Sayı vermek iyi midir!

AFRİN’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı’nın başarıyla sürdürüldüğü haberleri geliyor.

Görünen de o.

Çok daha rahat arazi ve iklim koşullarında yapılan El Bab’a yönelik harekâtın ne kadar sürdüğü göz önüne alınırsa, Zeytin Dalı Harekâtı’nın da “makul” bir süreç izlediğini söylemek mümkün.

Ancak bu harekâtın “iletişimi” konusunda kafamda bazı soru işaretleri var.

Bunu da paylaşmadan durmam mümkün değil.

Gerek Türk Silahlı Kuvvetleri, gerekse yetkili makamlarda oturan siyasetçiler neredeyse günlük olarak “etkisiz hale getirilen” terörist sayısını açıklıyorlar.

Dün açıklanan, 3 bin 89 teröristin “etkisiz hale getirildiği”ydi.

Sorduğum eski askerler, terminolojiye göre bunun “öldürülen” anlamına geldiğini söylüyor.

Benim yanıt bulmakta zorlandığım soru ise şu: Bu sayıyı açıklamak ne kadar doğru?

Bu açıklamalar PKK/YPG’nin moralini bozmak için yapılıyorsa gereksiz.

Çünkü kayıplarının ne olduğunu onlar daha iyi biliyorlar ve zaten moralleri hızla bozuluyor. Ki zaten bu örgüt içi konuşmalara da yansımış, duyuyoruz.

Yok eğer Türkiye’deki kamuoyunu tatmin etmek için yapılıyorsa o da gereksiz.

Çünkü kamuoyu açısından önemli olan operasyonun amacına ulaşması.

Korkum ise sürekli açıklanan bu sayıların, Türkiye’ye uluslararası anlamda sorun yaratmaya vesile olma ihtimali.

Daha açık söylemek gerekirse, durduk yere Batı’daki ve Doğu’daki Türkiye karşıtlarının eline malzeme veriyoruz gibime geliyor.

Haksızsam “Haksızsın” diyebilirsiniz!

***********

TERÖR ÖRGÜTÜ VE ÇOCUKLAR

PKK/YPG terör örgütü, çocukları zorla silah altına alıyormuş.

Şaşırtıcı değil.

1990’lı yılların ilk yarısında, buna benzer durumlara şahit olmuş ve bunu da o yıllarda yazmıştım.

O sıralar da PKK’nın çocuklara el attığı bir dönemdi.

O dönem sıkça gittiğim bölgede PKK’nın elinden kurtulmuş ya da kurtarılmış çocuklarla tanışmıştım.

13 yaşındaki bir kız çocuğunu unutmam mümkün değil mesela.

Ana babası ölmüş, ninesiyle yokluk içinde yaşayan bir çocuk, PKK’nın dağda çok konforlu, banyolu, kaloriferli kampları olduğu yalanına inanıp örgüte katılmıştı.

Sonrasında böyle bir şey olmadığını görünce evine dönmek istemiş ama izin verilmemişti.

Kaçma girişiminde yakalanınca işkence görmüştü.

Kendisinin bana anlattığına göre karnına erimiş plastik dökmüşlerdi.

Bu şekilde örgüte katılmış pek çok çocuk vardı ve kimi kendi kaçmış, kimi ise devlet tarafından kurtarılıp koruma altına alınmış ya da ailelerine geri verilmişlerdi.

Bu nedenle PKK/YPG’nin çocukları silah altına almasına zerre şaşırmıyorum.

Tam aksine, ön saflara süreceklerinden ve bunu bir propaganda malzemesi yapacaklarından kuşkum yok.

***********

YARGIYA TOPLUMSAL BASKI

FATİH Terim’in avukatı Rezan Epözdemir aradı.

