Benflasyon

İstatistik, mistatistik anlamam.

Okumuşluğum vardır ama notlarım pek parlak değildi.

Bilimine hakim değilim.

Hakim olsam da durumu değiştirmez.

Biliyorsunuz TÜİK, yani yerli ve milli istatistik kurumumuz enflasyon oranlarını açıkladı.

“Ucundan azcık” yükselmiş görünüyor.

İstatistik kurumumuza göre enflasyon tüketici fiyatlarında eylül ayında yüzde 6,30 çıkmış, 12 aylık ortalama ise yüzde 24 olmuş.

Karışık rakamlardan çıkardığım bu oldu.

Koskoca devletin, koskoca yerli ve milli istatistik kurumu yalan söylemeyeceğine göre benim durumum biraz karışık.

Çok detaya girmeden biraz durumumu paylaşmak istiyorum.

Her ay yaptığım standart alışverişler vardır.

“Benim alışveriş fişlerimdeki enflasyon” deyip de kimseyi kızdırmak istemem ama bakın “Benflasyon” nasıl olmuş.

Yalan yok, Temmuz ayında tatilde, Ağustos’un büyük bölümünde yurt dışında olduğum için yapacağım karşılaştırma Haziran ile Eylül ayları arasında.

Mesela her ayın ilk haftası peynircime giderim. Yıllardır hep aynı miktarda birkaç çeşit peynir, hep aynı miktarda tereyağı, aynı miktarda zeytin falan alırım.

Arada fark ise ya 290 gramdır ya 50 gram.

Bu alışveriş için Haziran ayında 198 TL ödemişim.

Eylül ayında ise 274 TL. Marketten aldığım temizlik malzemeleri vardır.

Mutfak ve banyo temizleyiciler, ahşap temizleyici. İki çeşit deterjan. Yumuşatıcı. Bulaşık deterjanı.

Tuvalet kağıdı, kağıt havlu. Buzdolabı poşeti. Bir iki ufak tefek daha.

Temmuz ayında bu alışveriş için markete yaptığım ödeme 392 TL olmuş.

Eylül ayında ise 563 TL.

Pazardan yaptığım meyve sebze alışveriş faturasındaki artış daha da vahim ama onlar birebir aynı olmadığı için kesin kanıt sayılmaz.

Sonuç olarak benflasyonla, TÜİK’in enflasyonu arasında çok ciddi bir fark var.

Benim iki aylık benflasyonum, onların yıllık enflasyonundan bile kat kat fazla.

Kendilerinden ricam son derece dürüstçe hazırladıklarından hiç kuşku duymadığım enflasyonu hesapladıkları gibi benim için de bir “Benflasyon” hesabı hazırlasınlar.

Yoksa marketlerin beni dolandırdıkları hissine kapılıp, birine cam çerçeve dalacağım.

***

Yuh artık avro 15 TL mi?

Döviz bazında yapılan anlaşmaları yasaklayan Türk Parasını Koruma Kanunundaki değişiklik kararnamesini eleştirmiştim hayli.

Değiştirildi.

Bazı istisnalar eklendi.

Ancak hala bazı sıkıntıları var.

Dün bir sanayici arkadaşım aradı.

Yanında bazı üst düzey yabancı çalışanlar var.

Bunlarla yaptığı sözleşmeler gereği, kendilerine yabancı bir markanın otomobillerini makam otomobili olarak vermesi gerekiyor.

Kira sözleşmeleri sona erdiği için, Aralık ayı itibarıyla yeni kiralamalar yapmak maksadıyla daha önce çalıştığı distribütörü aramışlar.

İki yıllık araç kiralama için yapılan görüşmede ithalatçı şirket avro kurunu 15 TL olarak sunmuş.

Arkadaşımın muhasebecisi “Delirdiniz mi” diye sorunca. Aldığı yanıt, “İki yıl içinde avro ne olur öngöremiyoruz. Sözleşmeyi de avro bazında yapamıyoruz. Avroya endeksli olarak da yapmamız yasal değil. O yüzden ancak bu şekilde yapabiliyoruz” demişler.

Arkadaşım “O zaman mevcut sözleşmeyle devam edelim ve bu araçları kullanalım” demiş.

Ama o da mümkün değilmiş.

Doğrusu ben burada iyi niyetten çok bir fırsatçılık sezinledim.

***

O zaman niye söylemediniz!

Hükümete yakın yazarlardan saygı duyduğum bir meslektaşım, yazısında “Stratejik derinliğinin bedelini ödüyoruz” demiş.

Şu anki sıkıntılı bazı durumlarla ilgili olarak hükümeti savunurken.

Doğrudur. Özellikle dış politikada Davutoğlu’nun stratejik derinliğinin bedelini de ödüyoruzdur mutlaka.

Ben Dışişleri Bakanlığı döneminde Davutoğlu’nun politikalarının yanlışlığını defalarca yazdım.

Zaten Başbakanlığı döneminde de köşe yazısı yazamadım.

Şimdi bu dostlarıma sormak isterim, o zaman niye bunların yanlışlığını yazmadınız.

Sonuçta Davutoğlu da desteklediğiniz bir iktidarın Başbakanı değil miydi!

***

Dedikodu

Dün sabah saatlerinde ne olduysa oldu dolar yeniden ani bir yükseliş gösterdi.

6 TL’nin altına inmişken, hızla 6,20 seviyelerine geldi.

Normal bir yükseliş değildi. Ortada somut bir şey yoktu.

Sonra anlaşıldı ki, “Birileri” piyasaya bir dedikodu yaymış.

“McKinsey ile yapılan anlaşma iptal edilecek” dedikodusu.

Ve belli ki, bu dedikodu üzerinden vurgun yapılmaya çalışılmış.

Bu dedikoduların kaynağını ilgili kurumların bulması lazım.

Çünkü tam “Durum stabil hale geldi” denirken böyle bir dedikodu yaymak da Hakkari’de yola patlayıcı döşemek kadar teröristliktir.

Dünkü korkak hainlerin yola mayın döşeyerek yaptıkları alçakça ve korkakça saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize de Tanrı’dan rahmet diliyorum.

***

Anahtar kelime: İstemiyorum

Cristiano Ronaldo’ya tecavüz suçlamasında bulunuyor bir kadın.

9 yıl gecikmeyle.

Ronaldo ise kendini savunmak için aynı gece bir diskotekte o kadınla sarmaş dolaş fotoğraflarını yayınladı.

“Ne tecavüzü, baksanıza ne haldeyiz” dercesine.

Ama kazın ayağı öyle değil.

Bırakın diskotekte sarmaş dolaş eğlenmeyi…

Diyelim ki kadınla odaya da çıktınız…

Soyundunuz…

Hatta yatağa girdiniz…

Hatta öpüşmeye başladınız…

Dahası diyelim ki bu anın da görüntüsünü yayınladınız…

Fark etmez.

Tam o anda kadın size “İstemiyorum” dedi.

O andan sonrası tecavüze girer.

Bu kadar basit.

“İstemiyorum” veya “yapma” kelimesinden sonrası tecavüzdür.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Aptallığın sınırı olur zannetmediğimiz zaman.