Allah kolaylık versin Kemal Bey

Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirleme ve aday açıklama süreçlerindeki garabetlerin, CHP seçmeninde ve örgütünde yarattığı “hayal kırıklığı” ve hatta “öfkeyi” yazdım dün.

Haliyle CHP’den tanıdığım bazı isimler aradı.

Bir dönem parti içinde önemli görevler de üstlenmiş birinin anlattıkları, inanılır gibi değildi.

Meraklılara bir özet yapayım:

“CHP içinde Türkiye siyasetini gerçekten okumaya çalışan fazla kişi yok. Özellikle de MYK’da. İyi niyetli olarak tanımlayabileceğimiz tek kişi Genel Başkan. Samimi olarak süreçleri anlamaya ve yönetmeye çalışıyor.

MYK ne partinin ne de Türkiye’nin geleceği ile ilgili bir anlayışa sahip değil. Bu durum diğer partilerde de muhtemelen farklı değil ama CHP’nin böyle olmaması lazım.

Yerel seçimde aday belirleme sürecinin detaylarını anlatsam oturur ağlarsın.

MYK üyeleri al gülüm ver gülüm anlayışı içinde. Her birinin kafasında kendine yakın bir aday ismi var. Oturup aralarında pazarlık ediyorlar. Sen benim adayımı destekle ben de senin adayını destekleyeyim anlayışı içindeler.

Kemal Bey bu pazarlık süreçlerinin içinde değil ve bunlarla baş edemiyor.

Aday belirlenirken hiç kimse o adayın seçim bölgesinde bir artı sağlayıp sağlamayacağını, il geneline nasıl bir oy katkısı yapacağını hesaplamıyor. Benim adamım olsun isterse oyları düşürsün anlayışı içinde davranan bir MYK var.

Kazanması pek mümkün görünmeyen yerlerde bile benim adayım olsun isterse tek puanlık artış sağlamasın anlayışı var. Çoğunluk es kaza kazanırsa benim adayım kazanmış olsun diye bakıyor meseleye.

Her ilçe adayının sağlayacağı bir iki puanlık artışın büyükşehri kazandırma ihtimalini arttırdığını kimse göz önüne almak istemiyor.

Yıllarca bir ilçede ilçe başkanlığı yapmış birini bambaşka bir ilçeden başkan adayı göstermeyi kimseye anlatmak mümkün değil.

Garanti görülen yerler için verilen kavga akıl alır gibi değil. Bu kadar sert bir mücadeleyi iktidar partisine karşı bile vermiyor kimse.

Herkes siyasi dürüstlükten söz ederek istemediği adayı karalıyor ama aynı kişiler şaibenin bini bir para olmuş başkanları aday yapmak için canhıraş uğraşıyorlar.

Daha önce büyükşehir adayı yaptığımız bir kişiyi aday yapmıyoruz. Tamam kabul. Ama hakkında ondan çok daha fazla iddialar olan birini hiç çekinmeden aday gösterebiliyor MYK.

İzmir’de Tunç Soyer en güçlü adayımızdı. Onu gösterebilmek için bile ne uğraşlar verildi bir bilsen. İşlerine geldiği zaman örgütü savunan ama işlerine gelmediği zaman örgütü yok sayan bir anlayış içinde olan çok isim var.

Bu Türkiye’nin genel geçer siyaseti olabilir ama biz bir alternatif sunma iddiasındaysak, kendi içimizde başlamalıyız farklı davranmaya. Fakat öyle bir niyet yok. “

Türkiye’de gidişattan memnun olmayan milyonların umut bağladığı partinin durumunun içerden özeti bu.

Allah Kemal Kılıçdaroğlu’na sabır versin demekten başka yapacak bir şey yok.

***

İki kocaman bravo

İki siyasetçiye “bravo” ya da “helal” demek lazım.

Birincisi Binali Yıldırım.

Belediye Başkan adaylığı YSK tarafından resmen açıklandığı gün TBMM Başkanlığı’ndan istifa edeceğini açıkladı.

Doğrusunun bu olduğu haftalar önce yazmıştım.

Çünkü Anayasa açıkça böyle buyuruyordu.

Türkiye’de Anayasa’nın çiğnenmesinin karşısında duracak kimse olmadığını biliyoruz.

Bu yolun açıcısı Turgut Özal “Bir kere çiğnenmekle bir şey olmaz” demiş olsa da Anayasa’nın bir kerecik bile çiğnenmesi çok olumsuz sonuçlar verebiliyor.

Bu yüzden Binali Bey’in istifa edecek olması önemli.

Bravo.

İkinci Bravo ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener.

CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e babasının hakimliği döneminden ötürü eleştiriler yöneltenlere karşı “Evlatlar babalarının suçlarından sorumlu değildir” diyerek çok temel bir hukuk ve insanlık kuralını hatırlattığı için Meral Hanım’a da bir bravo.

***

Uber meselesi

Binali Yıldırım’a “UBER” meselesi soruldu.

“Bir ihtiyaç olmalı ki, halk buna itibar ediyor. Ama haksız rekabete yol açmadan bu işi çözmemiz lazım” dedi.

Benim de bu meseleye başından beri bakışım aynen bu.

İki çözüm var ikisi paralel yürüyebilir.

Bir mevcut taksilerin, uygulanacak kurallar koyularak rehabilite edilmesi ve şikayetlerin minimuma inmesi.

İkincisi ise UBER ya da MUBER fark etmez, İstanbul’da özel taşımacılık yapmak isteyen taksi benzeri araçlar için ihaleye çıkılması.

Örneğin her yaka için ayrı ayrı 3 bin araçlık “Özel Taşımacılık Lisansı” için ihale yapılması ve süreli bu ihale ile hem eşit şartlarla araç başı bir bedelle belki de bir kaç firmaya lisans verilmesi, hem de plaka kirası ödemek zorunda olan taksici esnafının haksız rekabetle mağdur edilmemesi.

Başından beri savunup önerdiğim bu yaklaşım en doğrusudur.

Umarım Binali Yıldırım bu fikrini seçilmesi halinde başkan olarak da uygular.

***

En iyi transfer

Spor Saati programında haftalardır, aylardır Galatasaray’ın alt yapısındaki gençlere daha fazla şans vermesi gerektiğini söyleyip duruyorum.

En büyük ve en ucuz transferin bu olacağını anlatıyorum.

Haklılığım dün gece ortaya çıktı.

Galatasaray’ın alt yapısından gelen bir genç, Yunus, hat trickle yıldızlaştı ve haklılığımı gösterdi.

Fatih Terim’e Yunus’u Türk futboluna kazandıracak bir hamle yaparak, bir yılda şapkadan ikinci tavşanı çıkardığı için teşekkür ediyorum.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Parti yönetimleri seçmenleri kadar iyi niyetli olabildiği zaman.