Terim ile Futbol Federasyonu’nu karşı karşıya getiren mahkemede, TFF avukatına verdiği yanıtın gerekçesini aktardı:

“Verdiğim örnek yani ‘80 milyon kişi de federasyonun istifasını istiyor’ cümlesi aslında hukuki değil. Ama söylemek zorundaydım; çünkü federasyonun avukatlığını yapan meslektaşımın sözleri de hukuki değil ama mahkemeyi baskı altına almaya yönelikti. Ne yazık ki son dönemde mahkemelerde böyle bir hava hissetmeye başladık.

Bazı savunmalar veya suçlamalar tamamen toplumsal algı üzerinden yapılır olmaya başladı.

Yasaların içerikleri bir yana bırakılsın ve mevcut toplumsal hissiyat üzerinden ya da ülke ortamı üzerinden kararlar verilsin isteniyor. Bu hukuk açısından çok tehlikeli.

Yargı kararını yazılı yasalar üzerinden verir ve vermelidir. Diğeri hukuku, yargıyı ve hâkimi baskı altına almaktır ve hukuksuzluğun önünü açar. Özellikle genç hâkimlerimizin bu baskı altında doğru karar vermeleri zorlaşıyor ve zaman zaman etki altında kalabiliyorlar. Benim derdim buna dikkat çekmekti” dedi.

Haklı mı?

Haklı.

***********

ÖVGÜYE GEL

DÜN “Dünya Çalışan Kadınlar Günü”ydü ya, herkes kadınları kutladı.

Bol bol konuşma yapıldı ve genelde erkekler konuştular. Sanki hiç konuşmuyorlarmış gibi.

Beni en çok güldüren ise HSBC Bankası’nın eski genel müdürü Piraye Antika’nın TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “Kadınlarımız petrol ve doğalgazdan daha kıymetli bir hazine” sözlerine yanıtı oldu.

Antika, TOBB Başkanı’nın bu sözleri üzerine “Ne münasebetsiz bir övgü” tweet’ini attı.

***********

TÜH OSCAR’I KAÇIRDI

EMRAH Serbes’in iyi bir yazar, iyi bir senaryo yazarı olduğu malumdu da bu kadarını bilmiyordum.

Bir aileyi yok eden kazayı yaptıktan sonra suçu yanındaki kişiye atarak kaçmış, aylar sonra foyası ortaya çıkacağı anlaşıldığı zaman da “Vicdanımı dinleyip teslim oluyorum” diyerek suçu kabul etmişti.

Kazadan saatler sonra gittiği hastanede hâlâ alkollü olduğu anlaşıldığı için de dünkü mahkemede “Kazayı yaptığım sırada alkollü değildim. Hastaneye giderken yolda üzüntüden içtim” demiş.

Ben hayatımda böyle bir savunma ne duydum ne gördüm.

Böyle bir senaryo yazıp, bunu mahkemede anlatıp hâkimin ve bizim buna inanmamızı ummak için bu savunmayı yapmadan önce de içmiş olması lazım.

Böylesi bir yaratıcılıkla Emrah Serbes’in Oscar alacak bir senaryo yazması mümkünmüş meğer.

Tabii Oscar’da “absürt komedi senaryosu” diye bir dal olsaydı…

***********

JAPON BEREKETİ

GALATASARAY’da 2. başkan olduğum dönemde Uzakdoğu pazarında Galatasaray’a gelir sağlamak için Japon bir futbolcu arayışına girmiş ama alamamıştık.

İyi bir Japon futbolcu yıllar sonra nasip oldu Galatasaray’a.

Nagatomo.

Ve bunun ekmeğini Galatasaray’dan önce Bein Sports yemeye başladı.

Nagatomo’nun Galatasaray’a transferi üzerine, Bein Sports Japon televizyonlarına Türkiye Süper Ligi maçlarını satmak üzere anlaşma yapmış.

Acaba buradan Galatasaray’a da bir pay düşer mi?

***********

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yazdığımız şeyleri yazmadığımız, yazmadığımız şeyleri yazdığımız iddia edilmediği zaman.