Var mısın iddiaya Sayın Selvi!

DÜN Abdülkadir Selvi, köşesinde Abdullah Gül’ün Erdoğan’a rakip olarak Cumhurbaşkanlığı adayı olması yönünde çalışanlar bulunduğu iddiasını köşesine taşımış.

Zannederim birileri ya Abdülkadir Selvi’yi kandırıyor ya da Abdülkadir Selvi “ipe diziyor”.

Ben size söyleyeyim, mevcut tabloda Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na aday olma ihtimali sıfır değil, mutlak sıfırdır. Yani sıfırın altında 273’tür.

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı adaylığını ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkıp, “Ben Cumhurbaşkanı olmak istemiyorum. Benim ve partimin adayı kardeşim Abdullah Gül’dür” demesi halinde kabul eder.

Bunun dışında hiçbir şart ve durumda Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olması mümkün değildir.

Tüm muhalefet bir araya gelse, CHP ile MHP, hatta üzerine bir de MHP ile HDP anlaşsa ve üstüne üstlük Saadet Partisi de buna destek verdiğini söylese Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayı olmaz.

Abdülkadir Selvi ile bir takım elbisesine iddiaya girmeye hazırım.

Hem de o bana Mahmutpaşa’dan alsın, ben ona Tom Ford’dan.

**************

YENİ PARTİ MHP’YE ALTERNATİF DEĞİL

MERAL Akşener’in 1-2 ay içinde kuruluşunu tamamlayacağı tahmin edilen “yeni parti” çeşitli mahfillerde konuşulmaya başlandı.

Gördüğüm kadarıyla merkez sağın eski tüfeklerinden bazıları da bu kuruluşun içinde yer alacaklar.

Siyasette tecrübe elbette önemlidir, ama dünyadaki ve hatta Türkiye’deki trendler “yeni olmanın” ve “yeni vaatlerde bulunmanın” tecrübeden daha önemli olduğunu göstermeye başladı.

Bazıları Akşener’in kurmakta olduğu partiyi, MHP’ye alternatif olarak gösteriyor.

Partiyle ilgili ortalıkta henüz net bir şey olmamasına, kurucularının kimlikleri tam olarak açıklanmamasına, programı, vaatleri ortaya çıkmamasına rağmen ben bu “yeni parti”nin MHP’ye alternatif olduğunu ya da alacağı oyun tamamını MHP’den “çalacağını” hiç zannetmiyorum.

MHP son birkaç yıl içinde verebileceği kaybın büyük bölümünü zaten verdi. Ben “yeni parti”nin yüzde kaç oy alacağını tahmin edemem.

En azından şu anda böyle bir tahmin saçmalık olur.

Ancak şunu tahmin edebilirim.

Yeni parti, eğer doğru bir kurguya sahip olabilirse en fazla oyu, sırasıyla CHP’ye oy veren seçmenden, AK Parti’ye oy veren seçmenden ve üçüncü olarak da MHP’ye oy veren seçmenden alacaktır.

Bu partinin yüzde 30-40 civarında bir oyu CHP’den, yüzde 25-30 arasındaki oyu AK Parti’den, yüzde 20-25 civarındaki oyu da MHP’den gelecektir.

Akşener, HDP’ye oy veren seçmenden de yüzde 10 civarında bir oranda destek alabilir.

Tüm bu partilerden minimumları alsa bile, sandığa gitmeyen bir grup seçmeni de sandığa götürebilir.

Zaten barajı da ancak bu yolla aşabilir.

Siyasette alternatif ancak böyle olabilir.

Sadece MHP’ye alternatif olacak bir partinin barajı aşması imkânsız olduğu gibi, MHP’yi de barajın altına sürükleyebilir.

**************

VERGİDEN ÇIKAN TABLO

VERGİ rekortmenleri listesine şöyle bir bakınca bir şey dikkatimi çekti.

Listenin üst taraflarında bir tek bile “üretici” şirket yok.

Tamamı ya servis sağlayıcı ya aracı veya komisyoncu ya da enerji ithalatının iç pazardaki dağıtıcıları.

Sanayi üretim yapan şirketlerimiz vergi listelerinde yoklar.

En ilginci ise hem ihracatta hem de satışta rekorlar kıran otomotiv şirketleri, vergi şampiyonu şirketler listesinin üst basamaklarında kendilerine yer bulamamış.

Bankaların kârlılığı da kimseyi aldatmasın.

Onlar da yurtdışından ithal ettikleri parayı burada dağıtarak, özellikle de kamu tarafından yapılan veya yaptırılan yatırımların finansmanı sayesinde kârlı hale gelmişler.

İlerleyen yıllarda bu kârlılıklarını sürdürmeleri kolay değil.

Sonuç olarak vergi tablosu, Türkiye’nin doğru bir büyüme yolunda olmadığını gösteriyor.

İster katılın, ister katılmayın.

**************

‘ÖZBEK’LER TEKKESİ

GEÇEN hafta Habertürk ekonomi sayfalarında Galatasaray’ın mali açından nasıl bir çıkmazda olduğunu ve zararının bir önceki yıla göre neredeyse 5’e katlanarak 250 milyona dayandığını yazmıştım.

Benim verilerim, son denetim raporuna dayanıyordu.

Dün tüm takımlarımızın mali tabloları ortaya çıktı.

Borç konusunda üç büyüklerin tamamı birbirine çok yakın oranlarda borçlu.

Ancak zarar konusunda açık ara şampiyon bir takım var: Galatasaray.

Kulübün kötü yönetim sonucu ettiği zarar, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 100’e yakın oranda artmıştı.

Bu yıl ise tam bir facia.

Zarar 78 milyon 945 bin TL’den 297 milyon 91 bin TL’ye fırlamış.

“Her şey kontrol altında” diyen Dursun Özbek’in kulübü getirdiği nokta bu işte.

Bir önceki döneme göre zarar 4 kat artmış.

Kendisinden önceki dönemlere göre ise hemen hemen 10 kat.

Üstelik de bu bilançoda bu yıl yapılan çılgınca harcamaların hiçbiri yer almıyor.

Dursun Özbek ve kardeşi kulübü böyle yönetmeye devam ederse önümüzdeki yıl zarar 500 milyon TL’ye yaklaşacak demektir.

Kendisine, “Hep eleştiri yapardın, şimdi niye susuyorsun?” diyenlere, “Sabırlı olun” diyen Hayrettin Kozak bu tabloya ne der bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum. Özbek kardeşler, Galatasaray’ı kendilerine benzettiler. Babalarının kulübü olsa, böyle yönetmelerine babaları bile izin vermez.

**************

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Parayı kazanmak için değil, harcamak için kültür gerektiğini anladığımız zaman.