Kılıçdaroğlu’nun tezi çöktü

MUHARREM İnce, Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklandığı gün şöyle yorumlar yapmıştık hepimiz:

“Kemal Bey iyi bir oyun oynadı. Ya Erdoğan’dan kurtulacak ya da parti içindeki en güçlü rakibi İnce’den. İnce cumhurbaşkanı olursa, adayını cumhurbaşkanı seçtirmiş parti lideri olacak. İnce kazanamazsa ‘Bakın İnce İnce dediniz, ne yaptı gördünüz’ diyecek.”

O gün için görüntü gerçekten buydu.

Ancak aradan geçen 1 ay civarındaki sürede, çok şey değişti.

Her şeyden önce İnce, hiç kimsenin beklemediği bir performans sergiledi.

Meydanları kendi partisi dışında da kendisini merak edenlerle doldurmayı başardı.

Partisinde büyük bir heyecan yarattı ve bu heyecanı hep yukarıya taşıdı.

Partisinin oylarını konsolide etmekle kalmadı, artırdı.

CHP’yi 1970’lerde Ecevit’in elde ettiği başarıdan bu yana görülmemiş bir oy seviyesine doğru götürdü.

Hitabeti, hazırcevaplığı, gerekli hallerde sert, gerekli hallerde nüktedan tavrıyla ilk kez bir lider ya da lider adayının Erdoğan karşısında ezilmeyebileceğini gösterdi.

Erdoğan’ın belirlediği gündemin peşinden koşmadı, gündemi kendi belirledi. Peşinden koşturdu. Gerçi Erdoğan bu konuda yaptığı hatanın farkına vararak birkaç gündür söylemini değiştirip Kandil ve terörle mücadele söylemine kaymayı tercih etti, ama sanki biraz geç kaldı.

Sonuç olarak Türk siyasetindeki yeni “fenomen” Muharrem İnce’dir.

TBMM kürsüsünün ve sosyal medyanın, Youtube’un kahramanı, bir anda somut bir lider olarak ortaya çıktı.

Bu çıkış bizim ilk günkü tezlerimizi de çöpe attı.

İlk gün “Kılıçdaroğlu ya Erdoğan’dan kurtulacak ye İnce’den” demiştik.

Bu söylemi değiştirmenin zamanı geldi.

Görüyorum ki, Kemal Bey ekrana program veya reklam vesilesiyle her çıktığında CHP’liler, “Çıkmasın, İnce’nin yaptığını bozuyor” diye sesleniyorlar.

Muharrem Bey cumhurbaşkanlığı yarışını kazanır mı bilemem.

Bildiğim ise şu:

“Ya Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan kurtulacak ya da CHP, Kılıçdaroğlu’ndan.”

Muharrem İnce’nin durdurulamaz yükselişi böyle diyor.

***********

PARTİYE YARIYOR, LİDERE YARAMIYOR

ONLARCA anket görmeme, en güvenilir araştırma kuruluşlarının yöneticileriyle saatlerce konuşmuş, anket verilerini detaylı bir biçimde değerlendirmelerini dinlemiş olmama rağmen, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini şu isim kazanır ya da cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda biter veya ikinci tura kalır” demem mümkün değil.

Çok açıkça söyleyeyim, gördüğüm, incelediğim tüm anketlerde 2. tura kalma olasılığı da, ilk turda bitme olasılığı da anketlerin hata payı sınırları içerisinde.

En güçlü adayın bile kendini garantide göreceği bir durum yok.

O kadar bıçak sırtı.

Öyle ki, 2 turda bile hiçbir aday diğerine “sağlam” bir fark atamıyor.

2. tur bile bıçak sırtı bitiyor.

Medyadaki yorumlarda egemen olan söylem ise Erdoğan’ın oyunun partisinden fazla olduğu.

Evet bu doğru.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oyu partisinden kimi ankette 3, kimi ankette 5 puan daha fazla.

Ancak Cumhur İttifakı’nın oyu da Erdoğan’ın oyundan daha fazla.

