Bu kadını kim kurtaracak?

OKUR MEKTUPLARI – PAZARTESİ

Merhabalar Fatih Bey.
Ben sizlere ne yazık ki içler acısı bir durumu içim acıyarak yazmaya çalışacağım. Size anlatacağım olay ne yazık ki, günümüzde halen buralarda yaşanmakta.
Ailesi tarafından zorla evlendirilmek istenen bir kız çocuğu ile tanıştım. Ben hemşireyim kendisini ilçe sağlık müdürlüğünde tanıdım.
Kendisinin gidecek yeri yoktu, benim yanımda kalıyor ve bana anlattığı kadarı ile kendisini isteyen 50 yaşındaki adama, ailesi, başlık parası için, istemediği halde evlendirmek isteyince kaçmış.
Çok cesaretli, dürüst bir insan. Ama ne yazık ki buralarda kadın olmak çok zor ve kendisi de evden kaçtıktan sonra çok zorluklar, çok mağduriyet yaşamış.
Kendisi evden birkaç kere kaçmış. Kaçmalarının birkaç tanesi ailesi tarafından tekrar o adama zorla götürülmesi ile sonlanmış. Sizlerden ve sizin gibi yardımsever insanlardan sizin aracılığınız ile yardım istemek durumunda kaldım. Sizlere çok teşekkür ederim.
İyi günler dilerim.
NOT: Güneydoğu Anadolu’daki bir kentimizde hemşirelik yapan bu okurum ile mail aracılığı ile temas kurdum. Mektubunun yayınlanmasını ve bu yolla belki ilgililerin bu genç kızı kurtarmak için harekete geçebileceğini söyledi.

*

Seville Haritası

Sayın Altaylı,
İyi günler. Bugünkü yazınızda son zamanlarda gündemde tutulan Seville Haritası’na değinmişsiniz.
1994’ten beri AB konuları ile hem Ankara’da hem yurt dışında ilgilendim. 2011-17 arası AB nezdindeki Türkiye Daimi Temsilcisi olarak görev yaptım. AB Bakanlığı’nın (Dışişleri Bakanlığı ile birleşmeden önceki) son Müsteşarıydım. (Malum o makam kaldırıldı). Şimdi emekli bir Büyükelçiyim.
Seville Haritası yıllar önce gündeme geldiğinde hemen Brüksel’de AB Komisyonuna girişimde bulunmuş, mahiyetini sormuştuk. Bunun bir üniversite tarafından hazırlanan ancak resmi herhangi bir hüviyeti olmayan bir harita olduğunu AB yetkilileri o dönemde açıkça belirtmişti. Diğer bir deyişle epey önce zamanında müdahale etmiştik. Zaten harita ve sınır çizmek kadar kaçınılması gereken bir husus yoktur. Zira her ülkenin itiraz edeceği noktalar vardır. Nitekim Seville Haritası da sadece Doğu Akdeniz’i ele almamaktadır. Tüm AB deniz sınırlarını ele almakta ve orada AB ülkeleri arasında bile tartışmalı noktalar bulunmaktadır. O bakımdan AB’nin sahiplenebileceği bir harita olamaz. Yine de biz yoğurdu üfleyerek yedik ve her zaman tetikte olduk. Daha önce de Yunanistan bu haritayı gündeme getirmeye çalışmış ama yine girişimlerimiz neticesinde sonuçsuz kalmıştı.
Balıkçılık konusundaki kotalarla ilgili olarak bu haritadan yararlanıldığını size kim söyledi bilmiyorum ama ilk kez duyuyorum.
Şimdi bu haritanın tekrar ortaya çıkarılması bir algı yaratmak için olsa gerek. Muhtemelen son zamanlardaki dış politikamız ve Mavi Vatan kavramına karşılık olarak ortaya çıkarılmıştır. Tıpkı bir türlü kurtulamadığımız ve herhangi bir değeri olmayan ama takıntı haline getirdiğimiz Sevres Antlaşması gibi şimdi bununla uğraşıyoruz. Elbette Yunanlılar bunu hep öne sürecek ve sanki AB haritası gibi medyada kullanacaklar ama tekrar vurgulamak isterim ki AB yeni çark etmedi, hiçbir zaman resmi bir kimliği olduğunu söylemedi. Tekrar gündeme getirildiği için açıklama yapmak zorunda kalmış olabilirler. Bizim şimdi bunu ciddiye almadan ve ortaya konmaya çalışılan algılara aldırmadan soğuk kanlı bir biçimde davranmamız gerekir. Yapılması gereken daha çok husus var ama konumuz bu olmadığı için burada kesiyorum.

