HSK’ya değil, Mazhar Osman’a yollayın

Çocukluğumda zaman zaman saçma, akıl dışı, akla bile gelmeyecek kadar zırva bir şeylerle karşılaştığımız, duyduğumuz zaman nur içinde yatsın rahmetli anneannem “Aaaa, üstüme iyilik sağlık, kıyamet alameti bunlar” derdi.

Anneannemin kıyamet alameti olarak gördüğü şeylerin, zaman içinde giderek artmasını biz o yaşımızda anneannemin giderek ilerleyen yaşına verirdik.

Şimdi çevreme bakıyorum da, anneannem galiba tam zamanında hakkın rahmetine kavuşmuş.

Ya bir de bugünleri göreydi, ne yapardı acaba!

Etrafımızda her gün kıyamet değilse de delilik alameti olarak görebileceğimiz onlarca şey oluyor.

Ve işin acayibi biz de bunları giderek daha normal karşılıyoruz.

Mesela dün…

Sabah saatlerinde telefonuma bir mahkemenin duruşma tutanağı geldi.

Benimle ilgili davalardan biriyle ilgili bir şey zannettim ve okumaya başladım.

Okudukça okuduklarıma inanamaz hale geldim.

Sonunda yollayan hukukçu dostumu aradım; “Şaka mı bu doğru mu?”

“Abi vallahi de, billahi de doğru. Sabahtan beri yargı camiası bununla çalkalanıyor.”

Nitekim öğle saatlerinde olay patlıyor, Barolar Birliği Başkanı açıklama yapıyor, Adalet Bakanlığı soruşturma başlatıyor.

Olayı şu: Anadolu Adliyesi’nde bir hakim, görmekte olduğu bir davaya katılan avukatlardan birinin etek boyuna takılıyor. Önce salondaki diğer avukatlara soruyor “Bu etek boyu normal mi?” diye.

Salondakiler “Normaldir ve özel hayattır karışamayız” diye yerinde bir yanıt verince bilirkişi olarak mahkemenin yazı işleri müdürü çağrılıyor. O kısa buluyor olmalı ki, fotoğrafla etek boyu tespiti yapılıyor.

Sonra da duruşmaya devam ediliyor.

Ve tüm bu süreç duruşma tutanağına da aynen yansıtılıyor.

Bu var ya bu, bu nedir biliyor musunuz?

Tam anlamıyla delilik alameti.

Soruşturmayı başlatması gereken kurum Adalet Bakanlığı değil, Sağlık Bakanlığı olmalı. Bu mesele HSK’da değil, doğrudan doğruya Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde ele alınmalı.

Hadi bunu geçtik.

Bir diğer olay bir yazarın yazısı.

Hadise’ye eleştiri yapmış yazar.

“Sunset gibi şık bir restorana makyajsız nasıl gidersin, olur mu böyle rezalet. Sen hiç Ajda Pekkan’ı böyle gördün mü?” kıvamında yazı.

Haydaa…

Yahu sana ne be adam!

Memlekette makyaj zorunluluğu mu var!

Estee Lauder’den avanta mı alıyorsun!

Çıplak gitmemiş, iç çamaşırı ile gitmemiş, pijama ile gitmemiş.

Makyajsız gitmiş.

Sana ne?

Milletin kılık kıyafetine karışana gerici diyoruz da, makyajına karışana ne diyeceğimizi bilemedim.

Olsa olsa delilik alametidir deyip bıraktım.

Daha ister misiniz!

Var, hem de neler var.

Ama hepsini bir seferde yazıp, sizin de aklınızı yerinden oynatmayayım.

NOT: Gençler bilmez belki, başlıkta adı geçen Dr. Mazhar Osman, Türkiye’de modern psikiyatrinin kurucusu olarak bilinir ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin de temelini atmıştır.

***

İlave mi etsek

Ekrem İmamoğlu’nun konuştuğu bir genci ikna etmeye çalışıp, sonrasında da yanağını okşamasını “İmamoğlu çocuğa tokat attı” diye montajlayıp yayınlayanlara güldük hep beraber.

“Bu kadarına da inanan çıkmaz herhalde” diye düşündük.

Yanılmışız.

Bakan, eski Anayasa Komisyonu Başkanı düzeyinde bile inanan çıkmış. Ya da en azından inandığını söyleyenler olmuş.

Acaba bu durumu da yukarıdaki yazıya mı ilave etseydik.

Bu da bir tür alamet olabilir mi!

***

Dertlenmeyin pislik her yerde

Birkaç hafta önce bir takside banka kartımın kopyalandığını yazmış ve dikkatli olun demiştim.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası bir mektup yazarak geçmiş olsun demiş ve bu olayla ilgili olarak tüm taksicileri sorumlu tutmayan, taksici esnafını kayıran bir dil kullandığım için de teşekkür etmişler.

Bu ve benzeri olayların takipçisi olacaklarını da söylemişler.

Tabii ki, tüm taksicileri sorumlu tutmam.

Her meslekte, her işte rezil insanlar var.

Benim mesleğimde yok mu?

Rüşvet alan, tetikçilik yapan, trolleşen, şantajla para toplayan, mesleğin verdiği gücü kötüye kullanarak zenginleşme peşinde olan, it gibi ürüyen, kendini devlet gibi gösterip nemalanmaya çalışan. Ne ararsan, türlü rezil var.

Bunlar var diye bu mesleği onuruyla yapmaya çalışan insanlar yok mu?

Var.

Hem de mebzul miktarda.

Bu meslekteki pisliği birileri teşhir etse kızacak mıyım?

Asla.

Tam aksine “İyi ki ettiniz” diyeceğim.

O yüzden dert etmeyin.

Pislik her yerde var.

Bazen Küçük, Bazen büyük.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yaşam tercihlerine müdahalenin azı ile çoğu arasında bir fark olmadığını anladığımız zaman.