Türk medyasını çürüten genler

Dinç Bilgin Efendi, yine sağda solda röportajlar veriyor,

Şirinlikler yapıyor,

Sahte belgelerle Sabah’a el koyulmasına neden olan ve TMSF’ye verdiği belgeler sahte çıktığı için İstanbul Cumhuriyet Savcılığının hakkında “Sahtecilikten” 8 yıl hapis istemiyle dava açtığı Dinç Bilgin,

Ama tabii yine de iyi bir hizmet yaptı,

Sahte belgelerle de olsa, Sabah’ı iktidara kazandırdı,

Bu nedenle olsa gerek borçlarında indirim yapılacakmış,

Bir dönem “Kara gün dostu” dediği adama sahte belgelerle kazık attı,

Şimdi bir zamanlar “O,,, çocukları” dediği adamlarla birlikte,

Yarın onlarla da kanlı bıçaklı olacağından kimsenin şüphesi yok,

Dinç Bilgin’in şahsiyeti hakkında en iyi bilgiyi eski bir avukatından aldım aslında,

Bir gün avukatıyla birlikte TMSF’ye gidiyorlar,

Dinç Bilgin yol boyunca TMSF Başkanına ve yöneticilerine sövüp duruyor,

Binaya girerlerken avukatı uyarıyor, “Dinç Bey, içerde böyle davranırsanız ben çıkar giderim, Sonuçta siz bu adamlara borçlusunuz,”

Dinç Bilgin TMSF’cilere bir küfür daha savuruyor ve avukatına “Merak etmeyin” diyor,

Ahmet Ertürk’ün odasına girdikleri zaman Dinç Bilgin’de müthiş bir değişim,

Boynu hafif bükük, Ezik, zavallı bir adam, Konuşurken gözlerinde yaşlar oluşuyor, İçinde bulunduğu sıkıntıları anlatıyor, ne kadar hatalı olduğunu, kandırıldığını söylüyor, Aman diliyor,

Görüşme bitiyor, Çıkıyorlar,

Dinç bilgin avukatına dönüyor, “İyi miydim?” diye soruyor,

Avukat şaşkın “Çok iyiydiniz, Şaşırdım” diyor,

Dinç Bilgin gerçeği açıklıyor, “Ben İngiltere’de iki yıl drama dersi aldım, Yönetim biliminin bir parçası olarak, Çok iyi oynarım” diyor,

Dinç Bilgin’in özü bu,

Yavuz Semerci’nin dediği gibi elinden tutan herkesi satmış, kullanıp atmış birisi,

Şimdi yine ortalıkta,

Büyük ihtimalle Aydın Doğan’ın Rekabet Kurulu kararı gereği elinden çıkarmak zorunda olduğu Vatan’a yeni paravan olacak,

Onun hazırlığını yapıyor,

Hiç unutulmasın ki, Türk basınında yozlaşma, ahlaki değerlerin erozyonu Dinç Bilgin’le başladı,

Erol Simavi gibi hakiki bir gazeteci patron Dinç Bilgin’in yöntemlerine ayak uyduramadığı için bu sektörden çıkmak zorunda kaldı,

Aydın Doğan onun sayesinde “Büyük gazete patronu” olabildi,

Medya eliyle güç simsarlığını Dinç Bilgin başlattı, Aydın Doğan daha iyisini yaptı,

Aydın Doğan’ın medya genetiğinde Dinç Bilgin kromozomları vardır, 

Dinç Bilgin’in Türkiye’ye nelere mal olduğunu hiç ama hiç unutmayın,   

 

 


Basit sorulara yanıt gelmez

Geçen haftanın son günü Cumhurbaşkanı Gül’ü gezdiği tekne için “Bu yat kimin?” diye sorduk,

Adını gazetelerde görememiştik,

Bir iki gazete yazmış,

Fettah Tamince’ye aitmiş,

Cumhurbaşkanı Gül daha önce de bu yatla gezermiş,

Bir araba küfür yedik,

“Sana ne lan, Cumhurbaşkanı sandala mı binsin” diyen,

Böyle tepki veren “Danalar” bilmez ama ben Türkiye’de milletvekillerinin, Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının yüksek maaş almasını savunan belki de tek yazarım,

Hatta isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın, Türkiye’nin ölçülerine yakışır boyutta kendi teknesi de olsun, Yabancı misafirler gerektiğinde onda ağırlansın,

Ama o ayrı bu ayrı,

Daha önce duymadıkları bir kelime olan demokrat kesilenlerin, daha önce karşı oldukları AB’yi referans alanların kültürü yoktur ama bilsinler ki, demokrasilerde ve AB’de böyle işlerin hesabı sorulur,

Oralarda da Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların onun bunun teknesiyle, onun bunun parasıyla yaptıkları tatiller “Rezalet” olarak tanımlanır,

Ben basit bu sual soruyorum,

Haftalığı yaklaşık 100 bin avro olan bir tekneye Cumhurbaşkanı kaç lira ödemiştir,

Ödemiş midir?

Ödediyse bu para Cumhurbaşkanlığı bütçesinden mi karşılanmıştır?

Ödemediyse bu durum Cumhurbaşkanlığına yakışan bir durum mudur?

Bu bir anlamda rüşvet sayılmaz mı?

Soruyorum ama biliyorum ki, bu sorularıma yanıt gelmeyecek,

Aynen Suudi Kralı’ndan ne hediyeler geldi sorusuna yanıt verilmediği gibi,

Sayın Cumhurbaşkanı’na Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü ne olmalıdır diye zor bir soru sorsaydım, sayfa sayfa yanıt gelirdi,

Çünkü o sorunu yanıtı hikaye,

Ama dediğim gibi bu soru da, hediye sorusu da basit bir sorular,

Ama yanıt gelmez,  

Çünkü bilirim ki, en zor sorular aslında en basit sorulardır, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Siyasi ahlak olmadan demokrasi olmayacağını anladığımız zaman