Felaket ama sel değil

Gazetelerin bugünkü başlıklarını tahmin etmek zor değil.

“Sel felaketi”

İnanmayın.

Külliyen yalan.

Ortada bir sel felaketi falan yok.

Ortada bir sel felaketi yok.

Bu bir sel felaketi değil bir rant felaketidir.

Akıl tutulmasına bağlı bir planlama rezaletidir.

Yıllardır bu işlerden biraz anlayanlar, “Yapmayın, etmeyin, Karadeniz’in Karadeniz ile bağlantısının önüne set çekmeyin, Karadeniz derelerini yolundan çıkarmayın” diye bas bas bağırdılar.

Bizim insanımız onlara ne yaptı.

Kimine çevreci enteller dedi, kimini toplum gelişme düşmanı diye yaftaladı, kimini ise öldürdü.

Sonunda onlar haklı çıktı ama olan oldu.

Dediğim gibi bu bir sel felaketi değildir.

Yaptıklarımız karşısında doğanın adaletidir.

* * *

DOST BİLDİKLERİM

Kıbrıs Adası açıklarında, Rumların başka ülkelerle ortak petrol ve doğalgaz arama ve çıkarma çalışmalarına Türkiye’nin gösterdiği tepki ortada.

Kim gelirse gelsin, kumpas gazisi Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı bölgeye intikal ediyor ve uluslararası sularda engelleme yapıyor.

Bu yüzden pek çok ülke ile sıkıntılı dönemler yaşadık.

Hatta Türkiye’nin bu engellemelerini engellemek için ABD, 6. Filonun bazı gemilerini bu bölgeye intikal ettirdi.

Şu anda bölgeden pek bir haber gelmiyor, engelleyebiliyor muyuz, engelleyemiyor muyuz bilmiyoruz.

Ancak konu bizim için kritik, bu petrol ve doğalgaz yataklarının adadaki iki toplumun ortak varlığı olduğunu ve Rum tarafının bunu tek taraflı olarak kullanamayacağı iddiamız sürüyor.

Bölgede Rumlarla işbirliği yaparak doğalgaz çıkarmak isteyenlere de pek iyi gözle bakmıyoruz.

Peki o zaman size bir soru?

Türkiye’nin değerli yalnızlığının zirvesinde olduğu dönemde dahi “Dost” diyebileceğimiz ülke hangisiydi?

Hadi biraz daha ipucu vereyim.

Bundan hemen hemen 1 yıl kadar önce, komşusu olan ırkdaşı devletler tarafından ABD desteğiyle abluka altına alınca, sadece ve sadece Türkiye’nin destek vererek ablukadan en az zararla çıkması için gayret gösterdiğimiz ülke hangisiydi?

Eveeeet, bildiniz.

Katar.

Suudilere, Birleşik Arap Emirliklerine ve tüm komşularına ve hatta ABD’ye karşı göğsümüzü siper ederek yanında durduğumuz Katar ne yaptı biliyor musunuz?

Kıbrıs’ta petrol ve doğalgaz aramak ve çıkarmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşma imzaladı.

Kıbrıs Rum kesimi Cumhurbaşkanı Anastasiades, Qatar Petroleum Başkanı Saad Al Khabi ve Exxon Başkan Yardımcısı Andrew Swiger aynı masaya oturdular, anlaştılar, el sıkıştılar ve imzayı attılar.

Yeni de değil ha, üç aydan fazla oldu.

Ne Türkiye’nin bir tepkisini duydum bugüne kadar, ne de Katar’ın “Kusura bakmayın, sizin hassasiyetinizi bilmiyorduk” diyerek anlaşmadan çekildiğini.

“Dostumuz” Katar bu olunca, düşmanlarımızın neler yapabileceğine siz karar verin.

Şimdi merak ettiğim ise şu; yakında Katar sondaj gemileri Kıbrıs açıklarında doğalgaz çıkarmaya gelince onları da durduracak mıyız?

Katar deyince akan sulan duracak ama çıkan petrol durmayacak mı?

* * *

KORE PARAYI NE YAPTI?

Dün Kore halkını örnek gösterince haliyle iki tür tepki aldım.

Bir “Zenginleri koruma. Onların ne mal olduğunu biliyoruz. Getirsinler paraları” diyenler.

İki, “Haklısınız. Zengin düşmanlığı ucuz popülizmdir. Hep beraber seferber olmak lazım” diyenler.

Ben kimseye dövizini bozdur, bozdurma demedim.

Dediğim şu.

Paranızı ekonomiye katın. Bunun yolu da bankaya yatırmaktır. İster TL ister döviz olsun fark etmez.

Peki bu bir işe yarar mı?

Yarayabilir de, yaramayabilir de!

Bankalara yatan bu parayı “Betona” çevirirsek, bir işe yaramaz.

Bankalara yatan bu parayı “Üretime araçlarına” yatırırsak yarar.

Kore örneğinden gidersek.

Kore Dünya’ya beton satmıyor.

Otomobil satıyor, iletişim teknolojisi satıyor, elektronik satıyor, bilişim satıyor, gemi satıyor, kısacası her türlü sanayi ürünü satıyor.

* * *

BEYAZ TÜRKLER BUNU YER Mİ?

Parayı nereden kazandığı belli olmayanlar için Bodrum ve Alaçatı’da açılan abuk sabuk restoranların ve barların saçma sapan krolukları zaman zaman haber oluyor.

Bu haberlerden biri de bir lokantanın mönüsüne koyduğu 500 TL’lik pizza.

