Hayvan hakları savunucularının önerisi ne acaba?

Bir polis memurunun, bölgesindeki sokak köpekleri ile ilgili çaresizliğini yazdım dün.

Tam, “Bir dokun bin ah işit” durumu ortaya çıktı.

Yüzlerce mail.

Hepsi aynı dertten muzdarib.

Dert dediğim sokak köpeği çeteleri.

Evet ben de onlara çok acıyorum, evet ben de zaman zaman kızımla bu köpeklere çuval çuval mama taşıdım ama bu köpeklerin sokaklarda bu şekilde varlığı pek de “Medeni” bir durum oluşturmuyor.

Bakın gelen maillerden bazılarından bölümler paylaşayım:

ELİMİZDE SOPALARLA OKUL YOLUNDA

“Oğlum evime 300 metre mesafede bir okula gidiyor.

Okulun etrafında sokak köpeği çeteleri var. Bir tane de değil bunlar. Bir kaç çete. Dolayısıyla her sabah oğlumla uyanıyoruz, elimizde süpürge sapları ile okula birlikte gidiyoruz, oğlumu okula bırakıyorum, eve dönüyorum.

Oğlumla birlikte okula gidiyor olmaktan dolayı hiç şikâyetim yok, hatta fazlasıyla memnunum, hareketsiz yaşamımızda biraz da olsa yürümek iyi geliyor bünyeye.

Fakat bu köpekler gün olmuyor ki bize hırıltılarla ve tehditkâr havlamalarla yaklaşmasınlar, sopalarla kovalıyoruz elbette.

Bir yandan biz bu eziyeti yaşarken, diğer taraftan hayvan dostu bir hanımefendi arabasıyla gelip bu köpeklere yemek veriyor. Köpekler daha da alışıyor bizim çevreye yani. Bu arada sadece bir de değil, gelip yemek veren birkaç hanımefendi var böyle.

Şimdiye kadar yarım dönemlik okul sezonunda birkaç kez bu hanımefendilerle de ağız dalaşımız oldu.

Okula giderken üstümüze doğru hırlayarak gelen köpekleri kovaladım diye bana demediklerini de bırakmadılar. Hayret verici derecede fazlaca küfür de biliyorlar bu arada. Her seferinde madem çok seviyorsunuz kendi evinizin oraya götürseniz, boş yere benzin de yakmazsınız buraya kadar diyorum ama fayda da etmiyor bu talebim.

Belediyelerin durumu zaten aşikâr. Köpeklerin kulaklarına bir küpe, işlem tamam oluyor onlara göre.
Sözün özü başımız dertte. Ne yapacağız biz bunlarla?”

11 YAŞINDAKİ ÇOCUK ZOR KURTULDU

“Bugünki yazınızda bahsi geçen bir polis memurunun yazdığı Beylikdüzü’ndeki köpekler yazınıza istinaden yazıyorum. Aynı köpek çetesi geçen hafta sonu 11 yaşındaki oğlumun okula giderken önünü kesmişler. Şans eseri yardımsever bir vatandaş arabasıyla araya girerek çocuğu kurtarmış. Bunun gibi başka örnekleri de çevremizde duyuyoruz. Hayvan sevgisi vicdanı olan her insanda vardır tabii ki, lâkin evladı zarar gören bir anne babaya da bunun izahını yapamazsınız. Umarım kimse zarar göremeden bu sorun çözülür.”

HAMİLE KADINA SALDIRI

“Bugün Beylikdüzü’ndeki sokak köpeklerinin saldırıları hakkında bir polis memurunun e-postasını paylaşmışsınız. Bugün paylaştığınız e-postaya paralel ben de yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum.

Yazın İzmir Mavişehir’de şehrin göbeğinde güvenlikli bir site olan Pamukkale Sitesi içinde 8 aylık hamileyken 8 yaşındaki oğlumla beraber sokak köpeklerinin saldırısına uğradım. Köpekleri çok seven, zamanında köpek bakmış bir insan olarak 3. sayfa haberi olmaktan zor kurtuldum. Oğlum travma geçirdi. Hâlâ dışarıda rahat dolaşamıyor, sürekli etrafta köpek var mı diye kontrol ediyor.

Hamile bir insanın çocuğuyla beraber sokak köpeği saldırısına uğramış olmasının ciddiyetini sorumlu birilerinin idrak edeceği ve bir aksiyon alacağı umuduyla şikâyetimi sırasıyla site yönetimine, Karşıyaka Belediyesi’ne, İzmir Belediyesi’ne ve CİMER’e ilettim. Site yönetimi hayvanseverlerin tepki göstereceğini söyleyerek bir şey yapamayacaklarını belirtti. Tek talebim köpeklerin site dışına çıkartılmasıydı halbuki.

Karşıyaka Belediyesi, hayvan ısırmadığı sürece bir şey yapamayacaklarını belirtip sokak köpeklerinin bulunduğu sokaktan aşılama haricinde toplatılmasının yasak olduğunu belirtti.

Sitede hayvanlarla ilgili şikâyetlerin ve önerilerin değerlendirilmesi için oluşturulan bir kurul; köpek korkusuyla ilgili yapabilecek bir şey olmadığını belirtip, köpeklere yiyecek verirsem bir daha saldırmayacakları şeklinde dahiyane önerilerde bulundu…

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde insanlar sokak köpeklerinin bu şekilde saldırılarına maruz bırakılmaz. Şikâyetinizi ilettiğinizde değil bir aksiyon alınması bir de hayvan düşmanı muamelesi görüp nasihat dinliyorsunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne mi gidelim ne yapalım? Yazınızı okuyunca sesimi ve isyanımı duyurabilmek umuduyla sizinle de paylaşmak istedim.”

Değerli okurlar, bu nevi yüzü aşkın şikâyet maili…

Hayvan hakları savunucularının önerisi ne acaba?

***

Görme, duyma, mutlu ol…

RTÜK harekete geçmiş.

Müge Anlı’nın programında ortaya çıkarılan Palu Ailesi adlı rezillik Radyo Televizyon Üst Kurulu’nu harekete geçirmiş.

Bu gibi programlar mercek altına alınacak ve büyük ihtimalle yasaklanacakmış. Üstelik de Başkan Erdoğan, Müge Anlı’ya teşekkür ettiği halde.

Galiba RTÜK “Yürek yemiş”.

Ama keşke bu yürek yeme işini gerekli yerde yapsalar da, rezillikleri ortaya dökenlere karşı yapmasalar.  RTÜK’ü rahatsız eden bu olayların olması değil, ortaya çıkarılması.

Aslında tam da ülkenin durumunu yansıtıyor.

Pislik, rezillik, ahlaksızlık her şey olsun.

Ama ortaya çıkarılmasın.

Hele hele Etiler ve Nişantaşı’nda olmuyorsa…

Ya da rezilliği yapan elitler değilse!

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

“Görmediğimiz şeyleri olmamış zannetmediğimiz zaman.”