İngiliz devine diz çökerten dava

Avukat E.Y, bundan 7 yıl önce, 2013 yılının Mart ayında bir galeriden bir Range Rover’ın en lüks modeli olan 0 kilometre Autobiography alır.

Aracı aldıktan çok kısa bir süre, otomobil henüz 400 kilometredeyken, şehir içinde 70 km/s hızla giderken aniden motorundan yağlar fışkırmaya, dumanlar çıkarmaya başlar. Aynı anda direksiyon da sertleşip kilitlenme noktasına gelir.

Otomobilin sahibi E.Y. zor bela aracı durdurup yolun kenarına çeker ve servis çağırır.

Gelen servis aracı çekerek merkeze götürür.

Bir hafta sonra E.Y. de servise giderek aracının durumunu sorar.

Aracın motoru patlamış, şanzımanı dağılmıştır ve servisten “Aracınız pert oldu” yanıtını alır.

Servis kendisine “Sürücü hatasından kaynaklanmayan ve imalata bağlı nedenlerle araç pert olmuştur” diye resmi bir yazı verir.

Türkiye’deki distribütör, aracın kendilerinden satın alınmadığını söyleyerek sorumluluk kabul etmez, ki haklıdır.

Ancak markanın araçları dünya genelinde garanti kapsamında olduğu için E.Y. İngiltere’deki merkeze resmi bir yazı yazar ve durumu anlatarak mağduriyetinin giderilmesini ister.

Markanın sahibi İngiliz Land Rover Company yanıt bile vermez.

Bir sonraki ihtarname ve görüşme çağrısı da yanıtsız kalır.

E.Y. bunun üzerine İngiliz Land Rover Company’ye tüketici mahkemesinde dava açar.

Adalet Bakanlığı aracılığı ile Land Rover mahkemeye davet edilir.

Mahkemeye Land Rover avukatları da katılmaya başlarlar.

Bilirkişi, araçta üretim hatası olduğunu belirler ve bu hatanın hem kullanıcı hem de yollardaki diğer araçlar için tehlike yaratan türde bir arıza olduğunu belirten bir rapor hazırlar.

Ve 7 yıllık mücadelenin sonunda, Land Rover ve Range Rover ilk kez böyle bir davayı kaybederler.

Mahkeme mağduriyetin giderilmesi ve tüm masrafların ve pert olan aracın bedelinin tüketiciye ödenmesine karar verir.

Ancak E.Y. bunula yetinmez.

Avrupa Birliği’nin tüm ilgili kurumlarına başvurarak Türkiye’de alınan bu kararın tüm Avrupa ülkelerinde tüketici lehine uygulanmasını talep eder.

AB uygulamaları gereği bu karar muhtemelen Avrupa’da uygulanacak ve Jaguar-Land Rover, bu tipteki tüm araçlarını geri çağırarak gözden geçirmek zorunda kalacak.

Bir tüketiciyi kazıklamaya çalışmanın faturası çok ama çok ağır olacak!

Yani diyeceğim o ki, karşınızdaki ne kadar güçlü olursa olsun hakkınızı aramaktan vazgeçmeyin.

Bazen tek bir kişi, bir deve diz çöktürebiliyor.

***

Merak etmeyin çok sürmez

Herkeste bir tedirginlik.

“Ne oluyor İstanbul’da!” tedirginliği.

Olan şu.

Kaybetmeye pek de alışık olmayan AK Parti “Kaybetmemiş olabiliriz” diyerek itiraz ediyor sonuçlara.

Ve yeniden sayım yapılıyor.

Her sandıkta tüm tarafların temsilcileri ve müşahitleri olduğuna göre, ıslak imzalı tutanaklar tüm tarafların elinde olduğuna göre yeniden sayımdan kolay kolay farklı bir sonuç çıkmaz.

Çıkarsa çıkmazsa tarafların bir itiraz hakkı daha var.

Konu ya yarın kapanır ya da en geç bir hafta içinde.

Yasal süre bu kadar. Sonsuza kadar sürecek hali yok bu işin.

AK Parti’de parti adına konuşanlarda soğukkanlı bir yaklaşım olduğunu görüyoruz.

Parti adına konuşmayan bir grup ise kıyameti koparıyor.

