İptal, enayilik olurdu

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD gezisini iptal etsin mi?” tartışması kadar anlamsız bir tartışma olamaz.

Belki biliyorsunuz, Amerikan tarafı bu ziyareti daha geç, NATO Zirvesi sonrasına bırakmak istiyordu.

Ancak Türkiye daha erken görüşmek istedi ve randevuyu aldı.

ABD’deki Türkiye aleyhtarı lobi, yani Pentagon, bu görüşmeyi sabote etmek için her türlü adımı attı.

Onların da arzusu Türkiye Cumhurbaşkanı’nın geziyi iptal etmesiydi.

İptal, onların işine yarayacaktı.

Gidilmesi doğru harekettir.

Erdoğan’ın olumlu yönde Trump’ı etkilemesi çok muhtemeldir.

 

Budur

15 Temmuz darbe girişiminden çok çok önce, FETÖ’nün Emniyet yapılanmasını soruşturan savcıyla görüşmüş ve onun ağzından, “Bu devletin kendini savunmasıdır. Aynen 12 Eylül döneminde olduğu gibi; gerekirse 500 bin kişi gözaltına alınır, tutuklanır” dediğini yazmıştım. Savcı, Gülen örgütünün devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını, hiç ummadık yerlerde yapılandığını, temizlenmesinin çok kararlı bir mücadeleyle bile zor olduğunu anlatmıştı.

O sırada bu yazının tek etkisi, Zaman ve Taraf gibi gazetelerin beni ve bu sözleri eden savcıyı hedef alması olmuştu.

Sonrasında çok şeyler yaşandı.

FETÖ bir darbe girişiminde bile bulununca o gün yazdıklarımın anlamı daha net ortaya çıktı.

Darbe girişimi sonrası 500 bin kişi olmasa da on binlerce kişi tutuklandı, yüz binlerce kişi görevden alındı, soruşturmaya uğradı.

Haklılıkların yanında, haksızlıklar da yapıldı.

Açıkçası ben hâlâ bu mücadelenin iyi yapıldığı kanaatinde değilim.

Devlet aygıtı içindeki Gülencilerin hâlâ bu işi sulandırarak engellemeye çalıştığını görüyorum.

Geçen gün meselenin nasıl bir noktaya geldiğini gösteren çok hoş bir yazı geldi.

“1000 polisi gözaltına almaya giden 9000 polise açığa alındıkları haberini veren 50 amire gözaltı kararı veren 10 savcı hakkında tutuklama kararı veren 2 hâkim açığa alındı.” 

Ne yazık ki, işin geldiği veya getirildiği nokta budur.

FETÖ’nün istediği de budur.

 

Galaksinin merkezindeki Acun

ÇOK sevdiğim, çok cana yakın bulduğum Murat Boz’un geçtiğimiz günlerde çıktığı bir gece gezmesi, başına iş açtı.

Konu beni zerre ilgilendirmiyor.

Tavsiyem sizi de ilgilendirmesin.

Boz ve yanındaki Eser Yenenler bu meseleden hayli zararlı çıktılar niyeyse.

Her ikisi de çok yıprandı.

Benim bu meselede dikkatimi çeken başka bir şey var.

Ben buna “Acun etkisi” diyorum.

Muhabirlikten televizyon patronluğuna uzanan şahane bir başarı öyküsü yazan Acun Ilıcalı, hepimizin bildiği gibi bir “entourage” ile yaşıyor.

Acun ve yakın çevresi.

Bu “entourage”ın içinde pek çok ünlü sporcu, sanatçı, televizyoncu var.

Ve ilginç olan şu: Acun bu entourage’a pek iyi gelmiyor.

Mesela Arda.

Acun’un yanından ayrılmayan Arda’nın kariyeri ne yazık ki epey darbe aldı ve Barcelona’da baş aşağı gidiyor.

Mesela Ebru Gündeş. Şahane görünen bir evliliği vardı. Kocası Zarrab tutuklandı, Gündeş boşanma aşamasına gelip vazgeçti.

Mesela neredeyse çocukluğunu bildiğim Burcu Esmersoy. NTV’de çok iyi bir kariyere doğru ilerlerken Acun’un yanına geçti. Önce bir parladı, şimdi ise hâlâ popüler ama eski havası yok. “Bülent Ersoy’larla Hindistan’a gitti” diyeyim, gerisini siz düşünün.

Hülya Avşar, Acun’la çalıştıktan sonra ne bir dizi, ne bir film, ne de televizyon şovunda çok parlak sonuçlar alamadı.

Bu dizinin son halkaları da Murat Boz ile Eser Yenenler oldu.

Acun, bu çevresine iyilik yapmak, onları koruyup kollamak istiyor, orası kesin.

Ama ne yazık ki sonuç bu olmuyor.

Ilıcalı bir galaksinin merkezindeki kütlesi çok büyük bir kara delik gibi, çevresindeki yıldızları yutuyor…

 

Erkeklere kötü haber, yaşlı erkeklere moral

FRANSIZ aktör Vincent Cassel’den boşandığı günden bu yana adı kimseyle anılmayan Monica Bellucci ile yapılmış bir röportaj okudum.

Bellucci 52 yaşına gelmiş ve halinden çok memnun. “Kadınsı olmanın bin yolu var. Mesele yaydığınız enerjide, yaşta değil” demiş.

Fotoğraflara bakarsanız haklı. Bellucci bayağı bir enerji yüklü.

Gelelim kötü habere.

Bellucci, “Hayatımda bir erkek var” diyor.

Ancak yaşlanmaya başlayan erkekler için de iyi bir haberim var. Bellucci, “Bugün yüzünde kırışıklıklar oluşmuş bir erkek benim için daha ilgi çekici ve zamanın bedenlerinde oluşturduğu izler çok hoşuma gidiyor” diyor.

 

Ne Zaman Adam Oluruz?

Işığın parlaklığının değil, nereyi aydınlattığının önemli olduğunu anladığımız zaman.