Adaletin bu mu dünya!

Bursa’da bir kafede yüzde 90 engelli bir gazi, ayaklarını uzattığı için, kafe sahibinden ve çalışanlarından öldüresiye dayak yedi.

Gazi olması önemli ama önemli değil.

Ayaklarını uzattı diye bir insan evladı dövülür mü?

Hele hele bir bedensel engelli hiç dövülür mü?

Hele hele o engelin nedeni gazi olması ise!

İnsanlık dışı bir durum.

Hayvanlık diyeceğim ama hayvan hiç yapmaz böyle şey.

Böylesine ilkel, rezil birileri olabiliyor demek ki…

Ama bu dayaktan daha beteri var.

Adaletin yaptığı.

Saldırgan kuduzlar yakalanıp yargı karşısına çıkarılıyor.

Peki yargı ne yapıyor?

Her zaman yaptığını.

Sanıkları serbest bırakıyor.

Sonra ne oluyor?

Her zaman olan.

Medya ve sosyal medya kıyamet koparıyor, aynı yargı bu kez “Getirin onları bana tutuklayacağım” diyor.

Ve bu sefer tutukluyor.

Suçtan değil, tepkilerden.

Tutuklamaya yetecek gerekçen, yasal dayanağın var ise baştan tutuklasana!

Niye hep böyle oluyor, tepki üzerine tutukluyorsunuz?

Böyle yargı mı olur!

Böyle yargıç mı olur!

Olursa bu ülkede elbette Adalete kimse güvenmez.

Bu kadarla kalsa yine iyi.

İşin bir de belediye boyutu var.

Olaydan sonra kafeye gelen belediye ekipleri ve diğer kamu görevlileri kafeyi kapatıyorlar. Çünkü ne ruhsatı var ne çalışanlarının sigortası ne başka bir şeyi.

Peki o zaman bu belediyeye sormazlar mı, “Adam dövmeseler bunlar olmadan da işlemeye devam edecek miydi o kafe?”

Sormaya ne gerek var.

Tabii ki edecekti!

Ve bakın ben size söyleyeyim.

Tepkiler dinsin, olay unutulsun.

O gaziyi dövenler kısa süre sonra serbest bırakılmazsa, o kafe de pek yakında yeniden açılmaz ise ben hiçbir şey bilmiyorum.

Hep öyle olmuyor mu zaten!

Baklavacı magandalar serbest bırakılıp sonra tutuklanıp, kısa süre sonra sessiz sedasız yine serbest bırakılmadılar mı?

Burası Türkiye.

***

Yolcu yolunda gerek

Dün söz verdik, İstanbul-İzmir Otoyolu izlenimleri yazacağım diye.

İşte yazıyorum.

Vallahi de, billahi de hiç bu yolu kullanasım yoktu.

Sadece ve sadece sizlere anlatacak bir şeylerim olur diye bayramın 1. günü ve 4. günü bu yolu da kullanarak toplam 1980 km yol yaptım.

Alın size izlenimler:

– Bu yolun ilk bölümünü geçen yıl da yazmıştım. Bana göre Türkiye’de yapılmış en iyi yol. İlk bölümü yani İstanbul-Bursa arası şahaneydi. Bursa’dan sonrası da genel olarak aynı kaliteyi tutturmuş. Hem asfalt dökümü, hem yol mühendisliği olarak çok çok iyi.

– Yolun bazı bölümlerinde bu kalite biraz aşağıya iniyor. Bursa-Karacabey arasında ve Balıkesir Kuzey ile Susurluk arasında yolun asfalt kalitesi biraz bozuk.

– Bu otoyolun İstanbul-İzmir arasındaki mesafeyi süre olarak 3 saat 30 dakikaya düşürdüğü büyük bir yalan olabilir. Ancak yoldaki hız limitlerine uyarsanız bu mesafeyi bu sürede almanız imkan dahilinde değil. Hele hele şarkıcı Demet Akalın’ın söylediği gibi 2 saatte almak hiç mümkün değil. Açık söyleyeyim kurallara uymasanız bile 2 saatte alamazsınız bu yolu. Kızcağız sallamış biraz.

