Güvenilir kurumlar gücenilir kurum oldu

Başkent Doğalgaz adlı şirket Kızılay’a 8 milyon dolar bağışlamış.

Kızılay da bu paranın hemen hemen tamamını Ensar Vakfı diye bilinen kuruma aktarmış.
Dün Türkiye bu haberle çalakalandı.

İlk duyduğumda “Yok daha neler” diye size aktarabileceğim bir tepki gösterdim ve Allah biliyor ya, “İnanmadım”.

Vallahi de inanmadım, billahi de inanmadım.

Rezilliğin bu kadarının olabileceğine inanamadım.

Gerçi Ensar Vakfı’nın rezilliklerine aşina idik.

Türkiye’ye cep telefonu geldiği günden itibaren kullandığım cep telefonu operatöründen ayrılmamın nedeni idi bu vakıf.

Bir cinsel istismar vakası sonrası GSM operatörünün bu vakfa bağışçı olduğunun ortaya çıkması ve bu durumu sürdürmekte kararlı olması üzerine “Param sapkınlara hizmet etmesin” diyerek operatörümü değiştirmiştim ama yine de Kızılay’ın böylesi bir şey yapacağına inanamıyordum.

Öyle ya Kızılay çocukluğumun güvenilir kurumu idi.

İlkokulda idim herhalde, Kızılay’ın kocaman teneke kumbaralarını boynumuza asar, yardım toplardık bu kurum için.

Karne zamanları evimize bir de Kızılay zarfı ile giderdik.

Üç beş Allah ne verdi ise yardım yapılırdı Kızılay’a.

Bilirdik ki “gerçek” fakir fukaraya, “gerçek” garip gurebaya sağlık hizmeti götürürdü Kızılay.

Bir felakette en güvenilir yardım teşkilatı idi.

O Kızılay, bu Kızılay’a dönüşmüş olamazdı.

Kendisine verilen 8 milyon doları “sabıkalı” bir vakfa aktaracak kadar “tefessüh” edemezdi.

Biz bu rezaleti hazmetmeye çalışırken, ki ne rezaletleri hazmetmeyi öğrendik toplum olarak, akşam Kızılay Başkanı Veyis Ateş’in karşısına oturdu ve anlattı.

Dedi ki, “Bu bize yapılan şartlı bir bağıştı. Başkent Gaz bize hep bu parayı verir ama bu parayı bize Ensar Vakfı’na aktarmamız için verir. Çünkü biz vergiden muafız. Böylelikle vergi vereceğine bağış yapmış olur. Biz de bu bağışa aracılık ederiz”

Buna vergi kaçırmak değil, vergiden kaçınmak denirmiş.

Bunu da öğrenmiş olduk.

Ancak yine de “gözümüzden kaçırılmayan” ya da “kaçınamayan” bir durum var.

Ensar Vakfı adlı vakıf da aynen Kızılay gibi “kamu yararına hadim” bir kurum.

Yani Ensar’a yapılan bağışlar da “Vergiden kaçınılabiliyor.”

Hoş Kızılay’a yardımın tamamı vergiden indirilebilirken Ensar gibi vakıflara yapılan bağışlarda bu tutar şirket yıllık kazancının yüzde 5’i ile sınırlı.

Ankara’nın doğalgaz dağıtımını yapan şirketin bilançosu düşünüldüğünde bu işte hâlâ bir gariplik var.

Biri bize yalan söylüyor.

Biri yine bizim aklımızla dalga geçiyor!

Ama niye?

Tabii ki şimdilik bilmiyoruz.

Ama elbet kokusu çıkar.

Biliniz ki, en kuvvetli hafıza koku hafızasıdır.

Koku hiç unutulmazmış.

Pis de olsa, iyi de olsa!

***

Ivanka ile evlendi Ortadoğu ile değil

ABD Başkanı Trump, Ortadoğu’ya biraz daha huzursuzluk getirmek için bir Ortadoğu Barış Planı açıkladı.

Sakın ola ki, bu planın Trump’a ait bir plan olduğunu zannetmeyin.

Bu planın sahibi “Damat”.

Yani sıkı bir Yahudi olan hatta eşi Ivanka’yı da evlilik öncesi dinine geçiren Jared Kushner.