Bunun anlamı şu:

MHP’li seçmenler Cumhur İttifakı’na oy verme konusunda sıkıntı yaşamıyorlar.

Ancak aynı MHP’liler söz konusu cumhurbaşkanlığı seçimi olunca Erdoğan’a oy vermiyorlar.

Daha açık söylemek gerekirse, Cumhur İttifakı AK Parti’ye yarıyor, MHP’ye de yarıyor.

Ama Erdoğan’a hiç yaramıyor.

***********

KURUCU BABALIK BORU DEĞİLDİR

ERTUĞRUL Özkök’ün, rahmetli Erdoğan Demirören’e yazdığı postmorteme Aydın Doğan’ı da dahil etmesini ve Aydın Doğan’ı “Türkiye ekonomisinin kurucu babalarından” olarak göstermesinin abesliğini yazdım hafta sonunda.

Bazıları, “Bunu niye yazma ihtiyacı hissettin” diye sordular, bazıları ise “Eline sağlık” dediler.

Niye yazdığımı söyleyeyim.

Bazı şeyleri düzeltmezseniz tarihe öyle geçme ihtimali oluyor ve haksızlık yapılmış oluyor.

“Türkiye ekonomisinin kurucu babası” diyeceksen onlarca, hatta yüzlerce isim sayarsın, ama Aydın Doğan ilk 100’e de, ilk 500’e de, hatta ilk 1000’e de girmez.

Vehbi Koç desen, Rahmi Koç desen, Suna Kıraç desen anlarım. Rahmetli Fuat Bezmen desen anlarım, nur içinde yatsın Fuat Süren desen anlarım. Sakıp Sabancı desen anlarım, Durmuş Yaşar desen anlarım, Sapmaz Ailesi desen anlarım, Eliyeşil Ailesi desen, Karamehmet Ailesi desen anlarım, Mustafa Vacit Yalman desen anlarım, buraya daha onlarca isim yazarım ve hepsini anlarım.

Ama Aydın Doğan’ı anlamam.

Aydın Bey, Allah sağlık, uzun ömür versin iyi bir tüccar, iyi bir işadamı olabilir ama Ertuğrul Özkök dostuma sorarım, Aydın Bey saatinden başka ne kurmuş hayatında.

İş Bankası’nın kurduğu Dışbank’ı almış ve satmış.

Devletin kurduğu POAŞ’ı almış ve satmış.

Devletin kurduğu Ray Sigorta’yı almış ve satmış.

Ercüment Karacan’ın kurduğu Milliyet’i almış ve satmış.

Sedat Simavi’nin kurduğu Hürriyet’i almış ve satmış.

Bunların tamamını da son 15 ila 30 yıl içinde yapmış.

Benim itirazım, kurucu babalığın ucuzlatılmasına.

***********

YA YAPTIYSA FATMA ABLA

TALAT Bulut’la ilgili olarak bir genç yapım asistanının “taciz” iddiası var.

Yapımcı dahil herkes “yargı kararı”nı bekliyor haklı olarak.

Bu iddialar, dünyanın her yerinde kaygıyla karşılanan ve ciddiye alınan iddialar.

Doğru olan bekleyip görmek.

Ahkâm kesmek değil.

Ama Sevgili Fatma Girik, sanki üzerine vazifeymiş gibi, “Talat Bulut’u tanırım, böyle bir şey yapmamıştır” diye ortaya atlıyor.

Çok ama çok sevdiğim Fatma Abla’ma böyle yaklaşımı hiç ama hiç yakıştıramıyorum.

Çünkü kimse bilemez böyle bir şeyin olup olmadığını.

Fatma Girik en fazla, “Ben yıllarca çalıştım, bana yapmadı” diyebilir kendisinden şahitlik istenirse.

Ama ne olayın olduğu yerde bulunmuş, ne o dizide rol alıyor, ne de meseleye yakın bir hâkimiyeti var.

Sadece kendi izleniminden yola çıkarak “gönüllü şehadet”te bulunuyor.

Fatma Girik gibi birine de böyle bir tavır yakışmıyor.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Karar alma makamlarını kararsızlara emanet etmediğimiz zaman.