– Zaten bu mesafeyi de İstanbul-İzmir diye düşünmemek lazım. Giriş gişesinden, çıkış gişesine kadar olan mesafe bu.

– Yoldaki en saçma sapan şey tünellerdeki hız limiti. Kimi tünelde limit 70, kimi tünelde 90. Yolda ise 120 km/s. Niye 70, niye 90 belli değil. Aptalca bir uygulama. Dahası aynı tünelde giderken 90, gelirken 70 km/s hız limiti olması tam bir dangalaklık.

– Balıkesir’den sonraki bağlantı yolları tamamlanmamış. Bu nedenle sahil kasabalarına bağlanmak için yolu bayağı uzatmanız gerekiyor. Bağlantılar da birkaç ay sonra biter gibi duruyor.

– Yol Avrupa standartlarında pahalı değil. Geliriniz de Avrupa standartlarında ise sorun yaşamazsınız. Ama orta gelir grubu için hiç de ucuz değil. 3 kişiden az seyahat ediyorsanız, gereksiz bir harcama.

– BMW 7, Mercedes S, Maybach, Jaguar XJ gibi otomobillerin long versiyonları aks araları birkaç cm daha uzun olduğu için 2. sınıf olarak ücretlendiriliyor. Yani kamyon parası ödüyorlar. Biraz haksız bir uygulama. Sanki bir ara sınıf yaratmak lazım gibi.

– Sonuç olarak yola zarar veren aks aralığı değil, ağırlık. (Yıllar önce Eski Karayolları Genel Müdürü Sabri Erbakan 20 tonluk bir kamyonun yola verdiği zararın 3 bin otomobile eşdeğer olduğunu söylemişti.)

– Yolun ortasını değişik bitkilerle ağaçlandırmış Otoyol AŞ. İyi yapmışlar. Bence kenarları da ağaçlandırmak iyi olur. Çünkü yer yer fazla rüzgar alıyor yol.

– Bayram nedeniyle hayli yoğun bir trafik vardı ama normal şartlarda bu yolun garanti edilen araç sayılarını uzun süre yakalayamayacağını düşünüyorum ki bu ücret bile sübvanse edilen ücret.

***

Hadi lan koca g.tlüler!

Ben sosyal medya kullanan bazı zübüklere hakaret edince kabahat oluyor ama Allah aşkına söyleyin birçoğu benim ettiğim hakaretlerden daha fazlasını hak etmiyor mu? Oyuncu bir genç kadın bir süre önce doğum yapmış.

Allah bağışlasın bir de tatlı çocuğu olmuş.

Oyuncumuz doğum kilolarını vermemiş ya da verememiş.

Bunu da dert etmemiş.

Ki etmemesi lazım.

Sosyal medyada kilolu haliyle fotoğrafını kullanmış bir güzel.

Çok da iyi etmiş.

Ben böyle diyorum ama bir yandan da aman Allahım.

Kadına ne hakaretler.

Bu hakaretleri edenlerin büyük bölümünün Ramazan davulundan büyük kıçı, maymundan beter bir tipi vardır emin olun.

Ama ona bakmazlar.

Başkasına hakaret yağdırırlar.

Tabii sadece sosyal medyanın maskeli ortamında.

Karşı karşıya gelseler “Aman Fahriye Hanım, ne kadar hoşsunuz, kilolar da pek yakışmış, aman aman ayağınızın suyunu içeyim” falan der bu dümbükler.

O yüzden sanatçı hanımefendi hiç takmasın kafaya.

Bu eziklere inat.

Boy boy koysun fotoğraflarını.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Ezikleri kafaya takmadığımız zaman.