Önceki gece geç saatlerde, CNN’de Christian Amanpour’un karşısında izledim onu.

Ukala ve arogan bir tavırla planı anlattı, savundu.

Bu planın bir Trump Planı olmadığı, onun tarafından kotarılıp İsrail’de pişirildiği ve Suudi rezillere tattırılıp sonra da dünyanın önüne konduğu çok açıktı.

Ivanka’nın eşinin hazırladığı bu planı Trump’ın okuduğunu bile zannetmiyorum.

“O kadar da değil” demeyin, o kadar olma ihtimali çok kuvvetli. Kushner’in tavrı böyle diyordu bana.

Ve dünya için üzüldüm.

Sonuçta bu çocuk Trump’ın kızı ile aynı yatağa girmek için evlendi.

Ortadoğu ile değil.

***

Volt

Dün “Alessandro Volta’yı bilmeyenler bu köşeyi okumasın” dedim diye bazı okurlar kızmış.

“Bilmiyoruz diye bize hakaret edemezsin.”

Ben de diyorum ki, “Bilmemek ayıp değil. Öğrenmemek ayıp”.

Bilmemek gayet normal.

Ama yeni bir şey duyunca onu öğrenmemeye çalışmak ayıp.

Alessandro Volta bir İtalyan bilim adamı.

18. yüzyılın ortasında doğdu.

19. yüzyılın ortasına gelmeden 82 yaşında öldü.

Fizikçi, kimyacı, elektrikçi ve mucit.

En önemli icadı pildir.

Kimyasal bir süreç sonunda elektrik enerjisi elde etmeyi başarmıştır.

Bunu yapmasındaki ilhamı ise insan bedenindeki kasların elektrik ürettiğini görmesi vermiştir.

Ayrıca metan gazını keşfeden de kendisidir.

Avrupa’nın önde gelen bilim cemiyetlerinin onursal üyesidir.

Ve hepinizin bildiği elektrikteki potansiyel farkını gösteren “Volt” kelimesi de onun adından gelmektedir.

Peki bunu bilmemek ayıp mı?

Eh, tam ayıp olmamakla birlikte biraz ayıp.

Ama benim derdim bilip bilmemeniz değil.

Ben sizi biraz öğrenmeye itmek istiyorum.

Bilmiyorsanız açıp bilgisayarı araştırabilirsiniz.

İki tuşa basarak öğrenirsiniz.

Benim derdim bu.

Öğrenme aşkınızı köreltmeyin.

İnsan her şeye doyabilir.

Ama öğrenmeye doyamaz.

Emin olun doyamazsınız!

***

Ota mota soruşturma

Bir soruşturma da Şevket Çoruh’a açılmış.

Deprem sonrası Şevket Çoruh’un adına açılmış bir Facebook hesabından, “Kızılay’ın 2019’da vatandaşlardan topladığı bağış tutarı 828 milyon TL. Devlet 2019’da 3.7 milyar deprem vergisi amacıyla ÖİV toplamış… Ama Elazığ’da deprem olduğunda bakanın açıklaması: ‘Her şeyi devletten beklememek lazım’

–Siz ne işe yararsınız?” diye bir paylaşım yapılmış.

Şevket Çoruh ise “Bu hesap bana ait değil. Ben sadece geçmiş olsun diye bir paylaşım yaptım” demiş.

Çoruh’un böyle bir paylaşım yapmadığından eminim de…

De ki, yaptı.

Ne var ki bu cümlelerde.

Bu sözlere soruşturma açmak neyin nesi!

***

İmar affı

Acaba diyorum, pek de büyük sayılmayacak bir depremde böylesi bir hasar, böylesi bir can kaybı…

Siyasetçilerimizde imar affı konusunda bir duyarlılık yaratmış mıdır!

Bu kadar deprem riski olan bir ülkede imar afları ile elde edilecek üç kuruş gelirin en ufak bir depremde daha fazla masraf ve çok daha fazla can kaybı olarak döneceğini artık anlamışlar mıdır?

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İmar affı çıkmadan söylediklerimiz, deprem sonrası hatırlandığı zaman.