Benim için konu kapandı

Ayasofya’nın ibadete açılması meselesini bundan böyle konuşmak niyetinde değilim.
Sonuçta egemenlik hakkımızı kullandık.
Müzeye çevirmek de Türkiye’nin kendi bileceği işti, camiye çevirmek de…
Hakkımız olan bir işlemi yaptık.
1 yıl önce burayı ibadete açmanın bir bedeli olacağını söyleyen ve bu yüzden açmadıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay kararının ardından hızlı bir biçimde ibadete açtı Ayasofya’yı.
Demek ki, sözünü ettiği bedele değecek bir gelişme, bir değişim, bir gereklilik oldu geçen bir yıl içinde.
Cumhurbaşkanı “Hele bir Sultanahmet’i doldurun” diyordu Ayasofya’yı açma koşulu olarak.
Dolmuş olmalı.
Sonuç olarak açılma kararı alındı.
Lozan Anlaşması’nın 87. yıldönümünde ibadete açılacak.
Bitti.
Hayırlısı.
Okurlar diyor ki, “Doğru mu oldu sence?”
Onu da başka bir gün konuşuruz.

***

Tarımda başlanıp bitirilmeyenler

Tarım mevzuuna kaldığımız yerden devam edelim.
Tarımda AK Parti iktidarının kendi yaptıklarını yıktığını, kendi döneminde girilen doğru yoldan sapıldığını söylemiştim.
Oradan devam edelim.
Türkiye’de tarımın en önemli sorunlarından birinin miras yoluyla bölünerek küçülen tarım arazilerinde verimliliğin düşmesi, işletme verimliliğinin ortadan kalkması olduğu yarım asırdır bilinen ve konuşulan ancak çözümlenemeyen bir gerçekti.

TOPLULAŞTIRMA DURDURULDU

AK Parti hükümetleri döneminde bunun önüne geçebilmek için bir yasal düzenleme yapıldı ve 5403 sayılı yasaya koyulan bazı maddeler ile arazilerin daha fazla bölünmesinin önüne geçildi.
Ancak bu yeterli değildi.
Zaten bölünmüş ve ekonomik verimliliğini, işletme bütünlüğünü yitirmiş arazilerin yeniden birleştirilmesi, büyütülmesi gerekiyordu.
Bunun için de “toplulaştırma” amaçlı bir yasa çıkarıldı.
Devlet zaten toplulaştırma yapıyordu ama buna güçlü bir yasal dayanak oluşturuldu.
Devlet bölünen arazilerin birleştirilmesini sağlıyor, bu arada tarla içi yolların kamu arazilerinden geçmesi sağlanıyor, çiftçilerin arazi kaybının önüne geçilmesi ve olabildiğince büyük parseller oluşturulması amaçlanıyordu.
Yasa hemen etkisini gösterdi.
1960-2005 arasında yapılan toplulaştırma miktarı 420 bin hektardı.
Yasanın çıktığı 2005 yılından 2015 yılına kadar 5,5 milyon hektar toplulaştırıldı.
2015 yılında ise toplulaştırma faaliyeti durdu.
14 milyon hektar olan hedefe asla ulaşılamadı.
5 yıldır aynı yerden zerre ilerleme olmadı.

ÇAĞ ATLACAK PROJE NİYE ÇÖPE ATILDI?

AK Parti döneminde başlatılıp durdurulan tek şey tarlaların toplulaştırılması değildi.
Türk tarımına çağ atlatacak bir proje olan TARBİL Projesi de planlandı, büyük paralar harcanarak hayata geçirildi ama yayılıp verimli hale getirilmeden çöpe atıldı.
TARBİL, Türk tarımına çağ atlatacak bir işti.
Binlerce farklı bölgede, tarlalara yerleştirilecek uydu bağlantılı akıllı cihazlar ile toprak, nem, yağış, sulama, iklim ve mikro klima verileri toplanacak, bunlara paralel olarak tarladaki ürünlerin verim ve büyüme oranları gözlemlenecek, buna bağlı olarak hem hasat öncesi rekolte hesapları yapılabilecek hem de elde yıllar içinde biriken datalar yapay zeka uygulamaları ile işlenerek verimlilik, iklime bağlı olarak ürün çeşitlendirilmesi ve en önemlisi doğru sulama, doğru ilaçlama yapılacak, maliyetler düşürülecek, karar alma mekanizmaları rasyonelleştirilecek ve bilimsel hale getirilecek, uzun vadede elde muazzam bir bilgi birikimi olacaktı.

TARIMDA UZAY TEKNOLOJİSİ OLACAKTI AMA

Türk tarımı hem karadan, yerinden hem de uzaydan uydulardan kontrol edilecek, Tarım Bakanlığı’nda tek bir bilgisayar üzerinden tüm Türkiye’nin üretim verileri, verimlilik hesapları ve yıllık rekolte beklentileri anı anına real time olarak görülebilecekti.
Bu tarımda gerçekten asrın projesiydi ve Türkiye’yi tüm dünyada öne geçirecekti.
Bu proje için tüm hazırlıklar yapıldı.
Yerde istasyonlar kurulmaya başlandı, yüzlerce tarlaya ilk gözlem araçları yerleştirildi.
Sonra ne oldu dersiniz?
Çok basit.
Proje durduruldu.
AK Partili bir bakanın başlattığı bir projeyi, bir başka AK Partili bakan durdurdu.
Tüm dünyaya örnek olabilecek bu müthiş iş çöpe atıldı.
Göz göre göre.
Bu projeyi yöneten tüm bürokratlar görevden alındı, sürüldü, türlü eziyete maruz kaldı.
Niye?
Emin olun ben bilmiyorum.
Bilen olduğunu da zannetmiyorum.
Ancak bildiğim bir şey var ise bu proje ile devlet, tarımdaki körlüğünden, bilgisizliğinden kurtulacak, 21. Yüzyıl’a yakışır çağdaş ve dünyanın muhtemelen en iyi tarım yönetim sistemini kurmuş olacaktık.
Hem de büyük oranda yerli ve milli.
Ama aynı parti döneminde yani sözde bir istikrar döneminde bile böylesi önemli bir proje yürütülemedi.
Umarım bir gün bunun yanıtını bulabiliriz.
Tarım yazmaya devam edeceğiz.

***

Pazartesi günleri

Sevgili okurlar,
Biliyorsunuz Pazartesi günleri genelde yazı yazmıyorum.
Bundan böyle Pazartesi günleri için bir yenilik yapacağım.
Hafta içinde gelen okur maillerinden kayda değer ya da yayınlanmasının faydalı, bilgi verici olduğunu düşündüklerimi sizlerle paylaşacağım.
Çünkü gerçekten çok kaliteli okur mailleri geliyor sıklıkla ve bunların sadece okurla benim aramda kalması beni üzüyor.
Bundan böyle bunların bazılarını paylaşacağız.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değdiği zaman.