Şaşıran var mı?

HAFTALAR, hatta belki aylar önce yazdım, “Zarrab davasını yurtdışındaki FETÖ diasporası kotarıyor” diye.

Kaçak FETÖ’cü savcı ve polislerin, Zarrab davasını açan savcılık ofisiyle 4 aydır birlikte çalıştıklarını yazdım.

Gelişmeler beni doğrular nitelikte.

Ancak savcılık, FETÖ’nün temin ettiği malzemenin tamamını kullanamıyor.

Sıkışırsa ileride bunları da masaya sürmesi mümkün olacak gibi.

Zarrab’ın ifadelerinden anladığımız kadarıyla, bu işteki yegâne namuslu kişi şu anda yargılanan Hakan Atilla imiş.

Tabii Zarrab’ın sözlerine inanırsak.

Olan hiçbir şey şaşırtıcı değil aslında.

Zarrab’ın Mart 2016’da yakalanmasından sonra tüm bunlar bekleniyordu.

O sıralarda köşem olmadığı için bir şey yazamamıştım ama 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra Danimarka’da yayın yapan “Kuzey” Gazetesi’yle yaptığım röportajda aynen şunları söylemiştim:

“FETÖ, Türkiye’ye ekonomik darbe vurmak istiyor ve bunun için işbirlikleri yapıyor. Cemaat’in bundan sonra asıl yapacağı yurtdışında bir Cemaat diasporası oluşturup Türkiye aleyhtarı çalışmalar yapmak olacaktır. Yıllardır Avrupa ve Amerika’da kurdukları bir ilişkiler ağı var. Buna çok emek ve çok para harcadılar. Onu devreye sokacak ve her platformda Türkiye’yi kötüleyecek, zor duruma düşürmeye çalışacaklar. İktidar partisi ve Cumhurbaşkanı demokrasiden uzaklaşırsa bu Cemaat diasporasının (FETÖ’nün) ekmeğine yağ sürer. Yok eğer demokrasi güçlenir ve tahkim edilirse Cemaat başarılı olamaz ve eriyip gider. Bunun kararını Sayın Cumhurbaşkanı verecek.”

Zarrab davası ve bunun giderek hukuk dışı bir dava haline dönüşmesi beni teyit ediyor.

Buradan çıkış yolunu ise 17 ay önce söylemişim.

Tekrarlamaya gerek yok.

***********

Yayınlanır tabii

CHP’nin Man Adası iddialarının medyada yer alması, hükümeti destekleyen medyada tepkilere neden oluyor.

Bu tepkileri anlamak mümkün değil.

Anamuhalefet partisi böylesi iddialar ortaya atıyorsa bu haberdir.

İddialar doğruysa da haberdir, yalansa da haberdir.

Tarafsız medyada hiç kimse, “Bu iddialar doğrudur” demiyor.

Sadece iddiaları dile getiriyor.

Üstelik bu iddialar doğru çıkmaz ise en büyük darbeyi anamuhalefet partisi yiyecek.

Doğru çıkması halinde ise bir Türkiye gerçeği olarak “hiçbir şey olmayacak”.

Bu nedenle iddiaları yayınlamaya bu öfke niye?

**********

Medya ve CHP

CHP, basın açıklamasını naklen yayınlamayan veya yayını yarıda kesen medyaya ateş püskürüyor.

Kendi açılarından haklı olsalar bile çok da haklı değiller.

İki nedenle.

Birincisi, iktidar olmak için medya desteğine ihtiyaç yok.

Hatta tam aksine, medya desteği bazen ters bile tepebiliyor.

Mevcut iktidar, medyaya rağmen iktidar oldu.

Ama şunu da unutmamak lazım, mevcut iktidar medyayla iktidarını koruyor.

Tabii CHP’nin kendine şunu sorması lazım:

“Medya CHP’ye niye güvensin?”

Mesela biz.

Başında olduğum, genel yayın yönetmenliğini yaptığım Sabah Gazetesi’ne ve bağlı televizyon kanallarına el konulduğu zaman Türkiye’de ilk kez bir medya grubuna yönelik böylesi haksız bir işlem yapılmıştı.

Üstelik işlem, yargı tarafından haksız bulunmuştu.

CHP’ye sormak isterim.

O gün bu konuda ne yaptınız, ne söylediniz?

Bu el koymayı Meclis gündemine taşıdınız mı?

Bununla ilgili bir gürültü yaptınız mı?

Bırakın gürültüyü, çıt çıkardınız mı?

Hatta belki de alıcı olması muhtemel medya gruplarından korkup susuyordunuz.

Türk medyasının işi o gün bitti.

Siz o sırada uyuyordunuz.

Bugün de pek uyanık olduğunuz söylenemez.

************

Kartal Yuvası’nda loca meselesi

BEŞİKTAŞ Başkanı Fikret Orman, Reza Zarrab’a tribünde loca sattığı için eleştiri yağmuru altında.

Bundan daha saçma bir suçlama olamaz.

Locanın satıldığı günlerde Reza Zarrab, Türkiye’deki iktidarın en sevdiği adam.

Cari açığı kapatan kişi.

O sırada Beşiktaş, stadını bitirmeye çalışıyor. Bunun için hükümetle olabildiğince iyi geçinmek zorunda.

Yani bu locayı satmazsa olmaz.

Üstelik de bedava vermemişler, 1.5 milyon liraya yakın para almışlar.

Burada eleştirilecek hiçbir şey yok.

Ha, Fikret Orman’ın kendi ticari işleri nedeniyle Zarrab’la bir ilişkisi varsa, yaptığı lüks konut projesinde Zarrab’la bilmediğimiz bir ilişkisi varsa o ayrı mevzu.

Onu araştırmak da savcıların işi.

*************

ALPTEKİN DE DİSNEYLAND’E GİDER Mİ?

DONALD Trump, ABD Başkanı seçildiği zaman, en yakınındaki ve en güvendiği kişi Michael Flynn’di.

Trump seçilir seçilmez ilk işi bu eski askeri, Ulusal Güvenlik Danışmanı yapmak oldu.

Türkiye’de bilinen tabirle Flynn, Trump’ın beyninin yarısıydı.

Ancak Flynn’in bombası erken patladı.

Başkanlık seçimleri öncesi Rusya’yla kurduğu ilişkiler ve Türk işadamı, TABA (Türk-Amerikan İşadamları Derneği) Başkanı Ekim Alptekin’den yarım milyon dolardan fazla “lobicilik” parası alması ve bunu gizlemesi sonucunda istifa etmek zorunda kaldı.

Ve hakkında bir dava açıldı.

Bu dava başlamadan önce önemli gelişmeler var.

Flynn, aynen Zarrab gibi “ötme” kararı aldı.

Bana sorarsanız bu dava, Türkiye açısından en az Zarrab davası kadar önem taşıyor ve bu dava zaten açıkça “siyasi” bir dava.

Burada Flynn’in Türkiye ile ilgili söyleyecekleri çok önemli.

Ekim Alptekin’den aldığı para, bu para karşılığında verdiği sözler ve Türk işadamının taleplerinin içeriği ortaya dökülecek.

Bu aşamada olabilecek kötü şeylerden biri ise Alptekin’in de ABD’ye Disneyland’e gitmeye karar vermesi olabilir.

Bir meslektaşımızın eşi olarak uzun yıllardır tanıdığım Ekim Alptekin’e tavsiyem, bugünlerde en fazla İstanbul’daki bir lunaparka gitmesi.

************

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kara gün dostu olamayanlar, kendi kara günlerinde dostluk beklemediği zaman.