Beyin fırtınası

Corona salgını elbette bir gün bitecek.

Çok da uzak olmadığını umduğumuz bir gün.

Ve biz, toplumlar ve ülkeler normale dönecek.

Bu normale dönüşün en az hasarla, en kısa sürede gerçekleşebilmesi için neler yapmak lazım!

Ben kendi payıma bu işi bilenlerle, taşın altında eli olanlarla konuştum.

Bir fikir vermesi açısından.

Nihai karar her zaman seçilmiş otoritenindir ama böylesi zorlu bir dönemde fikir üretmek her zaman iyidir.

Bu yüzden hem bir röntgen çekmeye, hem de çözüm önerilerini sizler için toparlamaya çalıştım.

GELECEK KAZANÇLARA TEMLİK KOYUP SANAYİDE NAKİT BIRAKMAK GEREKİR

3000 kadar şirkete mali danışmanlık veren, Türkiye’nin en büyük ve güvenilir danışmanlık şirketlerinden birinin tepe yöneticisini aradım. Ekonominin can damarı olan tüm şirketlerdeki durumu muhtemelen patronlarından daha iyi biliyordu. İşte söyledikleri:
“Şu anda herkes yedek akçelerini kullanıyor. Bu 1-2 ay idare eder. Piyasa kilitli. Sonuçta ellerindeki varlıkları nakde çevirmeye kalksalar öyle bir piyasa şuan yok. Duran çark hızlı paslanır. Sanayi işletmesi kilidi vurmamalı. Yabancı rakip gelir piyasayı ele geçirir. Bugün en büyük tehlike bunu görüyorum. Nakit akış sistemi her şeydir. Bunun çökmemesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Piyasanın ihtiyacı olan nakit pompasıdır. Canlı sektörlerin elindeki para krizden çıkmak için elzemdir. Hükümet ekonomiyi tamamen durdurmayarak doğru bir iş yapmıştır ama şirketler böyle durumda tek başlarına ayakta kalamazlar. Bütün dünyada olduğu gibi desteklenmeleri gerekir. Karşılıksız değil elbet. Gerekirse gelecek kazançlarına devletin temlik koyması ile bugün için nakit akış kolaylığına sahip olmaları sağlanmalıdır.”

SANAYİDE ZORUNLU FATURALAR İÇİN PİYASA YENİDEN AÇILINCA GERİ ÖDEME YAPILABİLİR

Ardından sanayinin önemli isimlerinden biri ile konuştum. “Ekonominin çarklarının iyi kötü dönmeye devam etmesi iyi, ama sanayici bunun yükünü tek başına kaldıramaz. Büyük çoğunluk çark durmasın diye stoklara çalışıyor ama nereye kadar. Hammadde bitinceye kadar çalışırız. Sonrası zorlanırız. Sigorta primi geliyor, elektrik geliyor, su geliyor, muhtasar geliyor, KDV geliyor. Ödeyecek nakit durumu çoğunlukta yok. Pek çok sektör yavaşladı. Dünya çapında. İhracat düştü. Hammadde almıyor kimse. Devletten önemli beklentiler var. Az önce söylediğim ödemeler mesela. Faturalar geliyor, insanlar da sanayici başta bu firmalara kızıyoruz. Kızmaya hakkımız yok. Bu hizmetleri üretenler faturalarını keserler. Ticaretin gereğidir, doğaldır. Burada devlet devreye girmelidir. Devlet bu firmalara sen faturanı kes alacağının karşılığında ben sana para ödeyeyim der, sanayiciyi üç ay bey ay faizsiz sübvanse eder. Piyasa açıldığında ödenmek koşulu ile. Aksi takdirde piyasa daha da daralır. Fatura kesen başta enerji firmaları ve bankalar olmak üzere herkes soruna ortak olur. Açılacak davalarla hukuk sistemi kilitlenir.”

PERAKENDE VE TARIM ÜRÜNLERİNDE PROBLEM FİYATLARA YAZIN YANSIR

Şu sıralarda perakende firmalarına danışmanlık yapan bir eski bankacı ile de konuştum ardından:
“ Şu ana iyi kötü dönen bir çark var. Belirli sektörlerde üretim talebe bağlı olarak düşüyor. Bu talepsizlik nereye kadar sürecek belli değil. Bu sonuç olarak maliyetlere yansıyacak. Kur artışı hammaddeyi etkiliyor. Boşalan depo daha zor dolar. Fiyatlar artar. Bırakın onu başka bir şey söyleyeyim. Yerli ürünleri bulamayabiliriz raflarda. Domates üreticisi mesela. Haziranda domates yemek için, biber yemek için çiftçi geçen hafta ekim yapmak zorunda idi. Yapabildi mi? Maalesef hayır. Tarımda sıkıntı yazın farklı bir evreye girer.”
Perakende devlerinden biri ise bambaşka bir bakış açısı getiriyor:
“Yüzlerce mağazamız kapalı. AVM’ler kapalı. Kira ödemeyeceğiz. Biz batarız. Sonuçta bu milyarlık AVM’ler batar. Bu AVM’lerin sahibi gayrimenkul yatırım şirketleri ve fonları ve bunlardan alacaklı olanlar da. Hükümet çalışma hayatı, icra dosyaları durdurulması, çekler gibi bazı düzenlemeleri yaptı, destekler açıkladı. Yine de şuan çare ilk ayağa destek. Yani üretim maliyetlerine ve üretip satmaya çalışana. Ne olur geniş açılı baksınlar. Bize üretiminin bir kısmını Uzakdoğu’da yaptıran üç kuruşluk konfeksiyoncu gözüyle bakmasınlar.”

