Gelmesi sürpriz değil, daha da olur paniğe gerek yok

Geçen hafta “Corona eninde sonunda Türkiye’ye de gelecek. Ne kadar geç gelse o kadar iyidir” diye yazdım.

Kaçış olmadığı çok açıktı.

Geldi.

Önceki akşam Sağlık Bakanı Koca açıkladı:

“1 hastamız var, temas ettiği kişiler de karantinaya alındı”

Bunun anlamı şu.

Başka hastalar da olacak.

Haftalardır söylenen “Corona gelince paniklemeyin” uyarısı her zaman olduğu gibi milletimizin bir kulağından girip öbüründen çıktığı için Bakan’ın açıklamasından birkaç saat sonra market rafları boşaltılmıştı.

Oysa gerçekten paniklenecek bir durum yok.

Corona virüsünün bu yeni tipi, bulaştığı insanları mutlak ve acılı bir ölüme götürmüyor.
Bu Corona, Ebola değil.

Ebola’nın ölüm oranı yüzde 50’lerin üzerinde.

MERS değil.

Onun ölüm oranı da yüzde 35’lerde.

SARS değil.

Onun ölüm oranı yüzde 10’ların üzerinde.

Bu CORONA Covid19.

Ölüm oranı yüzde 2’lerde.

Yani virüse maruz kalan yüz kişiden ortalama olarak 2’si hayatını kaybediyor.

O da yaş ve risk gruplarına göre.

0-10 yaş grubunda ölüm riski sıfır. Bu yaş aralığında virüsü alıp da hayatını
kaybeden yok.

Sonrasında 40 yaşa kadar ölüm oranı yüzde 1,2.

Sonrasında oran artıyor.

50-60 yaş aralığında yüzde 2’lere çıkıyor.

80 yaşını geçenlerde ise yüzde 14’e tırmanıyor.

Yaş dışında risk grupları var.

En yüksek risk grubu kalp ve damar hastaları.

Bunu akciğer hastaları takip ediyor.

Sonrasında şeker hastaları geliyor.

Onu da kanser hastaları takip ediyor.

50 yaşın altındaki sağlıklı bireylerde ölüm riski çok düşük.

Daha iyi anlaşılması için söyleyeyim.

Corona’nın Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmasından bu yana, yaklaşık 3 aylık bir sürede ölümüne neden olduğu insan sayısı dün itibarıyla dünyada toplam 4 bin 700’e yakın.

Aynı zaman diliminde sadece ABD’de trafik kazalarında ölen insan sayısı bunun 2 katından fazla.

Peki bu tedbir almayın mı demek?

Asla değil.

Otomobilde de nasıl ki emniyet kemerimizi bağlıyor, dişleri aşınmamış lastikler kullanıyor, otomobilin bakımlarını yaptırıp, kurallara uyuyorsak burada da emniyet tedbirlerini alacağız elbet ama sapıtmadan, zıvanadan çıkmadan.

En önemli şeyin el hijyeni olduğunu kırk beş bin kere söyledi uzmanlar.

Bu vesile ile belki el yakıma alışkanlığı edinebiliriz birçoğumuz mesela!

Elimize değil, kolumuza aksırmayı da adet haline getirebiliriz bu vesile ile.

Lüzumsuz öpüşmelerden, anlamsız kafa tokuşturmalardan da vazgeçmek için bir başlangıç olabilir bu salgın.

Çok korkmayın.

Başkalarına saygı gösterin.

Fazlasına gerek yok.

***

İtalya’nın kusurları

Salgına karşı her ülke farklı tepkiler gösteriyor.

Dün gördük Fransa’da maç seyircisiz oynanırken, İngiltere’de lebalep dolu stadyumda oynandı.

İtalya’da ise Juventuslu bir futbolcuda virüs çıktı. Bu muhtemelen ligin tatiline kadar gidebilir.

Zaten Corona pandemisini en ağır geçiren ülke İtalya.

Peki niye diye hiç düşündünüz mü?

