Sonuç yok ama yorum var

EŞ, dost, yolda gören okur, siyaset meraklısı komşu, herkes soruyor: “Sizlere anketler geliyordur, son durum ne?”

Bu seçimler öncesi, grup olarak anket yayınlamama kararı aldık.

O kadar çok anket ve o kadar çok farklı sonuç var ki, yayınlamamak daha iyi.

Ancak biz de meraklı gözlerle tüm anketleri gözden geçirip bir şeyler anlamaya çalışıyoruz elbette.

Son 10 günde elime geçen iki anketin birbirine çok yakın sonuçlar gösterdiğini söylemeliyim.

Konsensus ve Gezici’nin anketleri.

Anket sonuçlarını vermeyeceğim ama bu anketleri yapan firmaların patronlarıyla konuşarak elde ettiğim bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Cumhur İttifakı, ittifakı oluşturan patilerin ayrı ayrı aldığı toplam oylardan daha az oy alıyor. Daha ilginç olan ise seçmenlerin ittifakları oluşturan partilerden hangisine kendini yakın hissettiği sorusuna verdiği yanıtlar ile ittifaka verilen oylar aynı değil.

Sanki ittifaklar, özellikle Cumhur İttifakı’nda negatif bir etki yaratmış gibi.

Buradan kopan oylar genelde merkez sağın oyları. Azalmanın nedeni, bir grup seçmenin “gelecek kaygısı, eğitim sorunları ve ekonomik nedenlerle” arayış içine girmesi.

Nereye gittikleri net değil. Büyük bölümü hâlâ kararsız kategorisinde.

AK Parti’ye oy veren seçmenin üçte biri ekonomik yardımların sürmesi ve yapılan hizmetlerden memnun olduğu için oy vermeyi sürdürenler. Üçte biri ise güvenlik politikaları ve terörle mücadele nedeniyle AK Parti’yi tercih edenler.

Referandumda ilk kez oy kullanan seçmenlerin yüzde 64’ü “Hayır” demişti.

Bu kez ilk kez oy kullanacak seçmenlerin yüzde 70’i, iktidar blokuna oy vermeyeceklerini söylüyor.

18-27 yaş arası seçmende ise AK Parti’nin oyu yüzde 33.

Seçmenin yüzde 13’e yakını, utangaç seçmen olarak nitelenen “rengini belli etmeyen” seçmen kategorisinde. Bunlar ya “Kararsızım” diyor ya da hiç konuşmuyor.

Bu duruma kamuoyu araştırmacıları “Suskunluk sarmalı” diyorlar.

Bu kararsız seçmen, istatistiki metotla partilere dağıtılıyor ama bu kez bu dağıtımın “doğru olmama” ihtimali büyük.

Bu yüzde 13’lük grup “dip dalga” denilen şeyi yaratma ve sürpriz sonuçlar çıkarma ihtimalini artıran seçmenler.

Anketlere katılanların yüzde 66’sı görüşünü “rahatça” ifade edebildiğini söylerken yüzde 34’ü “rahat olmadığını” belirtiyor.

Bu nedenle de bu seçim son yıllarda tahmini en zor seçim olarak ortaya çıkıyor.

Not: Şu ana kadar onlarca anket sonucu gördüm. Bunlardan bir teki bile Hakan Bayrakçı’nın Sonar’ının bu hafta açıkladığı ankete yaklaşan sonuçlar vermiyor. Pazar akşamı Teke Tek’te Bayrakçı’ya bu sonuçları nasıl bulduğunu soracağım. Çünkü CHP bile bu sonuçları abartılı bulmuş.

***********

MUHARREM

GEÇMİŞTE, AK Parti Lideri Tayyip Erdoğan’ı “küçük görmek”, “önemsizleştirmek” isteyen muhalifleri, Erdoğan’dan söz ederken küçümseyici bir dil olarak kendisine “Tayyip” demeyi tercih ettiler.

“Tayyip” aşağı, “Tayyip” yukarı.

