Sallama Hakan, yatsıya kadar bile yanmaz

Eski bir medya mensubu, şimdilerin siyasetçisi 30 yıllık dostum arayıp sormasa haberim olmayacaktı.

“Fatih bu Ahmet Hakan’ın yazdığı ratingler doğru mu?”

“Ne yazmış” dedim.

“CNN birinci imiş.”

“Zannetmiyorum ama bir bakayım. Geçen hafta baktığımda böyle bir durum yoktu. Çok acayip bir şey olmadıysa, maç veya porno yayınlamadılarsa doğru değildir” dedim ve Ahmet Hakan’ın yazısını açtım.

Sallamış da sallamış…

Haber kanallarının ratinglerini herkes merak ediyormuş da, bunun üzerine Ahmet Bey sormuş da, arkadaşlar ona söylemiş de, CNN Türk Şubat ayında AB grubunda yani yüksek eğitim grubunda birinciymiş de….

Yalanın büyüğü.

Ahmet mi sizi kandırmaya çalışıyor yoksa CNN’dekiler mi onu kandırıyor ya da “CHP boykotu bir işe yaramadı” mı demek istiyor bilemem.

Ama yazdığı kuyruklu yalan.

Değerli okurlar, yıllardır televizyon dünyasında bu konuda kimse yalan yazmaz.

Çünkü yazamaz.

Bir saniyede ortaya çıkacak bir yalandır çünkü ölçümler herkese gider.

TV dünyasında yönetici iseniz bir tuşla önünüze gelir.

O yüzden de bir damla utanması olan kimse böyle bir palavrayı yazmaz.

Ama artık utanma o kadar azaldı ki, her şey serbest olmuş anladığım.

Ama Ahmet Hakan’ın yazdığının külliyen palavra olduğunu tüm televizyoncular biliyor.
Çünkü bu beyefendinin dediğinin aksine Şubat ayında CNN Türk ne AB ne de başka bir grupta birinci.

Şubat ayında CNN Türk’ün ortalama izlenme payı 1,53.

NTV’nin 1,51.

Habertürk’ün ise 2,02.

Yani CNN’den yüzde 30 daha fazla.

Şubat ayı içinde CNN iki gün öne geçmiş sadece.

Onun da biri Canan Karataylı “Corona Virüsün kelle paça içerek tedavisi” ile ilgili tartışmanın olduğu gün.

Mart ayının ilk iki gününde de değişen bir şey yok.

CNN Türk hâlâ Habertürk’ün arkasında.

Üstelik sadece Şubat’ta değil, son 12 ayda da durum aynı, AB kategorisinde Habertürk birinci.

***

Bir özür dileyin Adil Bey!

Veyis Ateş’in programının düzenli konuklarından Adil Gür beyefendi, Pazar akşamı İdlib, Türk Rus ilişkileri gibi konuların ele alındığı programda bir ara kendi kendine gaza geldi. “Rusya’dan dost olmaz” diye başladı ve sonra “Hem buradaki hem de ekranları başındaki hanımlardan özür diliyorum” dediği anda ben de ekran başında “Eyvah” dedim.

Bir bomba geliyordu.

Ve geldi.

Rus kadınlar üzerinden söylenebilecek en pis örnek verildi tam da beklendiği üzere. Türkiye’de birkaç yüz bini bulduğu söylenen Rus kadınlarla evlenmiş erkeklerimizin varlığı bir yana, bir ülke insanına böylesi bir yaklaşım sadece terbiyesizlik değil aynı zamanda bir de ırkçılıktır.

Böyle bir şeyin bir başka ülke televizyonunda Türkiye, Türkler için söylendiğini düşünün. Tepkiniz ne olurdu!

Milletçe ortalığı ayağa kaldırmaz mıydık haklı olarak!

O halde bunu Ruslara yönelik olarak ya da başka bir millete yönelik olarak söyleme hakkını nereden buluyoruz!

Kafamızda uluslara ya da ırklara yönelik olarak yarattığımız stereotiplerin ilkel bir ırkçılığa sürüklenmemize neden olabileceğini Adil Gür gibi okumuş yazmış birisi bilmiyor olabilir mi!

Dün bütün gün Adil Gür’ün bu konuda bir özür dilemesini bekledim.

Herhalde o kadar utanmıştı ki, dileyemedi.

Herhalde bugün bunu yapacaktır diye umuyorum!

***

Cenaze modası

Şehit cenazesinde saygısızlık diye bir başlık görünce habere bir göz atayım dedim ve üzerine tıkladım.

Bir şehidimizin cenazesinde bir hanımefendi en önde saf tutmaya çalışıyor.

