Eskiden yeniye

Dün sosyal medya fenomeni çocuk hakkında yazdıklarımı okuyanların bazıları kendisini eleştirdiğimi düşünmüş.

Benim o delikanlı ile ilgili bir eleştirim yok.

Ben kendisini takip edenleri eleştirdim.

Hangi beklenti ile takip ediyorsunuz da, bunu yapınca şaşırıp kızıyorsunuz dedim.

Aslına bakarsanız, Kerimcan Durmaz bir anlamda Türkiye’nin dönüşümünün de aynası. TRT’nin arşivlerini açtığı bir internet sayfası var.

Arada bir bakıyorum.

Eski Türkiye’den manzaralar gösteriyor.

Röportajlar falan da yer alıyor.

Arada bakın, eski zaman ile yeni zaman farkını görün.

Ama vaktiniz yok ise “Uğraşamam” diyorsanız çok daha basit, çok daha kolay bir gösterge var.

Eski Türkiye Zeki Müren’di.

Yeni Türkiye Kerimcan Durmaz.

***

Cehaletin kendin eminliği

Gece geç yatıp, sabah erken kalkanlardanım.

İşim gücüm yok ama yine de erken kalkmayı seviyorum.

Kalkınca da nedense sabah sabah haber kanallarını açıp ne var ne yok dinliyorum.

Dün de öyle kanallar arasında gezerken, ismi lazım değil bir haber kanalında dünyanın sırrını çözmüş edasıyla bilmiş bilmiş konuşan iki kişiye rastladım.

Savunma Sanayimizin güçlenmesinden bahsederken konuyu Kıbrıs Barış Harekatı’na ve orada yaşadıklarımıza getirdiler.

Ve Kıbrıs Barış Harekatı sırasında F-16’larımızı yedek parçasızlıktan uçuramadığımızdan, parasını ödemiş olduğumuz gemilerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilmediğinden söz ettiler uzun uzun.

Ben de bu bilgi, bu kültür, bu donanım karşısında ağzım açık dinledim.

Cehaletimden utanç duydum.

Çünkü benim bildiğim kadarıyla F-16 adı verilen uçaklar ilk deneme uçuşunu 1974 yılında yapmış, iki yıl süren denemelerden sonra 1976 yılında, yani Kıbrıs Barış Harekatı’ndan 2 yıl sonra üretimine başlanmıştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne gelmesi içinse aradan bir 11 yıl daha geçmesi gerekmiş ve Türkiye ilk F-16’sına Kıbrıs Barış Harekatı’ndan 13 yıl sonra, 1987’de kavuşmuştu.

Yani o günlerde Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde F-16 yoktu ki, parçası olmasın. 1974 yılında F-16’ya sahip olan tek bir hava kuvveti bile yoktu dünyada.

Ama iki vatandaş o kadar emin anlattılar ki konuyu, “Ben yanlış biliyorum herhalde” demek zorunda kaldım.

Türkiye’ye teslim edilmeyen parası ödenmiş savaş gemileri ise bir başka hikaye.

O gemiler 1. Dünya Savaşı öncesi İngiltere’ye sipariş edilmişti.

Yani Kıbrıs Barış Harekatı’ndan yaklaşık 60 yıl önceydi.

Fakat bunu da öylesine rahatça salladılar ki, ben bile inandım.

Biliyorum televizyonlar eğitim yeri, okul falan değil.

Ama en azından bu kadar rahatça sallama yeri de olmamalı.

***

Ben mi, siz mi!

Çok değerli Konyaspor Kulübü şahsımı kınamış…

“Fatih Altaylı gibi şahıslara futbol yorumu yaptırmak yazıktır, günahtır, haramdır” demiş Konyaspor yönetimi.

Niye mi demişler bunu?

Pazartesi akşamı Habertürk’teki Spor Saati programında “Aykut Kocaman’dan bahsetmeye bile değmez. Bir teknik direktör topun arkasına 11 kişi çok iyi geçip savunma yaptık diye övünüyorsa ondan bahsetmek futbola saygısızlıktır. Bu futbol için havuzdan para alması haksızlıktır, haramdır. Kim böyle bir futbolu izlemek ister, kim böyle bir futbol için para öder! Bunun bir temaşa işi olduğunun farkında olmayan bir teknik direktör Aykut Kocaman” dediğim için çok kızmışlar.

Vallahi siz memnunsanız devam edin.

Ama bu kafada iseniz, 11 maçtır kazanamayan bir takımın yönetimi olmaktan memnun ve hoşnutsanız size futbol kulübü yönettirmek yazıktır diyeceğim.

11 maçtır kazanamıyorsunuz farkında mısınız! Zaten toplam 17 takım var ve sizin 11 maçta aldığınız puan 7.

8 maçı kaybedip 3 maçı kazansanız 2 puan daha fazla alırdınız.

Farkında mısınız?

Anlayacağınız ortada yapmaması gereken işi yapan birileri var ama emin olun o ben değilim.

***

MB’ler böyle yapmaz

Merkez Bankamız, yapmamamız gereken işleri yapıyor.

Mesela yıl sonu için kur tahmini veriyor.

Dolar için 6.18 TL demişler mesela.

Tutar tutmaz bilemem.

İnşallah daha da düşük olur ama Merkez Bankaları kur tahmini yapmamalıdır.

Türkiye daha önce de böyle planlamalar yaptı.

Mesela 2013 yılında yapılan 5 yıllık planda 2018 yılı GSYH 2 trilyon 535 milyar TL ve 1 trilyon 285.5 milyar dolar olarak öngörülmüştü. Yani 2018 yılı sonu için öngörülen kur 1.97 TL idi.

Böylesi tahminler günü kurtarıyor gibi görünürler ama çok kısa sürede güvenilir olmanın önündeki en büyük engel olurlar.

Bakın şimdi ABD’de Trump ne ile suçlanıyor biliyor musunuz?

Federal Reserve’ü yani ABD Merkez Bankası’nı Türkiye Merkez Bankası’na benzetip siyasi bir enstrüman haline getirmekle.

İyi mi!

***

Nur topu

Trump demişken, Türkiye’nin gündemine yeni bir konu daha sokalım bari.

Beyaz Saray, Türkiye’nin son derece içli dışlı olduğu İhvan’ı yani Müslüman Kardeşler Örgütü’nü “terörist organizasyon” olarak ilan etmeye hazırlanıyor.

Bu Ortadoğu için çok büyük bir değişiklik demek.

Ama bizim açımızdan ABD ile yepyeni ve nur topu gibi bir sorun daha demek.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Okuduğumuz her şey moralimizi biraz daha bozmadığı zaman.