Ben bu kadınları çok tuttum

Kimi okurlar, dün “Ne zaman adam oluruz”a yazdığım cümleyi anlamamışlar.

Ben de bazı şeyleri anlamakta zorluk çekiyorum.

Mesela, İslami yaşam tarzını benimsemiş kişilerin, ailelerin, kadınların şatafatlı mevlitlerini, davetlerini eleştirenleri.

Eleştirenler İslamcılar olsa anlarım ama İslamcılıkla uzak yakın alakası olmayan, İslami yaşam tarzını benimsemekten hayli uzak kişilerin bu işleri eleştirmesi son derece manasız.

Çünkü yapılanda bir gariplik yok.

Garip, abartılı, şatafatlı, gösterişli davetler yapanlar sadece İslamcı kadınlar ya da İslamcıların jargonuyla söylemek gerekirse “hanımlar” mı?

Tabii ki, değil.

Kimi “sosyetik” diye geçinen hanımefendiler, ünlü bir restoranda ya da başka bir gösterişli yerde ellerinde Hermes Birkin ya da Kelly’leriyle çocuklarına “doğum günü” yapmıyor mu?

Ya da en az aynı derecede abartılı ve hatta görgüsüzce organizasyonlarla “baby shower” diye yeni bir ithal haltı yemiyor mu?

Aradaki tek fark birinin başının açık, diğerinin kapalı olması.

Bir diğer fark ise zaman zaman başı kapalı hanımefendilerin bulunduğu ortamın biraz daha oryantal, biraz daha varaklı, biraz daha oymalı bir dekorasyona sahip olması değil mi!

Gösteri aynı gösteriş.

Sadece gösterilenler biraz daha farklı.

Hiç ama hiç eleştirilecek bir şey yok.

Zevksizlikse, bana göre ikisinde de eşit derecede.

Abartı ise, aralarında fark kıldan az.

Emin olun sosyal medyada dolaşan o görüntüler, beni hiç ama hiç rahatsız etmedi.

Hatta çok da hoşuma gitti.

Giyim tarzının tanıdığı özgürlüğe oranla hayli şık, makyajlı, bakımlı, hatta kimileri estetikli son derece güzel hanımefendiler, genç kadınlar.

Sınırları belli bir özgürlüğün içinde keyif yapıyorlar ve belli ki sınırları zorlama arzusundalar.

İslami mi İslami!

Modernlik arayışı içinde mi, içinde!

Bence hiçbir beis yok.

Çok kadınsı üstelik.

Saygı duyulması gereken bir durum. Kızılması değil.

İslami açıdan eleştirilebilir mi?

Bakın ona karışmam.

O konu ile hiç ilgim yok. İslam’da şatafat olmaz, komşun açken tok yatamazsın falan gibi şeyler söyleyenler olabilir mi?

Olabilir!

Batı özentisi yaşam tarzı eleştirisi yapabilirler mi?

Zorlarlarsa yapabilirler.

Ama yapmazlarsa da bence hiçbir beis yok.

Hatta kim bilir belki de, bu sayede yılbaşında yeni yılın gelişini kutlayanlara da “Hristiyan adeti bunlar” demekten de belki vazgeçerler!

Kim bilir belki de birbirimizi daha iyi anlarız.

Kim bilir!

***

Bilmek hakkımız!

Kemal Öztürk, dünkü “Size gazete manşetlerini yollayıp uygun mu diye soran gazete yöneticilerinin kim olduğunu açıklayın” şeklindeki çağrıma sosyal medya üzerinden bir yanıt verdi.

Şöyle demiş:

“Fatih Bey yazınızın asıl eleştiri öznesi ben miyim, Ahmet Hakan mı biraz karışmış ama kendi payıma cevabımı vereyim. İsimleri tartışmayı yanlış buluyorum. Sorun on yıllardır devam eden problemli medya sisteminde. Bunu tartışmaktan yanayım. Kararım değişmedi!”

Kemal Bey bilsin ki, her ikisini de eleştirmedim.

Sadece Öztürk’ten dönemin tüm medya yöneticilerini töhmet altında bırakan bir açıklama yapmaktansa, isim vermesini istedim.

“Kim o” veya “Kim onlar”

Başında bulunduğu gazeteyi başbakanlık basın müşavirinin onayına sunan veya sunanlar! Okurunun veya artık izleyicisinin buna hakkı var.

Kimin hangi kişilik erozyonunu gizlediğini bilme hakkı var.

Ben Ahmet Hakan gibi dönüp de “Sen de o gün bu düzenin bir parçasıydın” demeyeceğim.

Ahmet Hakan gibi “O uçağa binmem” deyip koşa koşa binenlerin de kimseye bunu sorma hakkı olduğunu düşünmüyorum.

Öztürk’ün bugün yaptığı eleştirileri, bir anlamda özeleştiri olarak da görüyorum.

Bir daha aynı makamlara gelirse aynısını yapar mı bilemem ama en azından yaptığının doğru olmadığını artık anladığına inanmak istiyorum.

Ve yine de o isim ya da isimlere ihtiyaç var.

Kim o kendini güç sahiplerine beğendirme arayışında olan?

Kim “Güzel gazete yapmış mıyım, beğendiniz mi efendim” diye soran.

Bilmeliyiz!

***

Yanlış kulis

Dün çok garibime giden bir haber okudum.

TBMM’de AK Parti grup toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra TBMM’nin muhalefet partilerine ayrılan kulisine geçmiş ve orada partisinin milletvekilleriyle oturmakta olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanına gidip birlikte oturmuş sohbet etmiş.

Yok yok garibime giden Cumhurbaşkanı’nın kulise geçip, sohbet etmesi değil.

Tam aksine bu hoşuma gitti. Hatta keşke bir ara da CHP’lilerin yanı gidip onlarla da sohbet etse.

Garibime giden bu değil.

Benim garipsediğim MHP’lilerin “Muhalefet partilerine ayrılan bölümde” oturması. MHP’li vekillerin oturması gereken yer bence iktidar kulisi.

Sanki yanlış yerde oturuyorlar gibime geldi.

***

İzin günü

Microsoft, çalışanlarının haftalık izin gününü 2’den üçe çıkarmıştı, duymuşsunuzdur! Bunun sonuçlarından haberiniz var mı?

Yoksa söyleyeyim, şirkette verimlilik yüzde 30 oranında artmış.

4 gün çalışan Microsoft elemanları, 5 günde ürettiklerinden yüzde 30 daha fazla üretmeye başlamışlar.

Ve bir diğer önemli gelişme.

Microsoft’un patronu Bill Gates, “Dünyanın en zengin adamı” sıralamasında Jeff Bezos’u yeniden geçmiş.

Ancak bunun çalışanların izin süresiyle ilgisi yok.

Jeff Bezos servetinin yarısını boşandığı eşine verdiği için böyle olmuş.

3 GÜNLÜK İZİNLE VERİM YÜZDE 40 ARTTI

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cahilim mutluyum demediğimiz zaman.