Sevgili Şule Perinçek sustur şunu lütfen

Vakayı adiyeden oldu.
Her gün bir kızımız öldürülüyor.
Yaşı önemsiz.
Hepsi bir ananın, babanın evladı.
Hepsi insan evladı.
Öldürene bahane çok.
Hadi o zaten katil ve bahane uyduracak.
Çevreden gelen bahaneler utandırıcı asıl.
“O saatte dışarıda ne işi vardı”dan başlayıp, “O kıyafetle sokağa çıkarsan”a uzanan, oradan “Bu yaşam tarzı ile ne bekliyordunuz ki”ye giden bir alçakça haklı çıkarmalar zinciri.
Ben şimdiye kadar bir erkek cinayetinde “O saatte sokakta ne işi vardı” ya da “O kıyafetle sokağa çıkılır mı kardeşim” diye bir tek cümle duymadım.
Ama kadın söz konusu olduğunda özgürlüğünü türlü yolla kısıtlamak herkesin en doğal hakkı.
Okuldan dönmek için bindiği minibüste okul üniformasıyla öldürülen kız bile haksız.
Ve bu ortamda bile tartışılan konu İstanbul Sözleşmesi.
Ne kadar ilkel adam var ise “İstanbul Sözleşmesi’nden imzamızı çekmeliyiz” diyor.
Bakın bu sözleşmenin amacı neymiş aynen aktarayım:

“Bu sözleşmenin maksatları şunlardır:
1- Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;
2- Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;
3- Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;
4- Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;
5- Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.”

Ne var burada yanlış olan. Cümle ilkele soruyorum bu soruyu: Ne rahatsız ediyor sizi.
Mesela seni Doğu Perinçek.
Bu amaçta hangi ahlaksızlığı gördün de İstanbul Sözleşmesi iptal edilmelidir diye attın kendini ortaya.
Hadi birtakım sözde muhafazakarlardan bunu duymaya alışmıştık da, sen ne diye daldın konuya!
Benim de çok sevdiğim oğlun Mehmet’in bir kız kardeşi olsaydı ve bir alçak tarafından öldürülseydi yine böyle düşünecek miydin?
Ve Sevgili Şule Perinçek. Sen de böyle mi düşünüyorsun!
Tüm siyasetçiler bilmelidir ki, kendi kızımıza hakaret edildi diye haklı olarak öfkeleniyor ve kıyameti koparıyorsak ve hepimiz de bu öfkeyi ve tepkiyi destekliyorsak…
Başkasının evladının ölümüne sessiz kalmak yakışıksızdır.
Her kız evladı hepimizin evladıdır.
Eğer insan evladı isek!

***

Oğlunuz imparator değil

Erkek anaları.
Bir kez yazdım bir kez daha yazıyorum.
Oğullarınıza kadına saygıyı, kadına sevgiyi, kadına el kaldırmamayı öğretin Allah aşkına.
Oğlunuz kıymetli anladık.
Ama kız evlatlar da en az sizin oğullarınız kadar kıymetli.
Oğlunuzun önünden sarkan bir et parçası var diye, kendilerini üstün zannetmelerine izin vermeyin.
Bu et parçasına gereğinden fazla önem atfetmeyin.
Çok da komplike bir alet değil sonuçta.
Kendinizi üstün zannettiğiniz kadınların üreme organı erkeklerinkinden kat ve kat komplike.
Bunu öğretin oğullarınıza.
O organı çok önemli hale getirdiğiniz zaman ortaya çıkıyor tüm bu sorunlar.
Hem organda, hem kişilikte.

***

Kaldırımlar motosiklet yolu mudur?

Daha önce değindim bu köşede, motosiklet sürücüleri trafikte kendilerine saygı istiyorlar.
Haklılar, çevrelerini saran bir koruyucu kafes olmadan trafikte olmak kolay değil.
Ama onların da hem kendilerine hem de trafikteki diğerlerine saygı göstermesi gerek.
Kurallara uymaları, kendi hayatlarını tehlikeye atacak şekilde trafiğin içinde avantaj sağlamaya çalışmamaları.
Ve daha da beteri, motosiklet sürücülerinin de yayalara saygı göstermesi gerek.
Ne yazık ki, bir grup motosiklet sürücüsü artık kaldırımları yol haline getirdiler.
Şaka yapmıyorum, kaldırımda büyük bir hızla yayaların arasında ilerliyorlar.
Bir motosikletin altında kalmamız an meselesi.
Geçenlerde bir tanesine “Kardeşim ne işin var burada. Yol mu burası” dedim.
“Sana ne?” dedi.
Döver misin. Sabaha mı bırakırsın!
Bu yazıyı yazdıktan sonra eve giderken yolda bir dakika içinde aşağıda gördüğünüz fotoğrafı çektim.
Umurlarında değil.
Sonunda delireceğim ve elimde bir sopa ile yola çıkacağım.
Yok yanlış anlamayın.
Dövmek için değil.
Ön tekerinin arasına sokacağım çubuğu.
Gerisini fizik kuralları halledecek!

 

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cahil müptezeller kadınlara akıl vermeye kalkışmadığı zaman.