OTELCİLER ELEKTRİK FATURALARI 2 AY SONRA OKUNSUN İSTİYOR

Turizmciler en dertli olan maalesef:
“35 yıldır bir kez bile kapatmadığımız otellerin bazılarını kapatmak zorunda kaldık. Personelin büyük bölümünü hala korumaya çalışıyoruz ama en fazla 2 aylık canımız var. 20 gündür kasamıza tek kuruş giriş olmadı. Şu anda 20 odaya hizmet veriyoruz. Onlar da ülkelerine dönemeyenler. Fatura kesemiyoruz ama faturalar geliyor, kredi taksitleri geliyor. Şimdi elektrik şirketleri geçen yılın ortalaması ile fatura yollayacakmış. Yahu geçen yıl oteller full, enerji tüketimi dorukta. Şimdi ampul yanmıyor. O tüketim nerede! Olmayan tüketime fatura gelecek. Bu faturaları gelip sonra okunsunlar. Hiç birimiz bir yere kaçmıyoruz. zaten. ”

EKONOMİYİ KAPATMAMAK DOĞRU KARAR YAĞMURLAMA SİSTEMİ İLE PARA VERİLMELİ

Ve son olarak herkesin bildiği Türkiye’de önemli görevler üstlenmiş bir isimle, para politikaları üzerine konuştum. Tüm konuşmaları kendisine aktardım ve fikrini sordum. O da anlattı:
“Önce şunu söyleyeyim. Yaptığı pek çok şeye katılmadığım bu hükümetin ekonomiyi kapatmama politikası doğru. Zaten bütün dünya da bunu yaptı. Kimse ülkenin düğmesini off’a çevirmedi. Bu doğru bir iş. Bunu yaparken cesur ve doğru davrandılar ama başka alanlarda aynı cesareti göremiyoruz. Konuştuğunuz herkesin söyledikleri sonuna kadar doğru. Yapılması gereken tek bir şey var bu noktada. Piyasaya para vermek. Millet işsiz kaldıktan sonra aç kalanlara para vermek çözüm değil. Bu bir dönem. Bu dönemde ekonominin can suyuna ihtiyacı var. Yağmurlama sistemi gibi para dağıtmak azım. Sokağa değil elbet.
Üretici firmalara stok karşılığı faizsiz kredi bir önlemdir. Bugün piyasa kötü ama adamın üretiminin karşılığı var. Devlet al sana stok maliyetini, piyasaya çalınca öde diyecek ve üretimin sürmesini sağlayacak. Enerji firmaları haklı olarak fatura kesiyor. Devlet diyecek ki sanayiciye enerji paranı 4 ay ben ödüyorum. Sonra hesaplaşırız. SGK primin üç ay benden, hesaba yazdım, muhtasarın bende hesaba yazdım. Diyeceksin ki bu girişler olmayınca maliye ne yapacak? Çok basit. Para basacak. Bu para karşılıksız değil ki, karşılığı depoda üretimde hatta tarlada. Enflasyon falan da olmaz. Zaten şu anda piyasa durmuş. Zaten her şey geri çekilmiş, enflasyon yaratmaz. Ayrıca bugün düşünülecek şey enflasyon değil ki! İnsanların işini korumak, işyerlerinin açık kalmasını sağlamak lazım.”

NOT: Yarın da bu duruma fırsata çevirmeye çalışanlardan söz etmek istiyorum biraz. Bunu işçi çıkarmak için fırsat, devletin cebine elini sokmak için imkan olarak gören iş dünyası unsurlarından.

***

Doğru adımlar

Gençlerin sokağa çıkmaması herkesin üzerinde konuştuğu doğru bir önlem.

Ben de burada hatalardır belirti göstermeyen yani asemptom hastalara ve gençlerin ortalıkta fıldır fıldır gezerek risk gruplarına hastalık taşımasının yarattığı risklere dikkat çekiyordum.

Karar çok yerinde.

Seyahat kısıtlamaları da aynı şekilde.

Faturanın sadece Batı ülkelerinden gelenlere kesilmesi ise biraz ayıp oldu.

Batısı, doğusu güneyi, hicazı hastalık her yerden, dört koldan geldi.

New York’tan, Milano’dan getiren de var, Mekke’den getiren de!

Bunu da herkes biliyor.

***

Corona kaosunun yıldızları

Corona günlerinde iki siyasetçi çok ayrışıyor bana göre.

Bunlardan biri hiç kuşkusuz Sağlık Bakanı Koca.

Müthiş özveri ile kendi sağlığını bile riske ederek nefes almadan çalışıyor, doğru adımları atıyor.

Bir diğeri ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Gürültü yapmıyor ama iş yapıyor.

Her adımı ölçülü her adımı doğru.

Şu ana kadar her ikisine de bu zor dönemin de etkisi ile 10 üzerinden 10 veriyorum.

Kaos ortamları, yeni yıldızları doğurur.

Corona kaosunun yıldızları Koca ve Yavaş.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğunu unutmadığımız zaman.