Berkay’ı Maliye Bakanı yapmalı

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin çok önemli bir avantajı olduğu söylenmişti.

Çok önemli, çok değerli, işinin erbabı kişileri milletvekili olmasalar dahi, siyasete pek ilgi duymamış olsalar bile “bakan” olarak değerlendirme ve Türkiye’nin sorunlarını çözecek bir göreve getirme imkânı doğuracaktı.

İşte fırsat kapımıza geldi.

Bu sistemin en değerli meyvesini yeme zamanı.

Berkay adında bir şarkıcı var biliyorsunuz.

Önce Caner Erkin’in eşiyle olan ilişki iddialarıyla gündeme gelmişti.

Sonrasında da Arda’dan yediği kafa sonucu burnunun kırılmasıyla.

Dün şarkıcı Berkay isimli çocuğun, Arda ile olan davasının duruşması vardı ve duruşma sırasında Hakim, Berkay’a “Aylık gelirin ne kadar?” diye rutin bir soru sordu.

Berkay da yanıtladı: “1000 TL”

Şaka değil… Bin Türk Lirası.

Genç bir şarkıcının, Türk adaleti ile aleni olarak dalga geçmeyeceğini düşünürsek bu yanıt ciddi olmalı. Ve bakın o şarkıcı çocuk aylık 1000 TL’lik geliri ile neler başarıyor:

– Bir kere en azından kendisinin ve eşinin cep telefonlarını ödüyor

– Evi kendisine mi ait bilmiyorum ama en azından elektrik, su, doğalgaz faturalarını yatırıyor.

– Eğlenmeye gittiği bir barda dayak yediğine göre dışarda yemek yiyor, hesap ödüyor.

– Kendine kılık kıyafet alıyor, eşinin giyim kuşam masraflarını karşılıyor.

Bu asgari harcamaları bir yana bakın daha neler yapıyor:

– Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla kendine iki sene kadar önce 900 bin TL’ye bir BMW almış.

– O otomobili aldığı sırada zaten daha önceden aldığı yaklaşık değeri 300 bin avro yani 1.9 milyon TL olan bir Aston Martin’i varmış.

– Geçen yaz eşi Özlem Ada Şahin Hanımefendiye 2.5 milyon TL’ye Mercedes G arazi aracı almış. (Basın da amma abartmış. O otomobil 1.9 milyon TL.)

– Beykoz’da oturduğu villanın salonlarından birini gece kulübüne çevirmiş.

Ve tüm bunları aylık 1000 TL’lik geliri ile başarıyor.

Bence Berkay’ın şahsında Türkiye muazzam bir Maliye Bakanı adayı bulmuştur.

1000 TL ile bunları yapabilen birisi, Türkiye’nin devasa bütçesi ile neler neler yapmaz.

Kamudaki asgari ücreti 10 bin dolara çıkaracak kabiliyette olduğu aşikar!

***

Hakimde kabahat

Berkay’ın gelirinin 1000 TL olduğunu mahkemeye açıkça beyan etmesi çok ilginç.

Ancak daha ilginç olan Hakim’in tutumu.

Çok beyefendi bir adammış davaya bakan hakim.

Çünkü normal şartlarda böyle bir “arsız” yanıt üzerine Hakim’in kendini tutamayarak, “Ulan sen yüce mahkeme ile dalga mı geçiyorsun, i.o.i, ya adam gibi yanıt ver ya da seni şuracıkta tutuklatırım” demesi gerekirdi.

Böyle bir şey ABD’de falan olsa, mesela Fifty Cent adlı şarkıcı mahkemeye “Adı üstünde gelirim 50 cent” dese şu anda içerdeydi!

***

Bal gibi de eleştirilir!

Ertuğrul Özkök “CHP’yi eleştirmek kolay” demiş.

“Muhalefet eleştirilmez” demeye getirmiş.

Çok yanılıyorsun Sevgili Özkök, hem de çok.

Türkiye’nin ana muhalefet partisinin, Türkiye’nin yüzde 49’a yakın bir oranına umut vermesi gereken, iktidara alternatif olması beklenen bir partinin “kötü yönetilme”, hatalar yapma lüksü ya da hakkı yok. Türkiye’yi tek seçeneğe mahkûm eden bir muhalefet, muhalefet olamaz.

Ve yüzde 49’un, hadi onu boş ver yüzde 30’un umutlarını kırma, beklentilerini karşılayamama durumu eleştirilir.

Hem de en sertinden.

Şöyle düşün.

Diyelim ki, Türkiye’nin en çok satan otomobili Toyota.

Ardından gelen marka ise diyelim ki, Renault.

Renault kötü bir otomobil yaparsa eleştirilemez mi?

Renault kalkıp da “Pazar liderini eleştirmiyorsunuz da beni mi eleştiriyorsunuz?” diye bir savunma yapabilir mi?

Tam aksine Renault kullanıcılarının Renault’yu eleştirme hakkı vardır.

Beklentiyi karşılayamayan her kurum, her marka, her kişi eleştirilebilir.

Şimdi ben beni eleştirenlere “Ertuğrul Özkök’ün gazetesi de var. Onu eleştirmiyorsunuz da gazetesi bile olmadığı için internette yazan beni mi eleştiriyorsunuz” diyebilir miyim!

***

Mutfakta biri mi yok!

Murat Bardakçı dostum dün şahane bir Osmanlı yemekleri yazısı kaleme almış.

Sağda solda açılan ve “Osmanlı saray mutfağı” adı altında türlü zırvalığı yemek diye sunan sözde lokantalarla dalga geçmiş.

Daha önce de azdım, Osmanlı Saray Mutfağı ile ilgili elimizde fazla bilgi yok.

500-600 yüz yıl geriye dayanan tarifler ne yazık ki, mevcut değil.

Eski Türk yemekleri ile ilgili neredeyse tek diyebileceğimiz yazılı kaynak İsmail Paşa tarafından Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane hocalarından Mehmed Kamil Bey’e yazdırılan Melce-i Tabbahin yani Aşçılar Sığınağı adlı kitap.

Saray mutfağı ile ilgili ise saraya alınan yemek malzemeleri dışında bir bilgi yok.

Tüm bunları Murat benden daha iyi bilir zaten.

Ama şahane Türk yemekleri yapan lokantalar hâlâ mevcut.

Bardakçı ile fırsat buldukça uğradığımız Üsküdar Kanaat Lokantası bunların başında gelir.

Eski lezzete sahip olmasa da hâlâ iyi.

Benim favorim ise Kemerburgaz’daki Kardeşler Lokantası.

Esnaf lokantası geleneğinin şu andaki en hakiki temsilcisi.

Ancak favori lokantam Ege’den, Balıkesir’in Edremit ilçesinden.

Küçücük bir lokanta.

Her gün en fazla 4-5 çeşit sıcak, 4-5 çeşit soğuk yemek çıkaran Bahar Lokantası.

Bu kadar özenle yapılmış, bu kadar lezzetli bir yemek başka bir yerde yemedim desem yeridir.

Yolunuz eskaza Edremit’e düşerse ara sokaklardan birindeki bu minicik lokantayı bulun.

Bana minnettar kalırsınız!

NOT: Türk mutfağı üzerine 5 yıl kadar önce yazdığım bir yazıyı aşağıdaki linkten bulup okuyabilirsiniz.

Türk mutfağı sorunsalı

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Duman çıkmıyor diye ateş yok zannetmediğimiz zaman.