Üzerinde ise tahminen Uluslararası Uzay İstasyonundan bile görülebilecek kadar cafcaflı kürk yakalı bir manto.

“Herhalde yeni meşhur sanatçılardan biri olmalı” dedim fotoğrafa bakarak.

Var ya şimdilerde böyle türedi sanatçılarımız!

Umre’den fotoğraf koyar, Cuma’dan fotoğraf koyar, moda değişir meyhaneden fotoğraf koyar.

Vallahi de billahi de o tiplerden biri zannettim.

Sonra haberi okudum.

Aaaa, benim sanatçı sandığım hanımefendi milletvekili imiş.

İyi Parti milletvekili Aylin Cesur.

Şaşırdım önce.

Sonra şaşkınlığım geçti.

Herhalde dedim yukarıda bahsettiğim tiplerin vekili olarak TBMM’ye girmiş olsa gerek!

***

Tek değil ama önemli

Dün İHA ve SİHA üreticisi Baykar’ın kilit ismi Selçuk Bayraktar’ın çok sıkı korunması gerektiğini yazdım.

Pek çok kişi zannetmiş ki, Türkiye’de İHA ve SİHA üreten ya da Suriye ile olan çatışmada kullandığımız İHA ve SİHA’ları üreten tek kuruluş Baykar.

Tabii ki, öyle bir durum yok.

Türkiye’de İHA üretiminin öncüsü olan kurum bir kamu kuruluşu olan TAİ ya da TUSAŞ.
Bu işin öncüsü onlar.

Suriye hava sahasında görev yapan Anka’lar TAİ üretimi.

Aksungur da TAİ’nin yaptığı bir İHA.

TAİ daha çok İHA konusunda uzmanlaşmış durumda.

Yani İnsansız Hava Aracı.

Baykar ise hem İHA hem de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) yapıyor.

TAİ’de de bunu yapabilecek bilgi birikimi var.

Benim dünkü yazımda Baykar’a ve Selçuk Bayraktar’a dikkat çekmemin nedeni, hakkında çıkan çokça haber.

Ve bir uzmanın “Ortadoğu’nun kaderini değiştiren adam” demesi.

Yabancı ajanslar Ortadoğu’nun kaderinde etkin bir Türk’ten asla hoşlanmazlar.

Onu vurgulamak istedim.

***

Güven sorunu

Dün öğlen bir arkadaşımla bir lokantada yemek yiyorum.

Ben yaşlarda bir hanımefendi geldi masaya.

“Rahatsız etmiyorsam bir şey söyleyebilir miyim?” dedi.

“Bana hakaret etmeye başlamayacaksınız tabii buyurun” dedim.

“Estağfurullah. Sizi takdir ediyoruz. Bir konu ile ilgili bilgilerimi teyit etmek istiyorum” dedi.

Kalktığı masadaki arkadaşlarını da işaret ederek “Kendi aramızda tartışıyorduk. Sizi görünce sormak istedik” dedi ve sordu:

“İdlib’de 200’ü aşkın şehidimiz varmış ama açıklanmıyormuş. Doğru mu bu?” dedi. “Bilmiyorum hanımefendi ama zannetmiyorum. Bir iki değil ki gizlesinler. Hem gizlemenin uzun vadede kime ne faydası var. Sonunda ortaya çıkar” dedim.

“Aaa, olur mu” dedi ve ekledi, “Anayasa’ya göre 50’den fazla şehit olursa hükümet istifa etmek zorundaymış. Bu yüzden gizliyorlarmış” dedi.

“Hanımefendi böyle aptalca iddialara inanmadan önce açıp bir Anayasa’ya bakmanızı tavsiye ederim. Böyle bir Anayasa maddesi olabilir mi Allahaşkına. Nasıl inanırsınız böyle bir şeye” dedim.

“Vatsap”tan gelmiş meğer.

Altında profesör bilmem kimin imzası varmış.

“Böyle bir profesör var mı bilmem. Kaç şehidimiz var onu da bilmem. Ama Anayasa’da böyle bir şey olmadığını kesin olarak biliyorum. İnanmayın bunlara” dedim.

Kadıncağız teşekkür edip gitti.

Kalkarken yine bizim masaya uğradı.

İnternetten araştırmış.

Öyle bir profesör de yokmuş zaten…

Güldüm.

Bizi bu güvensizlik bitirecek.

Ama ne yazık ki, haksız bir güvensizlik de değil bu.

Yılların birikimi!

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Hakaret ederek fikrimi değiştiremeyeceklerini bazı okurlar anladığı zaman.