Mars’ta b.k mu var!

NASA, Mars’a bir kez daha başarılı bir şekilde bir araştırma aracı indirdi.

Türk basınında başlıklar çok heyecanlı.

“İnanılmaz görüntüler… İşte ilk görüntü…” gibi manşetler.

Oysa ortada henüz böylesine heyecan verici bir mesele yok.

NASA şimdiye kadar toplam 8 Mars görevi gerçekleştirdi.

Bunlardan 7’sinde başarılı oldu.

İyi de NASA niye milyarlarca dolar harcayarak, bir kez daha Mars’a gitti ve NASA bu işi tek başına mı yapıyor?

InSight görevinin amacı aslında Mars’tan çok Dünya ile ilgili.

Mars, Dünya haricinde üzerinde araştırma yapmaya imkan tanıyan tek kaya gezegen.

Ve diğer kaya gezegenlerden çok önemli bir farkı var.

Mars aslında “Ölü bir gezegen”.

Dünya ve Venüs gibi sıcak ve erimiş demirden bir çekirdeği yok.

Çoktan soğumuş.

Bu yüzden de çevresinde onu koruyan bir manyetik alanı da yok.

Yine Dünya’ya göre çok farklı bir tektonik yapısı var. Dünya’daki “plaka tektoniği” Mars’ta yok. Yani birbirinden kopuk plakaların sürekli hareket ederek, birbirinin altına girerek veya iterek sismik aktivite yaratması söz konusu değil.

InSight Mars’ın sismik hareketlerini incelemek üzere yollandı.

“Mars’ın derinlikleri incelenecek” dedikleri de aslında 5 metrelik bir derinliğe inebilmek. Mümkün olursa.

Yan bir bostan kuyusundan bile daha az bir derinlik.

Ancak buradan bile çok önemli bilgiler elde edilecek.

Amaç ne peki!

Amaç aslında Dünya’nın geleceğini anlamak.

Mars üzerinden Dünya ile ilgili bilgiler elde edebilmek.

Güneş’in ve diğer uydularının çekim gücünün sismolojiyi nasıl etkilediğini görmek, görmeye çalışmak.

Ve öyle gibi yansıtılsa da aslıda bu tam olarak bir NASA görevi değil.

NASA’nın Jet Propolsuion Laboratories’i bu görevin bir kısmını üstlendi.

Araştırmayı Mars’a taşıma görevini.

Mars üzerindeki araştırmalar ise tam bir uluslararası görev.

Bakın Mars’taki incelemeleri kimler birlikte yapacak:

Fransa Uzay Ajansı

ETH(İsviçre Teknoloji Enstitüsü)

MPS (Max Planck Enstitüsü Solar Araştırma bölümü)

Alman Uzay Ajansı

Yani bilimsel araştırmaların önemli bölümünü Avrupalı bilim insanları ve enstitüler yapacak.

Dün Sevgili Murat Bardakçı’nın “Ne işimiz var” dediği Avrupalılar.

Siyasi, ekonomik olarak bilemem ama bilim konusunda Avrupalılarla çok işimiz var.

***

İthal aday kim?

Fatih Portakal kardeşimiz, CHP’nin İlhan Kesici’yi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapma olasılığı üzerine çok sert bir tweet atmış.

“Sağdan ithal adaylarla olmaz” demeye getirmiş.

CHP’nin politikalarla değil, ithal adaylarla başarılı olma çabasını saçma sapan bir iş olarak gören biri olarak Portakal’ın bu görüşüne katılmadığımı söylemem lazım.

Adaşım bu serzenişini Mansur Yavaş ile ilgili olarak yapsa idi çok makul karşılardım.

Mansur Yavaş seçim döneminde üye olduğu CHP’den seçim biter bitmez uzaklaşan bir isim.

Güçlü bir aday, değerli bir politikacı olabilir ama ithal aday tanımına tam olarak uyan biri.

İlhan Kesici ise öyle değil.

Kesici yıllardır CHP çatısı altında siyaset yapan, Türkiye’nin CHP fikriyatı ile ilerleyebileceğine inanmış birisi.

Mansur Yavaş ithal buğdaysa, Kesici ithal tohumdan üretilmiş ürün. Ama artık CHP’nin yerli malı olmuş birisi.

Bu yüzden de Kesici’ye ithal aday demek bana haksızlık gibi geliyor.

Hele hele Yavaş için gık çıkarmazken.

***

Hangisi?

“Siyasette 24 saat uzun süredir” denir ya.

Aynen öyle.

Her şey öyle hızlı, öyle kökten değişir ki, insan inanamaz.

Hayret kelimesi bile tanımlayamaz durumu.

Bir süre önce MHP lideri Devlet Bahçeli, yerel seçimlerde AK Parti işbirliği için birtakım öneriler ortaya attı.

Bahçeli “Bazı yerlerde ortak aday gösterelim. Bazı yerlerde birbirimizin lehine aday göstermekten çekilelim, biz büyükşehirlerde MHP’den aday çıkarmayarak AK Parti adayını destekleyelim. Bizim güçlü olduğumuz yerlerde de AK Parti bizi desteklesin” şeklinde özetlenebilecek bir öneriydi bu.

Bahçeli bu önerisine oldukça “ters” sayılabilecek bir yanıt aldı.

AK Parti “Biz AK Parti’yiz, her yerde aday gösteririz. Herhangi bir yerde aday göstermeme durumumuz olamaz” diyerek “Bize böyle önerilerle gelmeyin” özgüvenini sergiledi.

Bunun üzerine Bahçeli de “Yerel seçimlerde işbirliği kapısı kapanmıştır” anlamına gelen net bir açıklama yaptı ve özellikle büyükşehirlerde güçlü adaylar, etkili isimler demeye başladı.

Ve “İşbirliği şart değil” diyen AK parti ve “Madem öyle al böyle” diyen MHP, kapanan kapıyı yeniden açıp görüşmelere başladılar. En üst düzeyde yapılan son görüşme ile işbirliği ya da “Gizli ittifak” yapılacağı ortaya çıktı.

Burada iki olasılık ortaya çıkıyor.

Ya AK Parti, çok önem verdiği anket sonuçlarını görünce… Üzerine bir de CHP-İYİ Parti ittifakı kesinleşince “İttifak yapmamız lazım. Yoksa yandık” sonucunu çıkardı ve terslediği MHP’ye yeniden döndü…

Ya da MHP lideri, AK Parti’nin güçlü kalmasını o kadar canı gönülden istiyor ki, hiçbir yerde partisi lehine bir çekilme olmasa bile AK Parti’yi desteklemeye karar verdi. Bunun karşılığında genel siyasetteki etkisini korumayı garanti altına aldı.

Bu iki seçenekten hangisinin geçerli olduğunu şimdilik bilmiyoruz.

Ama pek yakında öğreniriz.

***

Türk askeri

Düşmekte olan bir helikopteri binaların üzerine değil de, sokak arasına düşürmeyi canları pahasına beceren 4 şehidimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

Büyük faciayı canları pahasına engelleyen insanlara Türk askeri denirmiş.

Bir kez daha gösterdiler.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Dünyadaki gerilimi arttıranlara değil azaltanlara lider dendiği zaman.