Bunların ciddi bir bölümü hükümete yakın medyada.

Sandık sonucuna  “darbe” diyecek kadar ileri gittiler ki, bunların pek çoğu düne kadar “Sandığa güvenininiz” diyerek CHP’lilere tavsiye veriyorlardı.

Buradaki tehlike şu.

Yeniden sayım sonucu değiştirmese dahi  “Sandık darbesi” diyecek kadar gözü dönmüş birileri var.

Ama ben kendi adıma bunları ciddiye almıyorum.

Devlet aklıseliminin ve ciddiyetinin sonunda doğru olanı yapacağını ve çıkar gruplarının değil, hukukun gereğini yapacağına inanmaya devam etmek istiyorum.

Bu umudum nedeni ise Ömer Çelik’in hâlâ makuliyetini koruyan konuşmaları.

Çünkü aklıselim sahibi herkes biliyor ki, AK Parti’yi tedirgin edecek bir şey yok ortada.

İstanbul’u kaybetmiş olsalar dahi ittifak olarak yüzde 51’in üzerinde oy olarak 24 Haziran’daki pozisyonlarını korudular.

Ve 4.5 yıl daha ülkeyi yönetmelerinin önünde hiçbir engel yok.

Bu meşru durumu bozmanın kimseye yararı yok!

***

Aradan sıyrılmak

31 Mart yerel seçimlerinin en komik olaylarından biri Mersin’in Akdeniz ilçesinde gerçekleşti.

Mersin’de ciddi bir oyu olan HDP, büyükşehir belediyesinde CHP’yi destekleme kararı aldı.

Buna karşın bir de talebi vardı HDP’nin.

En güçlü olduğu Akdeniz ilçesinde de CHP’nin HDP adayını desteklemesi.

CHP bunu yapacaktı ama aday göstermeden değil. Adayı göstereceklerdi fakat aday seçim çalışması yapmayacak, oyların HDP adayına gitmesine imkan sağlanacaktı.

Nitekim CHP güçsüz bir aday gösterdi.

Ancak beklenmedik bir şey oldu.

CHP adayı çok sıkı bir şekilde seçim çalışması yürütmeye başladı.

CHP yönetimi adaya “Yapma, anlaşmayı bozacaksın. Senin yüzünden büyükşehri kaybedeceğiz” dediyse de aday dinlemedi.

“Adaysam çalışırım. Kazanma ihtimalim var” diyerek çalışmayı sürdürdü.

Ve CHP adayı yüzde 28 oy almayı başardı.

İlçeyi almasına kesin gözüyle bakılan HDP adayı yüzde 31 alırken, aradan AK Parti adayı sıyrıldı ve yüzde 34 ile seçimi kazandı.

***

Su-57 pazarlığı yapmalıyız

ABD’nin S-400’lerle ilgili tavrı giderek daha sertleşiyor.

Bir yandan ipler koparılmıyor ama diğer yandan gerilim tırmanıyor.

F-35’lerin Türkiye’ye verilmesinin önüne ciddi engeller koyuldu bile. Daha önce de yazmıştım.

“Hem F-35’leri hem Rus muadili Su-57’yi alalım” diye.

Bence artık şart oldu.

Rusya ile bu yeni uçağın Türk Hava Kuvvetleri envanterine katılması ile ilgili pazarlıklara bir an önce başlamak lazım.

ABD’nin anlayacağı dil bu.

***

İngiltere’de de bu olursa

Demokrasinin beşiği İngiltere büyük bir rezaletle çalkalanıyor.

Bunun bir benzeri bir NATO tatbikatında, Türkiye Cumhurbaşkanına yönelik olarak yaşanmış olduğu için konu bize yabancı değil.

Konu dediğim şu:

İngiliz ordusunda bir grup asker, atış tatbikatı sırasında hedef olarak İngiliz İşçi Partisi lideri Corbyn’ın fotoğrafını kullanmışlar.

Dahası bunu videoya da çekip sosyal medyada paylaşmışlar.

Haliyle kıyamet kopmuş durumda.

Ordu da biraz geç kalarak dahi olsa bununla ilgili bir soruşturma başlattı. Dünyanın çivisi her yerde çıkmış görünüyor.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çıkarcıları dinlemenin bir işe yaramadığını anlamış olduğumuz zaman.