.

– Bu zirveye Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışında bütün bağımsız Türk Devletleri en üst düzeyde  katılmıştır. Bu en son 1996’da olmuştu.

– Türkistan-Türkiye karayolu bağlantısında Hazar’ı aşan orta koridor işler hale gelmiştir. Zengazur  geçişi de sağlandığında Türkistan malları, güzergahı sadece Türk topraklarından geçen bir yolla, Anadolu’dan denize ulaşabilecektir. Böylelikle İran’ın engellemesi ve Gürcistan’a haraç verilmesinin önüne geçilecektir.

– Uzun bildiriden de görüleceği gibi birçok işbirliği alanında ilerleme kaydedilmiş yeni alanlar için taahhüt altına girilmiştir.

– Madalyanın dilinin İngilizce olmasını anlamak için resmî dili Türkçe olan Türkiye’de dükkan levhalarının ve mal markalarının adlarının niye İngilizce olduğunu çözmek gerekir.

– Türk Devletleri Teşkilatı proje sevmeyen sabırsız bir milletin aralarında bin yıllık bir kesinti olan çeşitli unsurlarını gönüllü olarak bir araya getiren bir girişimdir. Şu ana kadar da başarılıdır.Bundan sonraki başarısına da bir ölçüde eleştirilerimiz ama daha çok teşvikimiz katkıda bulunacaktır.

Saygılarımla Halil Akıncı”

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

45 yıl önceki kuyrukları eleştirenler yeni kuyrukların nedeni haline gelmediği zaman.