Yalan yazmayın, Türkiye’de kaçak bina yok

Bu Türk medyası adam olmayacak.

Yemin ederim medyaya kızan her kim varsa sonuna kadar haklı.

Açıkçası bir medya mensubu olarak ben de kızgınım medyamızın bir türlü terk edemediği alışkanlığına.

Kızgınım çünkü medyamız, kendisini adam etmeye yönelik tüm çabalara rağmen, eski alışkanlıklarından vazgeçemiyor ve değişen, yenilenen Türkiye’ye ayak uydurmakta zorlanıyor.

Bu öfkemin nedeni, son derece önemli bir olayda dahi “yalan haber yapmaktan” vazgeçememiş olmaları.

Anlatayım da, haklı mıyım, haksız mıyım siz karar verin.

Çarşamba günü, İstanbul Kartal’da bir felaket meydana geldi.

8 katlı bir bina ansızın çöktü.

11 kişi hayatını kaybetti.

4’ü ağır 13 yaralı var.

Enkazın altından daha neler çıkacak bilmiyoruz.

Türk basınının “yalancılığı” da tam burada ortaya çıkıyor.

Utanmadan, sıkılmadan “Bina kaçaktı” diye haber yapıyor, manşet atıyorlar.

Buna bizim Habertürk gazetesi de dahil.

Ben hayatımda bu kadar yalan, bu kadar uydurma haber, böylesine mesnetsiz itham görmedim.

Çok açık söyleyeyim, hatta büyük harflerle yazayım:

“O BİNA KAÇAK DEĞİL”

Hatta daha da ileriye gideyim.

Artık Türkiye’de kaçak bina falan yok.

2018 yılı itibarıyla Türkiye’de kaçak bir binadan bahsetmeniz ayıptır, günahtır, haksızlıktır.

Sizin o “kaçak” dediğiniz ve “kaçak ve denetimsiz olarak yapıldığı için” yıkıldığını ve birçok insanımızın ölümüne sebebiyet verdiğini ima ettiğiniz binalar “Yasaldır”.

Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılan bir “İmar Barışı Yasası” ile bu binalar kaçak olmaktan çıkmış, yasal hale gelmiştir.

Bina sahipleri, eğer gerekli müracaatları yapmışlarsa, ki yapmış görünüyorlar, o bina yasaldır.

Ve o 8 kat, TBMM’de o yasallığı sağlayanların  üzerine çökmüştür.

***

Affetmez

İmar Barışı adı altında bir af çıkararak, birkaç milyar toplamayı başaran devletimiz herhalde görmüştür ki, devlet affetse de…

– Fizik kanunları affetmiyor

– Mühendislik kuralları affetmiyor

– Doğa kanunları affetmiyor

O yüzden de kaçak binasını bu yasayla kaçaklıktan kurtaranlar pek de sevinmesin.

Üstelik daha “deprem”i de görmedik.

***

Federasyon’u kim kandırdı?

Önceki gün her yerde konuşulan konulardan biri ve belki de birincisi “Cumhurbaşkanlığı Spor Kulübü”nün kurulduğuydu.

Bu iddia dün Cumhurbaşkanlığı tarafından yalanlandı ve “Böyle bir takım kurulmamıştır” denildi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamalara itibar etmemiz gerektiği düşünülürse, birisi Türkiye Futbol Federasyonu’nu fena kandırmış olmalı.

Çünkü bu haberin kaynağı Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi internet sitesiydi.

TFF’nin resmi sitesinde Cumhurbaşkanlığı Spor Kulübü’nün kuruluşu bilgisi, forslu amblemi yer alıyor, kulübe 018262 kodunun verildiği de görülüyordu.

Ve kulüp adresi olarak da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe/Ankara görülüyordu.

Belli ki, birileri Futbol Federasyonu’nu fena kandırmış.

Bence acilen bir soruşturma açılarak, Cumhurbaşkanlığı’nın adının kullanılması suretiyle Federasyon’u kandıranın kim ya da kimler olduğu tespit edilmeli.

***

Yarın

İş Bankası’nın CHP tarafından temsil edilen yüzde 28’lik “Atatürk mirası” hisseleri ile ilgili görüşümü yazacağımı söylemiştim.

Yazacağım ancak yarın.

***

Niyeyse sevindim bu habere

Beni pek ilgilendirmese de dünün en hoşuma giden haberi, Acun Ilıcalı ile eski eşi Şeyma Subaşı’nın çocuklarının velayetinin babaya verilmesi oldu.

Memlekette üzülecek, takılacak onca şey varken, ben bir de o çocuğun durumuna üzülüyordum ne üzerime elzemse.

Ben genelde ayrılık halinde çocukların anneye verilmesini doğru bulurum.

Anne ilgisi, anne şefkati ayrıdır.

Mesela popüler, ünlü ve yalnız annelere en güzel örnek olabilecek bir isim olan Deniz Akkaya, ortalıkta bir babası olmasa da, kızını büyük bir ilgi ve güvenle tek başına başarıyla büyütüyor.

Oysa konumuz olan olayda yaşam tarzı ve temposu nedeniyle kızına pek de ilgi göstermesi mümkün görünmeyen annedense, daha ilgili olması çok daha muhtemel bir baba çocuğun sağlıklı gelişimi  için daha iyi olacak gibi görünüyor.

Bu kararı ortak almaları ise daha da güzel.

Şeyma Subaşı en azından kendini biliyormuş.

***

Son erteleme

Kulağıma gelen bazı bilgilere göre THY’nin İstanbul Havalimanı’na taşınması ve Atatürk Havalimanı’nın kapatılması son bir kez daha ertelenecekmiş.

Henüz tam resmiyet kazanmasa da, tam taşınmanın Nisan sonuna kayabileceği söyleniyor.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çıkardığımız yasaların sonuçlarından utanmadığımız zaman.