S-400 Porsche, Patriot Tofaş mı?

Salı akşamı Teke Tek programında konuğum Sinan Ülgen, Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesi gerektiğini, onun yerine Patriot’ları tercih etmesinin daha doğru olduğunu, S 400’leri de Rusya’yı kırmadan bir başka ülkeye satma konusunda bir yaklaşım içine girmemizin çıkarımıza olduğunu anlattı.

Konunun uzmanı, Silahlı Kuvvetler mensubu bir okurum ise bu konuya itirazlarını dile getiren ve iki hava savunma sistemi arasındaki farkları da anlatan uzun bir bilgi notu yollamış:

“Türkiye’nin S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemini Rusya’dan satın almak için Rus devlet silah şirketi RosoboronExport ile sözleşme imzalaması üzerine ABD itiraz etmeye ve S-400 füze savunma sisteminin F-35’lere karşı tehdit olacağını ileri sürmeye başladı.

Rusya Federasyonu çok sayıda ülkeye S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemini satmaktadır. En son Çin’e, Suudi Arabistan’a, Türkiye’ye Pakistan ve Hindistan gibi ülkelere satış için sözleşme imzalandı.

S-400 yüksek irtifa sistemi bataryalarında 400 km menzilli radarlar mevcuttur. Füzelerin etkili menzili 160-180 km ve 80 km civarı yüksekliğindedir. Aynı anda asgari füze hedeflere seyir füzesi yani yerden komutlu olarak sevk edilir. Uçaklara, uçak bataryalarına, seyir füzelerine, yüksek irtifa füzelerine karşı yüzde 99.9 doğrulukla etkili vuruş yapar, 18 uçaklık filoyu 2 adet S-400 füzesi havada imha edebilir.

Patriot füze sistemi yüzde 65 doğrulukla çalışır ve seyir füzesi kabiliyeti yoktur, sabit hedefe ateşlenir.

S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemlerinin Porsche’si, Patriot ve İsrail’in Arrow füzeleri Murat 131 gibidir. Aralarındaki kalite farkı müthiştir.

Suudi Arabistan da Rusya’dan S-400 alıyor, ABD ses çıkarmadı ama Türkiye’ye karşı neden itiraz ediyor?

Türkiye’de S-400 bataryaları kurulunca hiçbir yabancı hava kuvveti Türkiye ve sınırlardan en az 300 km mesafede iznimiz olmadan yaklaşamaz, S-400 radarlarının kendi uçaklarına kilitlendiğini görenler yaklaşamaz.

Rusya Federasyonu’na S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemini Türkiye’ye satmaya karar vermesine de minnettar olmalıyız. Bilgilerinize.”

TSK mensubu okurum, S-400’lerin Türkiye hava savunma ve 3D radar sistemine ne şekilde entegre olacağını ve içindeki yerli yazılımın ne şekilde çalışacağını da anlatmış.

***

Aslında ne kolay değil mi!

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluşmasını da, en büyük rakibi Binali Yıldırım ile telefonda muhabbet etmelerini ve birbirlerine başarılar dilemelerini de Türkiye’de alışık olmadığımız kadar hoş bir gelişme olarak gördüm.

Bu kadarcık şeyden bile çok mutlu oldum.

Keşke bu yumuşama her alanda gerçekleşse.

***

Palu Ailesi

Herkes Palu Ailesi diye bir rezaletten bahsediyor günlerdir.

Müge Anlı ortaya çıkarmış, rezaletin ortaya dökülmesinden epey sonra emniyet bir operasyon yapmış.

İlgilileri stüdyodan toplamış.

Ancak şunu itiraf etmek istiyorum.

Bu aile ile ilgili ilk gün bir kısmını okuduğum pisliklerden başka hiçbir şey bilmiyorum.

Rezalete de tam olarak hakim değilim.

Niye mi?

Çünkü bilmek istemeyeceğim kadar büyük bir rezillik var.

Bu ülke insanına, bu ülkeye olan inancımın, güvenimin yerle bir olmasını istemiyorum.

Bu kadar pisliği midem kaldırmayacak, biliyorum.

Ne izliyorum ne okuyorum!

***

RTÜK hangi evrende yaşıyor!

Türkiye böyle büyük rezaletlerle çalkalanırken, RTÜK bambaşka bir evrende, bambaşka bir gezegende yaşıyor.

Yine bir diziye ceza vermişler ama ne ceza.

Verilmesi mümkün en ağır ceza.

Peki bu dizide ne olmuş da, böyle bir ceza verilmiş!

Bir Palu Ailesi vakası veya özendirmesi mi var!

Hayır efendim.

Dizinin senaryosunda bir “aldatma” olayı varmış.

Adam eşini aldatıyormuş.

Bir ensest ilişki olur falan RTÜK’ün hassasiyetini anlarım da bunu anlamam mümkün değil.

Yahu önümüz, arkamız, sağımız solumuz aldatma.

Bütün hikayesi bunun üzerine olan diziler var yıllardır.

Magazin programları keza sadece bu konu üzerine.

Hani diziye “özendirici” falan diye ceza verdilerse, millet zaten özenmiş bu konuda. Sınır tanımıyor.

Üstelik de bu aldatma işi muhafazakar, liberal, laik, aydın, cahil, okumuş, okumamış falan da dinlemiyor.

Ve RTÜK buna verilebilecek en ağır cezayı giydiriyor.

Bunun normal ve iyi niyetli bir ceza olduğunu düşünmem mümkün değil.

Arkasında bambaşka bir niyet gizli sanki!

***

Bu köpeklere ne yapılmalı?

Beylikdüzü’nde bir polis memuru okurum bir e-mektup yollamış.

Ne yapacağını bilemeyen bir emniyet görevlisi.

Mektup mealen şöyle:

“Fatih Bey,

Beylikdüzü’nde oldukça da merkezi bir yerde bulunuyorum.

Hem park hem de okul güzergahı. Çoluk çocuğun çok geçtiği ve olduğu bir yer.

Ve burayı mesken tutmuş bir sokak köpeği çetesi var.

Bölge halkı sürekli saldırıya maruz kalıyor.

Gerek İlçe gerekse Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan şikayetler sonuçsuz. Alınan yanıt şu: ‘Köpek saldırısı yaralanma ile sonuçlanırsa ve bu bir doktor raporu ile tespit edilirse gelip bu köpekleri toplayabiliriz. Aksi takdirde bir şey yapamıyoruz’

Yarın bu köpekler daha vahim olaylara sebebiyet verebilir.

Çünkü çete halinde geziyorlar.

Böyle bir durum meydana gelirse, polis memuru olarak ben kalkıp vatandaşı korumak için bu köpeği vurmak zorunda kalsam bir anda hayvan düşmanı ilan edileceğim. İyi de biz ne yapalım Fatih Bey?”

Polis okurum çok doğru bir soru sormuş.

Ne yapsın?

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Olayların işimize gelen bölümünü yeterli görmediğimiz zaman.