Tarih, belgeler ve yorumlar

TARİH konusunda sevgili dostum Murat Bardakçı’yla tartışmam mümkün değil.

Sürekli belgeyle konuştuğu da bir gerçek.

Ancak zannederim “mantık” konusunda biraz tartışabiliriz.

Bardakçı dostum, pazar günü Habertürk’teki sayfasında “Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım ‘Geçinemiyorum’ deyip CHP’den yardım istemiş ama parti talebini reddetmişti” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

Başlık tek taraflı bir bakış açısıyla doğru ve anlamı açık: Atatürk’ün kardeşi geçim sıkıntısına düştü ama CHP ilgilenmedi.

Murat bunu ima ediyor.

Oysa Makbule Hanım’ın aylığı, Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda belirlenen miktarda İş Bankası’ndaki hisselerin gelirinden veriliyor.

Vasiyet değişmedikçe miktarın artması mümkün değil.

Ancak aynı yazı içinde bir başka bölüm var.

Orada da Bardakçı şunu söylüyor: “Atatürk’ün kızkardeşinin içerisinde bulunduğu geçim sıkıntısını Türkiye Büyük Millet Meclisi halletti. …Ağabeyinin memlekete yaptığı hizmetler nedeniyle vatani hizmet tertibinden bin lira aylık bağlanması 197 kabul, 26 red ve 4 de çekimser oy ile kabul edildi.”

Peki o sırada TBMM’de çoğunluk kimde?

CHP’de. Tartışmalı 1946 seçimlerinde CHP yüzde 85 oy almış ve 397 milletvekiliyle iktidar.

Yani Makbule Hanım’a, Atatürk’ün kardeşine maaş bağlanmasını sağlayan da CHP.

Bir yerden vasiyet şartları nedeniyle veremeyince, başka bir yöntemle Makbule Atadan’ın mağduriyetini gideriyor.

Tarih elbette belgelerle yapılır.

Ama belgelerin bazı bölümlerini en azından başlıkta “görmezden gelerek” yazılmaz.

***********

GÜL 2. TURA NASIL KALACAK?

HÂLÂ ve her şeye rağmen Abdullah Gül’ün adaylığı konuşuluyor ortalıkta.

Zannederim bunu pompalayan Fehmi Koru.

Çünkü mesele gündemden düştüğü anda Fehmi Koru gaza hafiften dokunuyor.

Koru ile Gül’ün yakınlığını bilenler de olaya atlıyor.

Abdullah Gül’ün asla aday olmayacağı fikrimde ısrar etmekle birlikte…

Diyelim ki, Fehmi Koru’nun gazına gelenler oldu, Abdullah Bey de bu trene atladı ve aday oldu.

Nereden aday olacak?

Herhalde CHP’den değil.

Ya Saadet ya İYİ Parti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.

Diyelim ki, ilk turda şu sıralarda anketlerin de söylediği gibi Erdoğan gerekli yüzde 50 artı 1’i alamadı ve seçim ikinci tura kaldı.

İkinci tura geçecek adaylardan biri hiç şüphesiz ki mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır.

Diğer aday ise yine kesine yakın bir olasılıkla CHP’nin adayı kimse o..

Açıkçası CHP’ye oy verecek seçmenden bir miktarı İYİ Parti’ye kaysa bile, oyunun yüzde 10’un az altında veya az üstünde olduğu tahmin edilen İYİ Parti, CHP’nin üzerine çıkamaz.

Oyları şu an için kesinlikle barajın altında görünün Saadet’ten aday olsa da yine CHP’yi geçemez.

Bu durumda Gül’ün adaylık macerası ilk turda sonlanır.

“Ya çatı aday olursa” diyenler olabilir.

Türkiye çatı aday dersini hâlâ almadıysa ben ona bir şey diyemem.

***********

BOĞAZİÇİ İMAR NE İŞ YAPAR!

BİRKAÇ yıl önce bir arkadaşım, Boğaz’daki evinin “içinde” boya badana yaptırdı. Dikkat edin “içinde”. Oturma odasının duvarlarını, eskiden hangi renkse yine aynı renge boyattı.

Ama Boğaziçi İmar “Benden izin almadın” diyerek kapısına dayandı ve okkalı bir ceza kesti.