Pizza’nın içine ıstakoz etleri gibi bir takım şeyler koyup, bir pizzayı 500 TL’ye satıyorlarmış.

Bu görgüsüzlük de haber olmuş.

Kendini muhafazakar olarak konumlandıran bir internet sitesi ise pizzanın fotoğrafını ve fiyatını koyup şöyle demiş:

“Beyaz Türkler için hayat hiçbir zaman pahalı olmadı.”

Bu arkadaşlarımız beyaz Türk diye neyi anlıyorlar veya beyaz Türk dediklerini ne zannediyorlar bilmiyorum.

Benim bildiğim tek beyaz Türk, ortalıkta “Ben beyaz Türküm” diye dolaşan Ertuğrul Özkök.

Başkasını bilmiyorum.

Onun da bu pizzaya bu parayı vereceğini hiç zannetmiyorum.

Kastınız eski Türkiye’nin zenginleri ise, onların büyük bölümünün böyle bir hanzoluk içinde olacağını zannetmiyorum.

Zaten öyle olsaydı bu fiyatlara pizzalar şimdi değil, 20 yıl önce satılırdı.

Bunlar mönüye şimdi girdiğine göre, alçısının da kim olduğunu tahmin etmek zor değil.

* * *

HASAN CEMAL KIZDI MI?

Saklayacak halimiz yok, Pazar akşamı Teke Tek Özel’de Sevgili İlber Ortaylı ile Enver Paşa’yı konuşurken, hocamız Enver Paşa’yı hafiften doğradı, Cemal Paşa’yı ise çifte çekim kıyma yaptı.

Enver Paşa’nın torunu sevgili dostumuz Arzu Enver program sırasında mesaj atıp, “Dikkatle dinliyorum, ikinizi de kucaklıyorum” deyince bunu İlber Ortaylı’ya okudum ve “Arzu kızmamış ama Hasan Cemal Allah’tan tatilde, duysa kızardı” dedim.

Hoca da gaza gelip, “Hasan zaten benden çok çekti. Kızarsa da kızsın zaten salaktır” deyiverdi.

Hasan Cemal’e mi dedi, dedesine mi dedi tam anlaşılmadı ama ağzından böyle bir laf çıktı.

Ertuğrul Özkök de dün köşesinde “Hasan Cemal bu lafa ne tepki vermiştir acaba?” diye sormuş.

Doğrusunu isterseniz, benim Hasan Cemal’i arayıp tepkisini soracak halim yoktu ama şans eseri, Pazartesi günü Hasan Cemal’den bir mesaj geldi:

“Dediğin çıktı, 5,28”

“Dediğin çıktı”dan kastı şu.

Bir ay kadar önce Hasan Cemal ile sohbet ederken “Ağustos başında dolar 5,30 olur” diye bir tahmin yapmıştım.

O çıkmış.

Ben de “Sen onu bırak da, İlber Hoca’nın dediği doğru mu?” diye bir mesaj attım.

Haberi bile yoktu Hoca’nın ne dediğinden.

Ben hemen yetiştirdim tabii.

Yanıtı şu oldu: “Sen de evet demişsindir”

“Ben bir şey demedim. Susturdum Hocayı, Devlet sırlarını açıklamaktan başımıza iş gelir diye” dedim.

Hasan Cemal  pek hoş karşılamadı durumu. İlber Hoca için “O da ırkçı… tekidir” dedikten sonra bana da “Dal ile başlayan meşhur cümlesini kurdu”

Bilmem bu Özkök’ün merakını giderir mi?

* * *

YOLLAMAK

Kemal Kılıçdaroğlu “Herkes demokratik hakkını kullandı tamam. Ama bundan sonra Kurultay diye ısrar edeni disipline yollayacağız” dedi.

Peki tabanın, seçmenin tüm tepkisine rağmen “Koltuk” diye ısrar edeni nereye yollayacağız Kemal Bey.

* * *

LESE MAJESTE

Bir bilim insanı olarak yere göğe koyamayacağım Ali Nesin, pek çok bilim insanı gibi siyasete veya başka toplumsal konulara girdiği zaman hafiften çuvallamaya başlıyor.

Bu kez de Kübra Par’a verdiği röportajda “Atatürk’e hakaret suç olmamalı” dediği yazıldı.

Söylediği tam olarak bu olmamakla beraber böyle anlamak isteyenin böyle anlamasına müsait bir laf etmiş sağolsun.

Oysa ister Atatürk’e ister bir başkasına hakaret etmek normal bir davranış biçimi değildir.

Hakaret edilmez, edilmemelidir.

Ve zaten bırak Atatürk’ü, ben buradan Ali Bey’e hakaret etsem suçtur.

Üstelik de Dünya’nın en demokratik ülkelerinde bile o ülkenin ortak değeri olan kurucu babalara veya hakaret edilmez, ettirilmez ve o kişi veya kurumlar özel yasalarla korunur.

Buna da “Lese Majeste” denir.

* * *

DOLARA BMW ENDEKSİ

Birisi demiş ki, “Dolar kuru BMW modelleri gibi oldu. 1,20”den başlamıştı, 3 serisi, 4 serisi derken 5,20-5,30-5,35-5,40 gidiyor…”

Görünce çok güldüm.

Aman ağzınızdan yel alsın bu benzetmeyi.

BMW’de model çok.

Daha 6 serisi var.

Sonra 7 serisi.

Hele hele bir de yeni 8 serisi çıkardılar ki, yandığımızın resmidir.

* * *

NE ZAMAN ADAM OLURUZ? 

Eleştirmek için ille de hakaret etmek gerekmediğini anladığımız zaman.