Bakın aşağıda gördüğünüz fotoğrafı bana fotoğraf sanatçısı dostum Merih Akoğul 20 gün kadar önce yolladı.

Teke Tek’te Corona ile ilgili program yapıyorduk, konun en üst düzey uzmanlarından üçü ile.

Akoğul fotoğrafı yollayıp “Havaalanında böyle bir reklam dönüyor. Hiçbir önlem yok, maske takan yok, Venedik’te bir tek maske bile bulunmuyor” diye yazmıştı.

Ben de bunu gösterip, televizyonda söz ettim “İtalyanlar aranıyor” diye.

Türkiye gayet iyi önlemler alırken İtalya’da Venedik havalimanında durum buydu.

Muhtemelen ülkenin başka yerlerinde de.

Şubat ayında.

Venedik Marco Polo Havalimanı’nda “Çinli dostlarımızı karşılamaya hazırız” diye Çinlileri bekliyordu İtalya.

Hazırız diyorlardı ama hazır olmadıkları ortaya çıktı.

Sonra niye İtalya’da patladı bu diye soruyor bazıları.

İlk neden muhtemelen bu sorumsuz ve vurdumduymaz tavır.

Dahası var.

İtalya, Avrupa’da el hijyeni ya da el temizliği açısından en son sıradaki ülke.

Bu bilimsel olarak hekimlerin bildiği bir konu.

Ve üçüncüsü İtalya, Japonya’dan sonra dünyada en fazla yaşlı nüfusa sahip ülke.

O nedenle İtalya Corona salgınını herkesten daha ağır geçiriyor.

Ama İtalya emsal değil.

Olsa olsa sui misal!

***

Maske meselesi

Hekimler ısrarla “Sağlıklı kişiler maske takmasın” diyor ama maskelere hücum var. Hastalara bile maske kalmadı.

Hekimleri dinleyen yok.

Peki niye maske takılmasın diyorlar.

Çünkü maske korumuyor.

Şu nedenle korumuyor.

Maskeyi kullanmak bir bilinç işi.

Maske taktığınız zaman maskenin dış yüzeyi kontamine olabiliyor. Yani virüs maskenin dışında olabiliyor.

Siz maskenin ön yüzeyini elleyince bu virüs elinize geçiyor.

Siz elinizdeki bu virüsü kendinize veya bir başkasına anında geçiriyorsunuz.

Maske gözlerinizi kapatmıyor.

Oysa hekimlerin söylediğine göre corona virüsü göz sıvısından da vücuda girebiliyor. Ayrıca maskenin önüne elinizi değdirip sonra da gözünüze götürürseniz kendinize de virüs bulaştırıyorsunuz.

Bu nedenle maskeyi sadece hastalar takmalı.

Kendisinde belirti gören veya hissedenler anında maske takmalı ve hastaneye gideceklerse bu şekilde gitmeliler.

Maske hastalığı kapmamak için değil, başkasına bulaştırmamak için gerekli.

***

Testler nerede?

Corona testleri şu anda Türkiye’de üç ildeki üç merkezde yapılabiliyor.

Bunlar Ankara, İstanbul ve Adana.

Bu hafta içinde bu illerin sayısının 5’e çıkması planlanmış vaziyette.

***

Youtube’dan izleyin lütfen

Diyeceksiniz ki “Fatih hekim misin de bunları anlatıyorsun?”
Haklısınız.

Ama bu salgın ortaya çıktığı günden bu yana televizyonda yaklaşık 9 saat bu konuyla ilgili en önemli isimlerle konuştum.

Kelle paça tarifi verenlerle değil.

Hakiki uzmanlarla.

Başkalarının bugün yeni yeni ekrana çıkarmayı akıl ettiği doğru düzgün hekimlerle, konunun uzmanı hekimlerle.

Bu yayınların tamamını Youtube’da bulabilirsiniz.

Onlardan aldığım bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

İzlemediyseniz de o programları bulup izlemenizi tavsiye ediyorum.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yumurta kapıya dayanınca uyanmadığımız zaman.