#habericireklam#300×250#1#right#

İçten saygılarımla

Selim Yenel

*

Sağlık çalışanları sadece doktorlar değil

Sayın Fatih Bey merhaba,
Yazılarınızı uzun yıllardır takip ederim, gazetecilik mesleğini gerçek anlamda yapan çok az kişiden birisiniz, bu anlamda sizi kutluyorum.
Sağlık çalışanı konu olduğunda tüm ülkedeki algı şu ki, doktor ve hemşire dışında başka çalışan yok düşüncesi hakim. Oysaki bu pandemi döneminde büyük risk altında olan sağlık sektöründe çalışan temizlik hizmetleri personelleridir.
Her türlü sağlık hizmetinden sonraki temizlik sürecinde çoğunluğu taşeronlarda çalışan ve kişisel koruyucu donanımları düzenli verilmeyen hastanelerde çalışan temizlik personelidir. Lütfen gündeme getirmenizi diliyorum.
Maddi anlamda sağlık çalışanları arasında en zorda olan ve corona ile mücadelede en ön saflarda risk alan temizlik çalışanlarını lütfen gündeme getiriniz.
Sağlıcakla kalınız…

*

KPSS ve corona

Sevgili Fatih Ağabey;
Genç bir okurunuz olmama rağmen yıllardır yazılarınızı okumaktayım, en çok da ülkede var olan tuhaflıkları, saçmalıkları ve dangalaklıkları haber yaptığınız zaman dikkatimi celbetmektesiniz.
Şimdiye kadar ben sizi hep okuyan taraf oldum ama bugün şahit olduğum zırvalıktan sonra belki okur mektupları bahsinde ya da ayrı bir bahiste söyleyeceğim konuya değinmeniz ve her türlü halin başıma gelme olasılığına karşı ismimin gizli kalması temennisiyle size yazıyorum.
Öncelikle daha acil ve rezil olan duruma değinmek istiyorum ki şöyle;
Bugün bütün yurt genelinde belirli sınav merkezlerinde KPSS vardı. Yaşadığım il olan Kocaeli ise bu sınav merkezlerinden biridir. Bu tip sınavlar ufak illerde genellikle ilin üniversitesinde gerçekleştirilir, ancak Kocaeli’nin 2 milyonluk nüfusu ve il merkezi ile bazı ilçelerin uzaklığı göz önüne alınırsa sınava girecek olanları ilçelere yaymak ve üniversiteye yakın olan kimseleri buraya göndermek normal olandır. Ancak biz anormal bir ülkede olduğumuz için sanki ilçelerdeki okullar yıkılmış gibi yaşadığım Darıca ve hemen komşusu olan Gebze’den onlarca kişinin sınav yeri en iyi tahminle 45-50 km ötede olan KOÜ Umuttepe yerleşkesi olarak belirlenmiş.
Bu kişilerin birçoğu da çeşitli nedenlerden ötürü Darıca-Gebze-Kocaeli arasında kullanılan Özel Halk ya da Belediye otobüslerine en az 3 saat öncesinden hücum ettiler ve ortaya akla ziyan bir izdiham görüntüsü çıktı. Bütün otobüsler ağzına kadar tıka basa dolu şekilde insanları taşıdı yine aynı şekilde ve aynı güzergahın tersi istikamette akılalmaz bir insan kalabalığı akılalmaz bir şekilde tıkış-pıkış en az 3 saatlik bir çilenin ardından Gebze ve Darıca’ya ulaştı. Bunların arasında mecburen ben de vardım. Bu iddiamın en büyük delili ise otobüslerin içinde bulunan ve gayet iyi çalışan iç kameralardır. Bu saatten sonra Kocaeli ilinde koronavirüs patlaması yaşanırsa biliniz ki sebebi bu akılalmaz plansızlıktır.
Sonra ise uzun süreden beri devam eden ve aslında yukarıda bahsettiğim rezilliğe de büyük ölçüde çözüm olabilecek bir dangalaklığı anlatmak istiyorum;
Muhtemelen sizin de bildiğiniz gibi halk arasında “ada treni” olarak bilinen ve Sakarya-Haydarpaşa arasında yıllardır hizmet veren banliyö treni Marmaray yapımı bahanesiyle yaklaşık 5 yıl kapalı kaldı, Marmaray tamamlanınca ise günde sadece 4 sefer olmak üzere açıldı ancak bu o kadar yetersiz geldi ki yoğun şikayet üzerine lütfedip sefer sayısını 5’e çıkardılar.
Fatih Ağabey, bu tren hattı ise şu an korona bahanesiyle kapalı. Öncelikle 16 TL olup hem milli serveti koruyan ve devlet ekonomisine ve vatandaşın cebine katkı sağlayan ada trenine günde 4 ya da 5 sefer yaptırıp insanları bileti 50 TL fiyata yakın olan otobüs firmalarına muhtaç edeceksin hem de ülkeyi demir ağlarla biz donattık diye hava atacaksın!
16 TL’ye İstanbul’a rahat rahat gitmek varken devletimiz neden bizleri 50 TL’lik otobüs biletlerine mahkum ediyor anlamak gerçekten güç. Arz-talep meselesi deseniz ada treni özellikle Cuma-Pazartesi günleri talep patlaması yaşıyor ancak bilet bulabilirseniz ne ala… Bir başka saçmalık ise ada treni korona bahanesiyle kapalı ancak insanların kucak kucağa gittiği Marmaray ve İstanbul metroları açık. Galiba Marmaray ve İstanbul metroları bu hastalığa karşı doğuştan bağışıklık sahibi…
Ayrıca bu hat Gebze-Kocaeli arasında bugün için dahi kullanıma açılmış olsaydı bahsettiği rezil felaket tehlikesi yaşanmazdı… Ama ben zavallı bile bunu anlarken hazretlerin elini kıpırdatmamasına, şaşıyorum, hayret ediyorum, acıyorum ve bir genç olarak bu saçmalıklara üzülüyorum.
Teşekkürler…

***