Kumarhaneleri açmanın zamanı geldi mi?

Türkiye 1990’lı yılların ortasına kadar bir kumarhaneler cennetiydi.

5 yıldızlı otellere kumarhane açma izni verilmiş, tüm oteller bu haklarını kumar baronlarına devretmişti.

Neredeyse tüm kentlerde, büyük kentlerin tüm mahallelerinde dört bir yanımızı kumarhaneler sarmıştı.

Kumar baronlarının ilişkileri bir yandan bürokrasiyi çürütür ve kriminalleştirirken, kumarhanelerin fazlaca yaygınlaşması çok ciddi sosyal problemlerin de ortaya çıkmasına neden olmuştu.

Aslında bu sorunlar, medeni ülkelerde çoktan çözülmüş sorunlardı.

Doğru düzgün denetim ve bilinçli uygulamalarla kumarhanelerin yarattığı tüm sorunlar çözülebilirdi.

Ama biz yönetim anlayışı olarak denetleyici ve düzenleyici olmayı değil, yasaklayıcı olmayı daha kolay bir tercih olarak gören yapıda olduğumuz için kumarhaneleri yasaklama ve kapatma cihetine gittik.

Ülke için ciddi bir döviz, maliye içinse çok ciddi bir vergi kapısı olabilecek bir sektör bir anda buharlaşıverdi.

Kumar baronları ise Kıbrıs’a ve çevre ülkelere gittiler, işlerini orada sürdürdüler.

Şimdi açıkça konuşulamasa da, adı koyulamasa da ciddi bir ekonomik krizin içinden geçiyoruz.

Belli ki, bir süre daha bunun içinde yol alacağız.

En iyi ihtimalle 2 yıl.

Ekonomik küçülmenin tesirini hissettirmeye başladığı 2018 yılında ayakta kalan ve sorun yaşamak bir yana yüzü gülen tek sektörümüz ise turizm oldu.

Şu andaki en önemli ihracat kalemimiz turizm ve buradaki gelirleri attırmak gerek.

Fiyatları arttıralım demek hoş ama boş.

Bir anda arttırmak mümkün değil.

Paralı turist çekelim demek, mevcut imajımız ve halimizle daha da zor.

Yapılabilecek tek şey, mevcut turistin kişi başı harcamasını arttırmanın yollarını bulmak.

Bunun en kestirme yolu da çok açık biçimde “kumar turizmi”.

Böylece daha çok para harcaması muhtemel bir kitleyi Türkiye’ye çekmek ve turizm hizmetinde çeşitlendirme yapmak mümkün.

Buraları Türk vatandaşlarına kapalı tutmak ve sadece yabancılara hizmet verecek şekilde yasallaştırmak çok da zor değil.

Sistem baştan sağlıklı kurulursa, hem kumar gelirlerinden maliyenin ciddi para kazanması hem de bu kumarhanelerin lisans ihalelerinden önemli gelir elde edilmesi mümkün.

“Bize uymaz” diyebilirsiniz.

Benimki sadece bir öneri zaten.

***

Kanal

Anladığım kadarı ile yakında “81 ile 81 Kanal” diye yeni bir sloganımız olabilir.

Her ilimize yerli ve milli bir kanal gelebilir.

İstanbul’dan sonra Kanal Ankara da denildiğine göre, onu İzmir takip eder.

Geri kalan 78 ilin başı kel olmadığına göre, onlar da birer kanal elbette ister.

Ancak ben yine de üretime katkısı olmayan kanallar yapmaktansa, üretime katkısı olacak tesisler yapmanın Türkiye’nin daha acil ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

O kanallardan başkalarının ürettiklerinin taşınacak, bizim ise kıyıdan bakacak olmamız fikri bana hoş gelmiyor.

***

Mazlum yaratmak

İktidar koalisyonu, Ankara’da muhalefet koalisyonunun adayı Mansur Yavaş ile ilgili çok vahim iddialar ortaya attı.

Bu iddiaları hep birlikte izledik ve şaşırdık.

Daha sonra Mansur Yavaş çıkıp bu iddialara yanıt verdi.

Ama izleyemedik ve şaşıramadık.

Bu adil ve doğru bir durum değil.

Bu iddialar doğru da olabilir, yanlış da olabilir.

Mansur Yavaş’ın savunmaları haklı da olabilir, haksız da olabilir.

Ancak bu iddiaları tek taraflı olarak dinlersek ve Yavaş’ın savunmalarını dinleyemezsek burada kazanan Mansur Yavaş olur.

Çünkü kendini savunma hakkı elinden alınmış görünür.

Mansur Yavaş’ken, Mazlum Yavaş olur.

Ve çok iyi biliyoruz ki, Türk siyasetinde, özellikle de yakın tarihte kazananlar hep toplum gözünde “mazlum” olanlar olmuştur.

Bu halk savunma hakkı elinden alınana her zaman “mazlum” der.

Olsa da olmasa da!

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çocuklarımızın da bu ülkede yaşayacağını unutmadığımız zaman.