Çık o havuzdan Galatasaray

Futbol Federasyonu işin cılkını çıkardı.

Rezaletin boyutu artık sosyal medya komedisine dönüştü.

– Doktorların öngördüğü süreden önce iyileşen Nagatamo, doktorları yanılttığı için PFDK’ya sevk edildi.
– Hakan Balta futbolu erken bıraktığı için Galatasaray PFDK’ya sevk edildi.
– Abdurrahim Albayrak Futbol Federasyonu aleyhine açıklama yapmayarak Futbol Federasyonu’nu zor durumda bırakmaktan ötürü PFDK’ya sevk edildi.

Gibi geyikler durumun ne olduğunu anlatıyor aslında.

Türkiye Futbol Federasyonu, bir yandan Fatih Terim’den intikamını almak, diğer yandan ligde Galatasaray’ın diğer büyük takımlarla arasını açmasını engellemek ve belki de kimin şampiyon olacağına masa başında karar vermek için derbi maçında olanları şahane bir biçimde kullandı.

Bu kullanış biçimine karşı tepkileri de yeni bir koz olarak ele aldı ve Galatasaray’ı en azından bu sezon bitirmek için düğmeye bastı.

Mesele artık sportif bir mesele olmanın ötesinde bir yerde.

Çok açık bir intikam, çok açık bir hukuksuzluk pozisyonunda.

Galatasaray yönetimi ise eli kolu bağlı kurbanlık koyun gibi bu durumu izliyor.

Burası artık bıçağın kemiğe dayandığı değil, kemiği de kanırttığı yerdir.

Eline medya gücünü de almış bir Federasyon Başkanı’nın Türkiye’nin en büyük spor camialarından biriyle dalga geçer gibi hareket etmeye, kendi hukukunu kendi oluşturarak hukuksuzluğu, adaletsizliği geçer akçe kılmaya, kişisel sorunlarından ötürü Galatasaray’ı köşeye sıkıştırmaya hakkı olamaz.

Benim gibi Galatasaraylılar için artık bunun bir “Dur” noktası vardır.

Galatasaray yönetiminin yapması gereken şey şu an itibarıyla “Naklen yayın havuzundan” çıkmaktır.

Gerekirse UEFA’ya verdiğimiz sözleri tutamayız.

Gerekirse seneye ve hatta ondan sonraki sene Avrupa kupalarına katılmayız.

Ama o naklen yayın havuzunu patlatırız.

Bakalım Galatasaray olmadığı zaman o havuz kaç para edecek.

Bakalım beceriksiz Federasyon Başkanı ona buna saçtığı milyonlarca doları o havuz olmadan nereden bulacak, nereden toplayacak.

Galatasaray, Türk futboluna küme düşüren beceriksiz bir Federasyon’un ve onun beceriksizliği hem kulüp hem Federasyon bazında tescilli Başkanının oyuncağı değildir.

Gerekirse kendi ipimizi kendimiz çekeriz.

Ama rezil bir Federasyon’a çektirmeyiz.

***

Hadim ül İsrailiye

Benim burada aylardır anlatmaya çalıştığımı, sonunda Trump anlattı.

ABD Başkanı “Suudi Arabistan olmasa İsrail’in başı dertte olurdu” dedi.

Çok açık ki, Suudiler bölgede İsrail’in güvenliği ve bölgenin güvensizliği için çalışıyor.

Bu Suudlara “Hadim ül Harameyn” demek bence kutsal topraklara karşı yapılmış bir haksızlıktır.

Çünkü bunlar İslamiyetin kutsal mekanlarının hizmetkârı olmaktan daha çok İsrail’in hizmetkârlarıdır.

Lafın doğrusu “Hadim ül İsrailiye” olmalıdır.

***

Saadet’le iş birliği AK Parti’ye yarar

CHP ile Saadet Partisi yerel seçimler için de iş birliği arayışında.

CHP yönetimi hâlâ “Her iş birliği olumlu katkı sağlamaz” cümlesini anlayamadı.

Siyasette hâlâ 2+2 dört eder zannediyorlar.

Ben kendilerini uyarayım.

Saadet ile CHP iş birliği yaparlarsa bu sadece ve sadece AK Parti-MHP ittifakına güç verir.

AK Parti’ye kızgın olduğu için Saadet’e oy verecek kitle, Saadet ile CHP bir araya gelirse AK Parti’ye oy verir.

***

Çok ayıp bir soruşturma

Parası veya siyasi bağlantıları sağlam olanların FETÖ’cü olsalar bile aklandıkları bir ortamda Bülent Korkmaz’a FETÖ bağlantısı iddiasıyla soruşturma açılması tam bir komedi olmalı.

Galatasaray’da Fetullahçılara karşı bayrak açmış ve temizlik yapmış ve bundan ötürü de o dönemde tüm “İslamcı basının” hedefi olmuş biri olarak söylemeliyim ki, Bülent Korkmaz’a böyle bir soruşturma dahi ayıptır.

O dönemlerde Bülent’in bunlarla asla işi olmadı.

Kardeşi Mert bir ara bunlara yani Hakan Şükür, Emre Belözoğlu ekibine takıldıysa da Bülent o işlere hiç bulaşmadı.

İçlerine girmedi ama karşı da durmadı.

İnanç özgürlüğü olarak baktı belki bilmiyorum.

Ama o dönemde Fetullahçı olmadığı halde, çıkarı gereği o grupla berabermiş gibi davranan biri de değildi Bülent Korkmaz.

***

Hürriyet ne demek istedi?

Hürriyet gazetesinin Ayşe Arman’ın bazı röportajları için para ödendiği iddiasına karşı yaptığı açıklamayı okudunuz mu?

Okudunuzsa bir şey anladınız mı?

Anlamadıysanız üzülmeyin, zaten o açıklama sizler bir şey anlamayın diye yapılmış çok belli.

Ben o açıklamayı sizin için tercüme ettim.

“Ayşe Arman’a iftira atılmıştır. Ayşe Arman röportajları için para almamaktadır. Parayı gazete almaktadır.

Biz bunlara proje diyoruz. Yani reklam verenlerle yapılan anlaşmada sayfa sayfa reklam dışında bazı PR faaliyetlerine yardımcı olmak da var. Bazen bu kapsamda röportajlar da yapılıyor olabilir.”

Hürriyet’in söylemek istediği bu.

Çok açık söylüyorum.

Bu gibi çalışmalar başka ülkelerde de yapılıyor.

Yeni medyada böyle bir şey var.

Buradaki ayıp ya da yanlış bu gibi röportajların normal röportaj gibi yayınlanması.

Bunun bir tanıtım faaliyetinin parçası olduğunun açıklanmaması.

Daha önce de söylediğim gibi Ayşe Arman’ın burada bir suçu ya da ayıbı yok.

Tam aksine Arman bir marka olarak gazetesine katkıda bulunuyor.

Yapılması gereken tek şey bu tip röportaj ya da haberlerde bunun bir “PR faaliyeti” olduğunun belirtilmesi.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Doğruluktan utanmadığımız zaman.