Yasa öyle ise diyecek bir şey yok.

Ancak cumartesi günü Boğaziçi’nin en eski yalılarından birine çarparak yıkılmasına neden olan gemi kazası bir başka rezaleti ortaya çıkardı.

Hekimbaşı Yalısı’nın hemen yanındaki bir başka yalı, bırakın boya badanayı, baştan aşağı değiştirilmiş, restorana çevrilmiş, önüne camekân yapılmış, yetmemiş bir de denize kazıklar çakılarak çıkma bir iskeleye kavuşmuş.

Eski halinden eser kalmamış, bambaşka bir şey olmuş.

Ve evin içinde yapılan badanaya “yasal” olarak ceza kesen Boğaziçi İmar Müdürlüğü, bu restorana çevirme ve neredeyse yeniden yapma işine “seyirci” kalmış ve muhtemelen yapılan tüm ihbarları da duymazdan gelmiş olmalı.

Bir kazayla ortaya çıkan bu katliamın kimbilir daha niceleri sessiz sedasız oluyor ve bizim doğru düzgün işleyen, görevini yapan bir kurum olarak hafızalarımızda yer etmiş olan Boğaziçi İmar da “artık” tipik bir Türkiye kurumu haline gelmiş galiba…

***********

EŞE YARDIM AYIP MI?

ARDA Turan Instagram’a bir fotoğraf koydu.

Eşi, sakatlanan bacağına evde tedavi uyguluyor.

Altına da şöyle yazdı: “Yeni fizyoterapistim.”

Hayda, bin türlü saçma sapan yorum.

“Arda eşine ayaklarını yıkatıyor.”

Yuh olsun!

Yahu biz evlenirken “Hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde” demiyor muyuz?

Adam sakatlanmış ve eşi de evdeki tedavisinde kocasına destek oluyor, ne var bunda!

Siz hastalanınca eşiniz size yardımcı olmuyor mu?

Ayak yıkamayı bırak, gerekirse k.çını bile temizlemiyor mu eşler birbirinin.

Bunun tersini yapsa bu sefer de “Kocasına bakmıyor” demez misiniz!

***********

ÇOCUKLAR TEŞHİR MALZEMESİ OLUR MU!

ŞEYMA-Acun Ilıcalı çifti bundan böyle özel hayatlarına müdahale edenlere dava açacakmış.

Haklarıdır açsınlar.

Ancak Şeyma Subaşı Ilıcalı’nın sürekli olarak kızının fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşması da doğru değil.

Pedagojik açıdan ne kadar doğru ne kadar değil, ona uzmanlar karar verir.

Güvenlik açısından doğru mu değil mi, risk yaratıyor mu yaratmıyor mu ona da kendileri karar verecektir elbet.

Ama “çocuk hakları” açısından doğru olmadığına eminim.

Sonuç olarak o çocuklar da birer “birey”.

O bireylerin rızası dışında, henüz yetkin olmadıkları bir kararı veremeyecekleri bir yaşta, özel hayatlarının gözler önüne serilmesi ve kendini bilir veya bilmez birileri tarafından tartışılmaları çocuklar için doğru değil.

O çocuklar bizim çocuklarımız olabilirler ama hayatlarının geri kalanıyla ilgili tercihlerini henüz yapmadan, yaşamları boyunca karşılarına çıkabilecek görüntülerinin ana babalar tarafından ortalığa saçılmasını açıkçası çok doğru bulmuyorum.

Belki de o çocuk ileride bir bilim insanı olacak ya da belki siyasete girecek.

O gün bu fotoğraflar o çocuğun hoşuna gedecek mi?

***********

BİR DAHA OLMASIN

SEVGİLİ okurlar, İstanbul’da yasaları uyguladığı ve geçiş üstünlüğü olmayan aracıyla geçiş üstünlüğü kullanan bir kamu görevlisine cezai işlem yapmak istediği için görevden alınan polis memuru görevine iade edildi.

Bu adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını sağlayanlara teşekkür ederim.

Umarım böyle bir rezalet tekerrür etmez.

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Güçlü olmanın suçsuz olmak anlamına gelmediğini bildiğimiz zaman.