Akşener: Medyada yokum ama halkta varım

“MERAL Akşener cumhurbaşkanı adaylığından çekildi mi?” diye sordum dün; hiçbir medya türünde haberlerini göremediğimi söyleyerek.

Önce vatandaşlardan tepki geldi. “Siz görmüyorsanız kabahat Meral Akşener’de değil. Siz kör olmuşsunuz” diyen vatandaşlardan…

Sonra Aytun Çıray aradı, “Yok Fatih Bey, Meral Hanım adaylığını iddialı biçimde sürdürüyor ve en çok çalışan aday. Şu ana kadar 61 vilayete gittik. Seçime kadar tüm illeri gezmiş olacağız, hepsinde miting yapıyoruz, sokak sokak geziyoruz, vatandaşlarla her yerle bir araya geliyoruz. Haklısınız televizyonlarda ve gazetelerde yokuz ama vatandaşın yanında biz varız” dedi.

Sonrasında ise Meral Akşener aradı.

Kahkahalar atarak.

Çok neşeli hatta neşeliden öte çok şendi.

“Fatih Bey, adaylıktan çekilmek ne kelime, şu anda bazılarının asabını en fazla bozan aday olarak tam gaz çalışıyorum. Geri adım yok, sürekli ileri gidiyoruz. Ben asla pes etmedim, etmeyeceğim. Bugün benim medyaya çıkmamı engelleyenler pes edecek sonunda. Ama sakın yanlış anlamayın, medyaya sitem etmiyorum. Onların durumunu anlıyoruz. Ama medya görmüyor diye biz yok olmuyoruz. Tam aksine vatandaşla bütünleşmiş vaziyetteyiz. Her yerdeyiz. Herkesleyiz. Türkiye’nin her yerinde varız ama medyada yokuz” dedi.

Çok neşeli, çok keyifliydi.

“Muharrem Bey’in sözleri zaten bir anlamda geleceği de gösteriyor. Muharrem Bey’in siyaseti iyi okuduğunu gösteriyor” dedi.

Anladığım kadarıyla ikinci tura kalan adayın kendisi olacağından emindi.

Ve ikinci tur olur ve geçen de kendisi olursa Muharrem İnce’nin teklifine kapıyı kapatmıyor.

Aksi bir durumda ise benzer bir teklife açık olduğunu hissediyorum.

Sonuç olarak, Meral Akşener’in adaylığı sürüyor.

Orası kesin.

***********

İNŞALLAH AF ÇIKMAZ

“CEZALAR affedilecek” denilince halkımız fırsatı kaçırmıyor.

Birkaç gündür Boğaz köprülerinden geçerken dikkatimi bir şey çekti.

Kaçak geçişlerde müthiş bir artış var.

Belli ki “Nasıl olsa affedilecek” diyerek basıp geçiyor herkes.

Ben de diyorum ki, inşallah bir af çıkmaz.

Kendimi salak gibi hissetmekten çok sıkıldım çünkü.

***********

MESELE SİYASET DEĞİL ADALET

DEVLET Bahçeli sağ olsun, Selahattin Demirtaş’ın en azından aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimi süreci boyunca tutuksuz yargılanmasını isteyenlere kızdı ve “genel af” istedi.

MHP Genel Başkanı diyor ki: “Alaattin Çakıcı’yı aday göstersek ona da özgürlük isteyecek miydiniz?”

Kendi adıma yemin ediyorum Devlet Bey, eğer Alaattin Çakıcı’yı aday gösterseydiniz, ben onun da kampanya süreci boyunca tutuksuz olmasını isterdim.

Fakat Sayın Bahçeli, bu mümkün olamazdı.

Yani Alaattin Çakıcı’yı aday gösteremezdiniz.

Çünkü Anayasa kimlerin cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini yazıyor.

Ve şu anda cezaevinde olmasına neden olan mahkûmiyeti nedeniyle, siz Alaattin Çakıcı’yı aday göstermek isteseydiniz bile Yüksek Seçim Kurulu buna onay vermezdi.

Ayrıca yine bildiğiniz gibi cumhurbaşkanı adaylarının üniversite mezunu olması gerek. Ve bildiğimiz kadarıyla Alaattin Çakıcı Bey, üniversite mezunu da değil.

Tüm bunlara rağmen gösterseydiniz ve Yüksek Seçim Kurulu da bu adaylığı kabul etseydi, size yemin ediyorum, seçim süreci boyunca cezaevinde olmaması gerektiğini yazardım.

Çünkü siyaseten Selahattin Demirtaş’a ne kadar yakınsam, Alaattin Çakıcı’ya da o kadar yakınım.

Ama burada mesele siyaset değil, “adalet”.

***********

DEVLET SOYAR MI?

KÖPRÜLERDEN bedava geçenleri yazdım ama köprülerden ve otoyollardan parasını ödeyerek geçenlerin soyulduğunu yazmazsam olmaz.

Başıma sık sık geldiği için artık paranoyak bir şekilde bunu izliyorum ve başkalarından da benzer çok şikâyet alıyorum.

Mahmutbey’de geçen yıl faaliyete alınan otomatik geçiş sisteminden geçerken OGS’den uyarı sesi gelmiyor.

Avcılar’dan da çıkış yaparken 12.25 TL ödeme yazıyor.

Oysa yazması gereken 3.50 TL.

Ya da binek araçla paralı yola giriyorsunuz.

Çıkışta Sınıf 2 diyor ve olması gerekenin iki misline yakın bir para tahsil ediyor.

Oysa Sınıf 2 falan değilsiniz.

Her gün her yolda bu örneklerle karşılaşıyorsunuz.

Ben, dostlarım, okurlarım, herkes…

Devlet vatandaşı soyuyor açıkça.

Pek çoğumuz ya dikkat etmiyoruz ya da “Üç kuruş için uğraşmaya değmez” diyoruz.

Ama sonuçta soyuluyoruz.

Devlet tarafından.

***********

ÜRETİLMEDEN SATIŞTA

ALIŞVERİŞ yaparken son kullanma tarihine bakmak, çocuğum olduğu günden beri edindiğim bir takıntı.

Ne alacak olsam gayri ihtiyari bakıyorum.

Arkadaşlarıma da aynı şeyi öneriyorum sürekli.

Ve geçen gün bir arkadaşım telefonuma bir mesaj attı.

“Fatih’çiğim, bu ürünü satın alabilir miyim?” diye.

Önce anlamadım.

Sonra fark ettim.

Arkadaşımın Migros’tan satın aldığı ürünün (İzmir tulum peyniri) son kullanma tarihi henüz geçmemiş ama üretim tarihine baktığınız zaman ürün henüz üretilmemiş de.

Son kullanma tarihinde 28 Mayıs 2018 yazıyor.

Üretim tarihi olarak ise 22 Mayıs 2018 yazılmış.

Oysa o gün henüz 10 Mayıs.

Arkadaşım 12 gün sonra üretilecek peyniri almış.

Migros’ta etiketteki fiyatla kasadaki fiyatın çeliştiğini çok görmüştüm ama üretilmemiş bir ürünün satıldığını ilk kez gördüm.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bu ülkede kendimizi eşek yerine konulmuş gibi hissetmediğimiz zaman.