Amiral batırıldı

Dün sabah Tümamiral Cihat Yaycı’yı yazdık, adam öğlene kalmadan istifa etti.
“Onurumla oynandı. Kalamazdım” demiş.
Bence hata etti.
FETÖ taktiğine boyun eğdi.
The Cemaat’in bildik yöntemidir bu.
İnsanları öyle bir hale getirmeye çalışırlar ki, mecbur kalsın, “Allah belanızı versin” diye lanet okuyup istifa etsin.
Kriptolarıyla, açık elemanları ile öyle bir saldırırlar ki, başka çaren kalmadı sanırsın.
The Cemaat’in bu taktiğine karşı en iyi taktik “Direnmektir”.
Hattı müdafaa edemiyorsan sathı müdafaa etmektir.
Cihat Yaycı’nın istifası belki onurunu kurtarmış gibi görünür ama memleketi kurtarmaz.
Oysa Yaycı ne badireler atlatıp bugünlere gelmiş bir komutan.
Odatv’de Müyesser Yıldız’ın 20.11.2017 günü yayınlanan “NATO Skandalı’nın gizli kahramanı kim?” başlıklı yazısı bize bu konuda biraz ışık tutabilir belki.
Skandal dediği, NATO tatbikatı sırasında Atatürk ve R. Tayyip Erdoğan’ın hedefe koyulması ve bu rezaleti ortaya çıkaran FETÖ kumpası mağduru Binbaşı Ebru Nilhan Bozkurt.
Müyesser Yıldız, Ebru Binbaşı’nın ordudan atılmak üzere iken son anda kurtulduğunu ve söz konusu tatbikata kendisini görevli olarak yollayan kişinin Tümamiral Cihat Yaycı olduğunu yazmış.
Sonra da Cihat Yaycı’yı anlatmış Yıldız:
“ … (Yaycı’nın) bir ara FETÖ’cü yapılanmada yer aldığı ancak sonradan ayrılıp onlara karşı en büyük mücadeleyi verdiği öne sürüldü. Bu arada Tuncay Opçin başta olmak üzere FETÖ’cüler onu hedef alırken, bir gizli tanık da Yaycı’nın FETÖ mensubu olabileceğini iddia etti.”
Müyesser Yıldız daha sonra şu bilgiyi de paylaşıyor:
“Yaycı’nın 15 Temmuz darbe girişimine katılan ve 27 Ekim’de müebbet hapis cezasına çarptırılan dönemin Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem’in kayınbiraderi olduğu biliniyor. Ve dahi Yaycı’nın Erdoğan’a çok yakın bir isim olduğu da konuşuluyor.”
Yani durum hayli girift.
Bizim iki kadın yazarımıza göre ise Tümamiral Yaycı “Ordu içindeki hiyerarşiye uymadığı, bazı medya mensupları ile fazla içli dışlı olduğu, kendi PR’ını yaptığı” için üst kademede rahatsızlık yaratmış ve görevden alınmış.
Elbette görünürdeki neden budur.
Kurt kuzuyu kapmak isteyince bahane mi yok!

***

Şuursuz değil, şuurlu

Bir mevkute 19 Mayıs için hazırladığı görselde Atatürk ve silah arkadaşları İnönü ve Fevzi Çakmak’ın yanına Padişah Vahideddin’i ve Damat Ferit’i de yerleştirmiş.
Bir yanda Kurtuluş Savaşı vermekten yana olanlar, diğer yanda ise böyle bir savaşı vermektense İngilizlerle anlaşarak, mülkün kurtarabildikleri kadarını ellerinde tutmaya razı olanlar.
Yani Kurtuluş Savaşı ile uzak yakın alakası olmayanlar.
19 Mayıs dolayısıyla yapılan bir sahifede böyle bir görsel kullanmak bazıları için “Bu ne şuursuzluk” tepkisine neden olabilir.
Ben ise “Keşke şuursuzluk olsa” diyeceğim.
Bence burada son derece şuurlu ve planlı bir davranış var.
O plan da şu.
Önce fotoğrafı kalabalıklaştır.
“Bu işi Atatürk tek başına yapmadı. Arkasında Osmanlı Devleti vardı” demeye getir.
Gözleri bu fotoğraftaki kişilere alıştır.
Sonra yavaş yavaş fotoğraftan önce İnönü’yü, sonra Çakmak’ı ve sonra da Atatürk’ü çıkar.
Ve “Kurtuluş Savaşı’nı Padişah Vahideddin yaptı”ya getir.

***

Sezar’ın hakkı

Geçen gün genç bir okurla mailleştik.
Benim Türkiye’de çok sağlam bir hekimlik geleneği olduğundan, Türkiye’nin her zaman mali gücünün sınırlarını zorlayan bir sağlık hizmeti vermeye çalıştığından ve AK Parti döneminde bunun iyice zirve yaptığından söz ettiğim bir yazım vardı.
Genç okurum buna itiraz etmiş ve iyi niyetle “Fatih Abi yapma. 2002’den önce Türkiye’de doğru düzgün ambulans hizmeti bile yoktu. Ne sağlığından söz ediyorsun” demiş kendinden emin.
“Nereden biliyorsun” diye sordum ben de.
“Biliyorum. Herkes biliyor” dedi.
Google’dan 112 hattına bakmış ve hizmetin 2003 yılında oluşturulduğunu okumuş ve inanmış. Daha önce doğru düzgün ambulans bile olmadığını ise siyasetçiler söylemiş.
Oysa 112 Acil Ambulans hizmetinin kuruluşu 2003 değil, 1994.
Geçen sene 25. Yılı kutlandı.
Ambulansa gelince.
1970’lerde gerçekten felaket bir ambulans sistemi vardı Türkiye’nin.
Ama sonra buraya ciddi yatırımlar yapıldı.
Fotoğraflarını gördüğünüz Amerikan malı ambulanslar 1990’larda Türkiye’nin pek çok yerinde, dağda bayırda hizmet veriyordu.
Sezar’ın hakkı elbette Sezar’a ama Sezar da başkalarının hakkını yemesin.
Anlaştık mı!

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Terbiyeyi korku zannetmediğimiz zaman.