Ancak onların kullandığı bu dil tam tersi bir etki yarattı.

Seçmen nezdinde Erdoğan’ı sempatik hale getirdi, orta karar seçmende ise “Erdoğan bizden biri” algısını oluşturdu. Yani yazanların amacının çok dışında bir biçimde, “sempatik ve evimizin bireyi” şeklinde oluştu “Tayyip” algısı.

Geçmişte AK Parti muhaliflerinin Erdoğan’ı sempatikleştirmekle sonuçlanan bu tavrı, şimdi AK Partililer tarafından İnce için kullanılıyor.

AK Partililer, İnce için “Muharrem” diyorlar.

Bu da geçmişte nasıl ki Erdoğan’ı “Bizim Tayyip” haline getirdiyse, şimdi de İnce’yi “Bizim Muharrem” noktasına doğru götürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hatanın farkına varmış olmalı ki, son birkaç gündür jargonunu değiştirdi ve “Muharrem” diyerek küçültmeye çalıştığı rakibine artık “Bay Muharrem” demeye başladı.

Ama sanki biraz geç kaldı.

***********

İSPANYA, KADINLARA EMANET

GÜNÜN süper haberi İspanya’dan. İspanya’nın yeni başbakanı, kabinesini açıkladı.

17 kişilik kabinede 11 kadın bakan var.

İspanyol kadın siyasetçiler ülkeye ağırlıklarını koymuş görünüyorlar.

Başarılı olmaları halinde siyasette çok güçlü bir kadın dalgasını yaratabilirler.

***********

MADEM TEHLİKELİ NİYE SERBEST?

KUZEY Amerika kökenli “kırmızı yanaklı su kaplumbağası” Türkiye’ye gelen en tehlikeli işgalci türmüş.

“O da ne?” demeyin.

Bu bütün pet shop’larda leblebi çekirdek gibi satılan, bütün çocukların eve alıp bir süre sonra göllere, derelere attığı minik kaplumbağalar.

Bunlar atıldıkları yerlerde üreyip yerli türleri yok ediyormuş.

Peki madem bu kadar tehlikeli ve istilacı, niye hâlâ ithalatına izin veriliyor?

***********

18 BİN DOLARDI, 70 MİLYONA SATILDI

DÜNYANIN en pahalı otomobili unvanı bir kez daha el değiştirdi.

Aslında el değiştirdi demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum.

Daha önce bir başka Ferrari 250 GTO’da olan rekor, bu kez yine bir Ferrari 250 GTO tarafından kırıldı.

Geçen hafta Monterey’de Bonhams’ın düzenlediği bir açık artırmada 1963 model bir Ferrari 250 GTO tam tamına 70 milyon dolara alıcı buldu.

Rekor daha önce aynı marka ve modelde bir araç tarafından 58 milyon dolarla kırılmıştı.

Klasik otomobillerin “kutsal kâse”si olarak anılan bu araç, dünyada halen mevcut Ferrari GTO’ların en temizi, en iyisi ve en iyi hikâyeye sahip olanı olarak biliniyordu.

1963 yılında Le Mans 24 Saat yarışlarında 4. olmuş, bir yıl sonra 1990’a kadar yapılan “Tour de France”ı 1. olarak tamamlamış olan bu GTO, 1963’ten 1969’a kadar süren yarış geçmişi dahil tüm yaşamı boyunca hiç kaza yapmamış tek 250 GTO idi.

1963 yılında 18 bin dolara (bugünün değeriyle 150 bin dolar) satılan otomobil, üretilen 39 GTO’nun en iyisi olarak biliniyordu.

Bilenler bilir, tamamen elde üretilen bu 39 GTO’nun hiçbiri diğeriyle aynı değildir. Elde dövülerek yapılan kaportası nedeniyle boyları, enleri bile farklı olan GTO’lar şu anda dünyanın en değerli otomobilleri.

Bu satılan otomobil ise orijinal renginde değil ama bu bir değer kaybı yaratmamış olmalı.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Makulden vazgeçmediğimiz zaman.