Yasaya koyun ki adalet olsun

Say babam say, olmadı dön bir daha say.

Zannederim, uzunca bir süre oyları yeniden sayacaklar.

Sayılmasın denilen ilçelerde de yeniden sayım kararı alınmış.

Hayırlısı.

Bana sorarsanız, böylesine yakın farklarda yeniden sayım normal ve hatta doğru bir prosedür.

Zaten evrensel olarak da benzer bir yaklaşım söz konusu.

Fark az ise yeniden sayım yapılıyor pek çok ülkede.

Mesela ABD’de her eyaletin kendi kuralı var.

Pek çok eyalette seçim sonucunda kazanan ve kaybeden arasındaki fark “binde birden” az ise taraflar yeniden sayım isteyebiliyor.

Bazı eyaletler ise “binde beş” farktan az farklarda yeniden sayım yapıyorlar.

Başkenti de kapsayan “District of Columbia” da ise yüzde 1’den az farkta yeniden sayıma gidiliyor.

Yani fark az ise yeniden sayım sıradan bir işlem.

Aslında doğru olan belki de bunu yasaya koymak.

Yasaya “Sayım sonucunda kazanan ile kaybeden arasındaki fark binde birden az ise o seçim bölgesinde oylar yeniden sayılabilir” diye koymak lazım.

YSK gibi kurumları da rahatlatacak bir düzenleme olur bu.

Üstelik dedikoduları da sona erdirir.

Çünkü bugün herkes “Kazanan AK parti olsaydı yine yeniden sayım yapılacak mıydı?” diyor.

Ne gerek var demokrasiyi böyle töhmet altında bırakmaya.

Yazın yasaya “Fark şu kadarın altında olursa taraflar yeniden sayım isteyebilir” diye, olsun bitsin.

***

Bu normal değil işte

Yukarıda da söylediğim gibi fark az olunca yeniden sayım normal ve sıradan bir işlem olmalı.

Ama bazı şeyler var ki, ne yapsanız normal veya sıradan olamaz.

Mesela günlerce “En güvenilir seçim sistemi bizde, sandık güvenliği tam ve eksiksiz” diye beyanat verip, seçimin ertesi günü sonuç istediğiniz gibi çıkmayınca “Darbe. Sandıklara darbe” demenin normal ve sıradan hiçbir tarafı yok.

Üstelik yıllardır sandık güvenliğini en iyi uygulayan partinin AK Parti olduğu bilinirken.

Belki de şaşırtıcı olan bu kez ilk defa CHP’nin sandıklara ve seçmenin oyuna sahip çıkma beceresini göstermiş olması.

Kim bilir belki de “darbe” dedikleri bu olsa gerek.

***

Olmadı Ekrem Bey çünkü olmamıştı

Ekrem İmamoğlu’nun Anıtkabir defterini “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı” olarak imzalamasını hiç ama hiç doğru bulmadım.

Bunu o gece de söyledim.

Yanlış yaptı, yapmamalıydı.

Çünkü Binali Yıldırım’ın da seçimin ertesi günü daha sonuçlar belli değilken ve resmileşmemiş sonuçlara göre geride iken İstanbul’un dört tarafını teşekkür ilanları ile donatmasını da doğru bulmamıştım.

Biri ne kadar yanlış ise diğeri de o kadar hatalı idi.

Binali Bey daha sonra konuya bir açıklık getirdi ve dedi ki, “İlçelerin çoğunu ve Belediye Meclisi’ni aldığımız için teşekkür ettik”

Keşke o zaman o ilanlara ve billbordlara kazanan ilçe belediye başkanlarının fotoğrafları da koyulsaydı.

Daha inandırıcı olmaz mıydı!

***

Babacan parti kurar mı!

Ben Ali Babacan’ın da bir parti hazırlığı ya da fikri içinde olduğunu yazdım ya birkaç kez, buna gülenler olmuş.

Bunlardan biri de geçmişte Ali Babacan ile birlikte çalışmış bir eski bürokrat.

Dün bir yerde karşılaştık.

Biraz sohbet ettik.

“Fatih Bey, Ali Babacan’ın parti kuracağını hiç zannetmiyorum” dedi.

Niye diye sordum tabii ki!

Yanıtı çok hoştu:

“Ali Bey çok düzgün, çok dikkatli, tek bir ayıbını görmediğim çok iyi bir bakandı. Sıfır hata ile iş yapmaya çalışırdı. Benden eski tanıyanlar okulda da öyle olduğunu söylerler hep. Ben size Ali Bey’in niye parti falan kurmayacağını anlamanız için bir örnek vereyim.

Ali Babacan yurt dışı seyahatlere giderken cebine pasaportunu koyardı. Ama pasaportu cebine koymadan önce iki fotokopisini çeker onlardan birini çantasına, diğeri de öbür cebine koyardı. Böylesine temkinli biridir. Sizce böyle bir karakter yeni parti kurup kendini oraya atar mı?”

***

Tesla’da işler kötü

Bizim babayiğitlerden “yerli ve milli” otomobil konusunda fazlaca bir ses seda çıkmazken, en sesli sedalı elektrikli otomobil üreticisi Tesla’dan kötü haberler gelmeye devam ediyor.

Tesla, son çeyrekte yine ciddi çuvalladı.

Markanın teslimatlarında analistlerin beklediğinden de büyük bir düşüş meydana geldi.

Piyasa uzmanları Tesla’nın iddiasının aksine geçtiğimiz çeyrekte en fazla 73 bin 500 araç teslimatı yapabileceğini söylemişlerdi.

Yanıldılar.

Markanın yılın ilk üç ayında müşterilerine verebildiği araç sayısı 63 binde kaldı.

Model 3’ten bir önceki dönemde 63 bin olan teslimat 50 bin 900’e, daha pahalı olan Model S ve Model X’ten ise bir önceki çeyrekte 27 bin 600 adet teslimat yapılırken, bu çeyrekte sadece 12 bin adeti müşteriye verilebildi.

Toplam gerileme yüzde 31’i buldu.

Tabii şirketin hisseleri de yüzde 8 değer kaybetti.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Tutamayacağımızı atmadığımız zaman.